10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/6134 E. , 2023/6930 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki itibari hizmet süresi tespiti ve yaşlılık aylığı tahsisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvuruları neticesinde davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ...
12.İş Mahkemesi'nin, 26.10.2016 tarihli, 2014/420 E, 2016/407 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; önceki kararda direnilmesine, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı işverene ait işyerinde matbaa makine operatörü olarak 09.07.1992–20.02.2014 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işyerindeki tüm çalışmalarının işyeri ve işin niteliği itibariyle 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesindeki koşulları taşıdığını ancak hizmetlerinin davalı Kuruma Ek 5 inci madde kapsamında bildirilmediğini, davalı işyerinde çalışmaya başladığı 09.07.1992 tarihi ile 01.10.2008 tarihleri arasında 5574 gün itibari hizmete tabi çalışmasının olduğunu, öte yandan müvekkilinin itibari hizmet süresi olan 3 yıl 10 ay 13 günün yaş haddinin dolduğu 23.12.2018 tarihinden düşüldüğünde 10.02.2015 tarihinde emekliliği hak edeceği ve izleyen ilk ay başı olan 01.03.2015 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya ait işyerinde geçen hizmetlerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesi kapsamına girdiğinin ve itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile bilirkişi tarafından yapılacak hesaplama sonucunda emeklilik tarihi ile bu tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... (Kurum/SGK) vekili cevap dilekçesinde; itibari hizmet süresinden istifade edebilmek için sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışması ve çalışılan yerde 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesinin II numaralı bendinin (a-f) alt bentlerinde belirlenen yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin gerçekleşmiş bulunması gerektiğini ayrıca itibari hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Molaypak Tifdruk Baskı Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirkette 09.07.1992–16.09.2007 ve 01.10.2007–20.02.2014 tarihleri arasında matbaa makine operatörü olarak çalıştığını, işyerinde montajcı, baskı operatörü, harmancı, giyotin ustası, etiketçi vs. farklı meslek kollarının olduğunu, teknik anlamda sadece baskı operatörlerinin matbaacı konumunda bulunduğunu, davacının hâlen aktif çalışan olmadığı için itibari hizmet tespitinde hukukî yararının bulunmadığını ve taleplerinin de zamanaşımına uğradığını öte yandan 01.10.2008 tarihinde yapılan Kanun değişikliği ile matbaa işyerleri ve benzerlerinin itibari hizmet gerektiren işyerleri kapsamından çıkarıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2016 tarihli ve 2014/420 E., 2016/407 K. sayılı kararı ile; davacının, işyerinde yaptığı işin 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesi kapsamında bulunduğu, buna göre 09.07.1992 tarihi ile 506 sayılı Kanun’un yürürlükten kalktığı 30.09.2008 tarihi arasındaki toplam 5574 günlük fiili çalışma süresinin %25’i oranında olmak üzere 1393 gün (3 yıl 10 ay 13 gün) itibari hizmet süresinden yararlanabileceği öte yandan davacının davalı Kurumdan yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içinde mevcut olmadığı ancak Yargıtayın yerleşik uygulamaları ve usul ekonomisi gözetilerek dava dilekçesinin tahsis talep dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği bu durumda davanın açıldığı 09.07.2014 tarihi itibariyle tahsis talebinde bulunduğu kabul edilerek 23.12.1968 doğumlu davacının 18 yaşını ikmal ettiği 23.12.1986 sigortalılık başlangıç tarihine göre itibari hizmet süresinin sigortalılık süresi ve yaş koşulunda dikkate alınması suretiyle 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-d maddesinde öngörülen koşulların her üçünü birden yerine getirdiği anlaşıldığından 09.07.2014 tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili, baskı operatörü dışındaki çalışanların itibari hizmet süresinden yararlanma olanağının bulunmadığını, davacının itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir işte ve maddenin aradığı etkenlere maruz kalarak çalışmadığını beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Kurum vekili, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi koşullarının davacı yönünden gerçekleştiğinin kanıtlanmadığı ve aylık koşullarının da gerçekleşmediğini beyanla, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 19.04.2017 tarihli ve 2017/98 E., 2017/492 K. sayılı kararı ile; 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesindeki düzenleme uyarınca davacının itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarına sahip olduğu, yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşulların tahsis talep tarihinde Kurum kayıtlarında yer alan prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi gözetilerek belirlenmesi gereğini öngören yasal zorunluluk karşısında eldeki dava sonucu kazanılacak sigortalılık süresinin konuya ilişkin tespit hükmü kesinleştikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aylık koşullarının belirlenmesinde gözetilebilecek sigortalılık süresi niteliğini kazanacağından talep tarihindeki koşullara göre aylık isteminin reddi konusundaki Kurum işleminde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda davacının 09.07.1992-30.09.2008 tarihleri arası dönemdeki 5574 günlük itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir çalışması karşılığı oluşan tüm itibari hizmet süresinin, 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresine eklenmesi ve 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi kapsamındaki koşulların 23.05.2002 tarihi itibariyle hak kazanılmamış itibari hizmet süresi de hesaba katılarak belirlenmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 15.10.2019 tarihli ve 2017/3349 E., 2019/7420 K. sayılı kararı ile; "1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 09.07.1992-30.09.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait matbaa işyerinde, tifdruk baskı makinesi operatörü olarak çalıştığı, bu çalışmaları esnasında solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelere maruz kaldığının tespiti üzerine dava edilen süre zarfında itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarına sahip olduğu, bu kapsamda geçen toplam 5574 günlük fiili çalışma süresine 506 sayılı Kanun'un ek-5 inci maddesi uyarınca % 25 oranına göre belirlenen 1393 günün, itibari hizmet süresi olarak salt sigortalılık süresine eklenmesi gereğinin tespitine karar verildiği ancak yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşulların, tahsis talep tarihinde Kurum kayıtlarında yer alan prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden bahisle, eldeki dava sonucu kazanılacak sigortalılık süresinin tespitine ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra yaşlılık aylığı bağlanmasında gözetilebileceği gerekçesi ile tahsis talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; yargılama sonucunda belirlenen itibari hizmet süresinin, davacının eldeki davada ikinci talebi olan yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesi talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun “Hükmün kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinin 2 nci bendinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlenmesi gereği davacının tüm talepleri hakkında, yargılama sonucu varılan tespitler doğrultusunda ve özellikle eldeki davada belirlenen itibari hizmet süresinin yaşlılık aylığı tahsisinde gözetilmesi için kesinleşmesinin gerekmemesine göre, mevcut fiili hizmet ve tespit sonucu belirlenen itibari hizmet sürelerine göre tahsisi koşullarının da irdelenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 04.03.2020 tarihli ve 2020/175 E., 2020/413 K. sayılı kararı ile; sigortalılık süresi tespitine ilişkin davaların yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesindeki düzenlemelerde prim ödeme gün sayılarının mahkeme kararı ile belirlendikten sonra Kurum tarafından gözetilme zorunluluğu ortaya konulmuş olup itibari hizmet süresi sonucu elde edilen sigortalılık süresi eklenmeksizin davacı yönünden yaşlılık aylığı koşullarının gerçekleşmediği çekişmesiz ve sigortalı özlük dosyasındaki kayıtlarla sabit iken bu konuda herhangi bir tereddüt bulunmadığı gibi dava yoluyla edinilen sigortalılık sürelerinin değerlendirilmesi yöntemini öngören açık yasal düzenleme karşısında bildirimi yapılmamış sürelerin, kesinleşmiş hükme konu olmadan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınması mümkün değilken eldeki davaya konu sürenin yine aynı davada talep edilen aylık koşullarının belirlenmesinde esas alınması gereğini öngören bozma ilamındaki yaklaşımın kabulüne olanak bulunmadığı ayrıca aylık koşullarının tahsis tarihi itibariyle incelenmesine ilişkin zorunluluk karşısında kesinleşmemiş hükümle elde edilen sigortalılık süresinin eldeki davaya konu yaşlılık aylığı koşullarının oluşumunda dikkate alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2022 tarih, E.2020/10-575 K.2022/1298 sayılı kararında, uyuşmazlığı itibari hizmet süresinin tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemiyle açılan eldeki davada yargılama sonucunda tespit edilen itibari hizmet süresinin kesinleşmeden davacının ikinci talebi olan yaşlılık aylığı tahsisi talebi yönünden dikkate alınmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı, somut olayda; itibari hizmet süresinin tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince itibari hizmet süresinin tespiti yönünden verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu ancak yaşlılık aylığı bağlanması istemi yönünden usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekillerinin kararı temyizi üzerine davalıların temyiz itirazları reddedilerek kararın tespit edilen itibari hizmet süresinin yaşlılık aylığı bağlanması talebinde de değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davacı lehine bozulduğu, görüldüğü üzere tespit edilen itibari hizmet süresi tespiti yönünden uyuşmazlık bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; itibari hizmet süresinin tespiti davalarının niteliği ve doğurduğu sonuçlar karşısında eldeki davada belirlenen itibari hizmet süresinin yaşlılık aylığı hesabında gözetilmesi için kesinleşmesinin gerekmemesine göre tespit sonucu belirlenen itibari hizmet süreleri de dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis koşullarının irdelenmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, davacının davalı işveren Molaypak Tiftruk Baskı Ambalaj San. Tic. A.Ş.'ye ait 114811.35 sicil sayılı işyerinde 09.07.1992-30.09.2008 tarihleri arasında geçen toplam 5574 günlük fiili çalışma süresinin, 506 sayılı Kanun'un Ek 5/II maddesi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir koşullarda geçtiği ve 506 sayılı Kanun'un ek-5 inci maddesi uyarınca % 25 oranına göre belirlenen 1393 günün, itibari hizmet süresi olarak salt sigortalılık süresine eklenmesi gereğinin tespitine, davacıya 506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanunla değişik geçici 81/B-d maddesi uyarınca dava tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Davalı şirket vekili, davacının çalışmalarının usulüne uygun olarak tam bildirildiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itibari hizmet süresi tespiti ve yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 506 sayılı Kanun'un Ek Madde 5 inci, 506 sayılı Kanun'un 81 inci, Ek Madde 39 uncu maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İnceleme konusu davada, 23.12.1968 doğumlu olan davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık başlangıç tarihinin 23.12.1986 olduğu, 3 yıl 10 ay 13 gün itibari hizmet süresinin bulunduğu ve ilk kez dava dilekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanunla değişik Geçici 81/B-g maddesine göre, 23.05.2002 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkek sigortalıların 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün prim ödemiş bulunmaları gerekmektedir.
Bu kapsamda davacıya bağlanacak yaşlılık aylığının başlangıç tarihinin belirlenmesinde, Ek 39 uncu madde gereği, 3 yıl 10 ay 13 gün itibari hizmet süresinin sadece yaş haddinden indirilmesi mümkün olduğundan, davacı 10.02.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince yaşlılık aylığının başlangıç tarihinin hesaplanmasında, itibari hizmet süresinin sadece yaş haddinden indirilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımlarının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesinin Hükmünün 2 numaralı bendinde bulunan "01.08.2014" ibaresinin silinerek yerine "01.03.2015" ibaresinin yazılarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.