Esas No
E. 2020/9632
Karar No
K. 2023/3922
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

12. Ceza Dairesi

E. 2020/9632 K. 2023/3922 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/9632, K. 2023/3922, T. 12.10.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/9632
Karar No
2023/3922
Karar Tarihi
12.10.2023
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

12. Ceza Dairesi         2020/9632 E.  ,  2023/3922 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/300 E., 2016/200 K.
SUÇ: 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.11.2020 tarihli ve 2016/179009 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz isteği;

1.Kararın yasa hükümleri karşısında isabetsiz olduğuna,

2.Kararın bozulması gerektiğine,İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü

1."Sanıklar hakkında mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm delillere göre; sanıklar hakkında 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davasının açıldığı, yapılan araştırmalar neticesinde dava konusu taşınmaz olan sanık ...'nın mülkiyetinde bulunan ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Tatil Sitesi, 196/1 nolu ... Tatil Sitesi 845 parsel sayılı taşınmazın 2. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde kaldığı, suça konu taşınmaza ait tapu kaydına herhangi bir şerhin bulunmadığı, Muğla Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 10/02/2016 tarihli cevabi yazısında taşınmazın tescil ilanı ve ilgilisine tebliğine ilişkin herhangi bir bilge ve belgeye rastlanılmadığının belirtildiği, dosya kapsamında yapılan araştırmada taşınmazın sit alanında bulunduğuna dair herhangi bir ilan ve/veya sanığa tebligatın yapılmadığının anlaşıldığı, kolluk marifetiyle yapılan araştırmada taşınmazın sit alanında kaldığına dair herhangi bir ilanın ve/veya sanığa tebligatın yapılmadığının, taşınmazın sit alanında kaldığının çevrede bilinmediğinin tespit edildiği, ... Mahalle Muhtarlığının 05/08/2015 tarihli cevabi yazısında dava konusu taşınmazın sit alanında kaldığına ilişkin herhangi bir ilanın yapılmadığı belirtilmiş, sanıklar ... ve ...'nın mahkememiz huzurunda alınan beyanlarında özetle; suça konu taşınmazı 2014 yılında edindiklerini kendilerinin İstanbul'da ikamet ettiklerini ve ilk defa 2015 yazında suça konu taşınmaza geldiklerini ve evin oturulamayacak durumda olduğunu, tadilat yaptırmak zorunda kaldıklarını, taşınmazın sit alanında bulunduğunu bilmediklerini beyan etmişlerdir. Sanık ...'in mahkememiz huzurunda alınan beyanında özetle; taşınmazın banyo ve mutfak fayanslarının, su tesisatının, badana ve boyasının yapılması işleri ile ilgili 25.000 TL karşılığında diğer sanıklarla anlaştığını, tadilatlar için ruhsat alınıp alınmadığını bilmediğini beyan etmiştir.

Dosya kapsamında yapılan incelemede sanıklar ... ve ...'nın taşınmazın bulunduğu yerde ikamet etmemeleri, taşınmazı 2014 Eylül ayında satın aldıktan sonra 2015 yılında taşınmaza geldikleri, 25/02/2015 tarihinde zabıt tutulduğu, sanıkların ifadelerinin 29/05-06/2015 tarihinde alındığı, sanıkların bu tarihten sonra da inşaat yasağı söz konusu olduğundan herhangi bir inşaai faaliyette bulunmadıkları, 2016 yılında yapılan keşifte herhangi bir ekleme çıkartma yapılmadığı, böylece sanıkların suç işleme kastı ile devam etmedikleri, sit alanı olduğunu öğrendiği tarihte yapının da bitmiş olduğu dikkate alındığında suç işleme kastı ile hareket etmedikleri ve yine taşınmazın dosyada mübrez tapu kaydında da sit alanı olduğuna dair herhangi bir şerhin bulunmadığı, sanıklara herhangi bir duyuru ve tebligat yapılmadığı, böylece bu tarihlerin öncesinde de buranın sit alanı olduğunu bilecek durumda olmadıkları anlaşıldığından, sanıklar ... ve ...'nın beraatine karar vermek gerekmiş; diğer sanık ...'in, sanıklarla taşınmazın tadilatını yapmak üzere anlaştığı, buranın sit alanı olduğunu bilecek durumda olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş olup; sanıkların söz konusu olay sırasında suç işleme kastı ile hareket etmedikleri anlaşıldığından CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince yüklenen suç açısından sanıkların kastının bulunmaması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

" denilmektedir.

2.Sanık ... savunmasında; "Ben bu konuda daha önce Jandarma'da ifade vermiştim. Önceki ifadem aynen geçerlidir. Ben bu evi 8 Eylül 2014 tarihinde satın aldım. Ben evi satın alırken taşınmazın sit alanı içinde kaldığını bilmiyordum. Zira ne Datça Tapu Sicil Müdürlüğündeki kayıtlarda bir şerh vardı. Ne de bu konuda tarafıma yapılan bir tebligat vardı. Bu yüzden üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben evde genişleme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ev oturulabilecek gibi değildi. Tamirat gerekiyordu. Tamirat işleri ile eşim ilgileniyordu. Ne gibi tamiratlar yapıldığından benim bilgim yok. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilsin."demiştir.

