Esas No
E. 2011/24505
Karar No
K. 2012/12177
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

12. Ceza Dairesi         2011/24505 E.  ,  2012/12177 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Dava : Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat

Hüküm : Davanın reddi

Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ 2011/24505

Davacının 1989 yılında 8 yaşındayken terör örgütünce kaçırılıp alıkonulduğu, 2007 yılında Türkiye ye giriş yaparak kendiliğinden teslim olduğu, bu suretle üzerine atılı örgüt üyeliği suçunu işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açılmış, mahkemece sanığın eylemi sabit ise de daha önceki pişmanlık yasalarından yaralanmayan, örgütün üst düzey yöneticisi konumunda olmayan ve örgüt içinde bulunduğu süre içinde herhangi bir silahlı eyleme katılmadığı ve kendiliğinden örgütten kaçarak teslim olduğu, pişman olup etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirttiğinden sanık hakkında TCK’nın 221/2. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiştir.

Sanık bu dava nedeniyle 5 ay 5 gün tutuklu kalmıştır.

Davacının tutuklu kaldığı günler için istediği tazminat ile ilgili olarak mahalli mahkeme CMK’nın 141/1-c maddesinde “kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebilirler” hükmüne yer verildiği, davacının beraatine karar verilmediği, aksine TCK’nın 221/2. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına karar verildiğinden bahisle tazminat talebinin reddine karar vermiş, karar dairemizce onanmıştır. Aşağıdaki gerekçelerle onama kararının yerinde olmadığını, kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

CMK’nın 144. maddesinde tazminat isteyemeyecek kişiler arasında “Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler” de sayılmıştır. Bir kimsenin kusurluluğundan söz edebilmek için o kişinin kusur yeteneğinin bulunması, yani failin kusurlu davranabilme kabiliyetine sahip olması gerekir.

Kusur yeteneği (isnat kabiliyeti) doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayırabilme ve buna göre davranabilme kabiliyetidir. Yani haksızlığı anlayabilme ve bu anlayışa göre davranabilme yeteneğinin bulunması gerekir. Bütün insanların kusur yeteneğine (isnat kabiliyetine) sahip olduğu kanuni karine olarak kabul edilmiştir. Bunun yanında ise bu kusur yeteneğini doğrudan kaldırdığına inanılan olgularda kabul edilmiştir. Bunlar

1.Belirli bir yaşın altında olanlar (Yaş küçüklüğü).

2.Akıl hastalığı olanlar.

3.Sağır dilsizler.

4.Geçici nedenler altında olanlar.

5.Alkol-uyuşturucu madde etkisi altında olanlar.

Kusur yeteneğini hiçbir işleme gerek kalmadan kaldıran bu beş halden birisinin bulunması halinde,

CMK’nın 223/3-a son maddesi ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini kabul etmiştir. Yine aynı fıkranın b, c ve d bentlerinde diğer ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi halleri kabul edilmiştir.

CMK’nın 144.maddesi ise sadece isnat yeteneği ile ilgili olan CMK’nın 223/3-a maddesindeki “Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması” hallerde tazminat verilemeyeceğini kabul etmiştir. İşte CMK’nın 144/1-d. maddesinde belirtilen kusur yeteneğinin bulunmaması halleri olarak sayılan bu haller bakımından kanuna uygun olarak tutuklanan ve yakalanan kişiler hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde tazminat istenemeyeceği öngörülmüştür. Kusur yeteneği olmayan kişinin eylemi suç vasfını korumakta, sadece ceza hukuku açısından kişiye ceza verilmemektedir.

Dava konusu olay bakımından baktığımızda da sanık tutuklandıktan sonra bu isnat yeteneklerinin yokluğu nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmemiştir. Davacının yaşı büyük, akıl hastası değil, geçici nedenler altında olma, alkol veya uyuşturucu madde kullanma etkisi altında olma durumu yok. Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle verilen nihai karar için tazminat verilmemesinin sebebi kusurluluğu kaldıran olguların olup olmadığı ancak yargılama aşamasında belli olacak olduğundan baştan koruma tedbirinin uygulanmasının haklı olduğu gerekçesi varıdır.

Davacının yargılandığı ceza davasında ise davacının kamu barışına karşı işlediği suç nedeniyle etkin pişmanlığı bulunduğundan TCK’nın 221/2. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiştir.

Burada hukuka uygunluk sebebi olan ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden bulunmaktadır. Bu haliyle baştan beri hukuka uygunluk sebebi içinde bulunan davacının tutuklanması söz konusudur. Buda haksız bir tutuklamadır. Yani kanunda belirtilen tutuklama koşulları baştan beri oluşmamış olduğundan CMK’nın 141/a maddesi kapsamında yapılan bu haksız tutuklama nedeniyle tazminat verilmesi gerekir. Tüm açıklanan bu nedenlerden dolayı davacıya tazminat verilmesini öngören mahalli mahkeme kararı yerinde olduğundan onanması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.