3.Sanık ... savunmasında; "Ben daha önce Jandarma'da ifade vermiştim. Ancak o ifademdeki "... tatil sitesinin ikinci derece sit alanı içinde kaldığını biliyorum" şeklindeki beyanımı kabul etmiyorm sanırım ifadem alınırken kelime hatası yapılmış Benim ve eşimin o dönemde psikolojisi iyi değildi ve ben ifademi okumadan imzaladım. Kanaatimce bu husus yanlış anlaşılmıştır. Benim söylemek istediğim ... tatil sitesinin ikinci derece sit alanı içinde olduğunu bilseydim tamirat yaptırmazdım, ya da izin alır tamirat yaptırırdım şeklinde idi. Ben kesinlikle taşınmazın sit alanı içinde kaldığını bilmiyordum. Bu konuda tapu kayıtlarında bir şerh olmadığı gibi bana veya eşime de bir tebligat yapılmamıştır. 2014 yılı Eylül ayında taşınmazı satın almıştık ve tadilatlardan sonra ilk defa bu yaz, yani 2015 temmuz ayında evimize geldik. Ev oturulamayacak vaziyette olduğu için bu tadilatları yaptırmak mecburiyetinde idik. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum." demiştir.

4.Sanık ... savunmasında; "Ben daha önce kollukta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim..... ile ... tatil sitesinde bulunan 196/1 numaralı evin banyo ve mutfak fayanslarının, su tesisatının evin badana ve boyasının yapılması işleri ile ilgili 25.000 TL karşılığında anlaşmışık. Ben tadilatlar için ruhsat alınıp alınmadığını bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." demiştir.

5.Mahkemece mahallinde 23.02.2016 tarihinde keşif icra edilmiş olup, keşifte; iddianamede belirtildiği şekilde evin giriş kısmının kapatılmak suretiyle oda olarak kullanıldığı ve kapalı alan olarak tadilat yapıldığı, dış kısmının da beyaz badanalı olduğunun gözlemlendiği anlaşılmıştır.

6.Keşif neticesinde alınan fen bilirkişisi raporu ile dava konusu yerin II. derece doğal sit alanında kaldığı tespit edilmiştir. Mimar bilirkişi raporunda, orijinal projeye aykırı olarak konutun teras olarak kullanılan 3.30 m eninde 3.30 m boyundaki hayat bölümünün kapalı alan haline dönüştürüldüğü, yapılan imalat ile kapalı alan oluşturularak konut alanı büyütüldüğü için kapsamlı tadilat niteliğinde olduğu, 2863 sayılı Kanun'a muhalefet edildiği belirtilmiştir.

7.UYAP sisteminde yapılan incelemede, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının Emecik Köyünde ve Datça Belediye Başkanlığında mutad vasıtalarla ilan edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

A. Sanıklar ...

ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Açısından;

Dava konusu, II. derece doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazda 3.30 m uzunluğunda, 3.30 m eninde hayatın kapalı alana dahil edilerek bağımsız bölümün büyütüldüğünün tespit edildiği, dava konusu taşınmazın tapuda sanık ... adına kayıtlı olduğu, edinme tarihinin 08.09.2014 tarihi olduğu, tapuda dava konusu yerin sit alanında kaldığına dair şerh bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'nın üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, İstanbul'da ikamet ettiklerini, 2014 yılında dava konusu yeri satın aldıklarını, eski olması nedeniyle ... ile anlaşarak tamirat yaptırdıklarını, sit alanı olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, sanık ...'nın 1992 yılından itibaren Amerikan Hastanesinde doktor olarak çalıştığını gösterir belgeler ibraz ettiği, aynı zamanda İstanbul'da ikamet ettiklerine dair belge ibraz ettikleri, her ne kadar dava konusu yerin sit alanı olduğuna dair kurul kararı mahallinde ilan edilmiş ise de; sanıklar ... ve ...'in UYAP sistemi üzerinden alınan adres bilgilerinde İstanbul’da ikamet ettiklerinin görüldüğü, bu hali ile sanıkların dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece sanıkların beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık ...

Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;

1.2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;

Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;

Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;

Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilmediğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; dosya kapsamının UYAP sisteminden incelenmesinde, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının Emecik Köyünde ve Datça Belediye Başkanlığında mutad vasıtalarla ilan edildiği, sanık ...’ın UYAP sistemi üzerinden alınan adres bilgilerinde 2007 yılından bu yana adresinin Datça olarak göründüğü, aynı zamanda sanık ...'ın yine Aktur Sitesinde müteahhit olarak 27.12.2013 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle, 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan yargılandığı, bu hali ile sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiği konusunda tereddüt kalmadığı anlaşılmakla, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporu ile müdahalenin esaslı müdahale olduğunun tespit edildiği, ancak sit alanında zarar verilip verilmediğinin belirlenmediği göz önüne alınarak, mahallinde arkeolog ve sanat tarihçi bilirkişi refakatinde yeniden keşif icrası ile, dava konusu eylem neticesinde zarar meydana gelip gelmediği hususları tereddütsüz şekilde belirlenerek, zararın mevcudiyetinin tespiti durumunda sanığın 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca, eylemin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanun'un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin dördüncü fıkrası; yokluğu halinde ise aynı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanıklar ...

ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Açısından;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık ...

Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2023 tarihinde karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog