12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2023/2494 E. , 2023/4516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2021/30 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve beşinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 45 gün süre ile avukatlık mesleğinden doğan hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.
2.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/468 Esas, 2022/1228 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine verilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.03.2023 tarihli ve 2022/99274 sayılı ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın iki aydan az süre içinde icra alacağı ile ilgili olarak katılanı 6 kez araması ve katılana 13 adet mesaj göndermesi suretiyle kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işlediğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1."Sanığın katılan ...’ı sanık adına kayıtlı 05511300940, 05050967819, 05325482349, 05050968219 numaralı telefonlardan, ING Banka olan kredi borcundan kaynaklı olarak 23.02.2010 - 11.04.2019 tarihleri arasında 6 kez aradığı ve sahibi olduğu Arman Hukuk isimli hukuk bürosundan 12.02.2019 - 16.04.2019 tarihleri arasında katılana 13 kez mesaj gönderildiği, İstanbul Barosu Başkanlığının 13.06.2019 tarih ve 44528 sayılı yazısına göre; sanık ...'ın 47654 sicil numarasıyla İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığı, 25.12.2019 tarih ve 68215580-101-05-58-2019/9279-AVK/70528 sayılı yazı ile sanık Av. ... hakkında "25/10/2018 ilâ 16/04/2019 tarihleri arasında haciz işleminden bahisle 13 adet mesaj gönderip 6 adet arama yapmak suretiyle borçluyu rahatsız ettiği" iddiasına ilişkin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 58/1. maddesi gereğince soruşturma izni verildiği, İstanbul 11. İcra Dairesinin 2019/4543 esas sayılı dosyasının şikayet konusu iddiaya münhasıran yapılan incelemesinde; alacaklı ING Bank A.Ş vekili sanık tarafından, borçlu katılan hakkında icra takibinin başlatıldığının anlaşıldığı, sanığın savunmasında özetle müvekkili olduğu kurumun alacağını tahsil etmek amacıyla katılanın farklı günlerde bir kaç kez arandığını, ancak katılana ulaşılamadığı için farklı zaman dilimlerinde arandığını ve müvekkili bankanın yapmış olduğu faiz indirimi kampanyalarından haberdar etmek için katılana mesaj gönderildiğini, katılanın çağrı kayıtlarında hakaret içeren beyanlarda bulunduğunu şikayetçi olacağını anladığından kendisinden şikayetçi olduğunu, amacın katılanın huzur ve sükununu bozmak olmadığını beyan ettiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 13/06/2019 tarih ve 29234571-401.02.01-2019.383232 sayılı yazısına göre; katılanın kullandığı 0542 893 77 50 numaralı telefonun 23/02/2019-11/04/2019 tarihleri arasında sanık adına kayıtlı telefon hatları ile 6 kez arandığı, "ArmanHukuk" isimli kullanıcı tarafından 12/02/2019-16/04/2019 tarihler arasında 13 mesaj gönderildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla dosya bütünüyle incelendiğinde; sanığın, katılanı, müvekkili kurumun icra alacağı ile ilgili 23/02/2019-11/04/2019 tarihleri arasında sanık adına kayıtlı telefon hatları ile 6 kez aradığı ve sahibi olduğu Arman Hukuk bürosu aracılığıyla, 12/02/2019-16/04/2019 tarihler arasında katılana 13 mesaj gönderildiği böylelikle sanığın ısrarlı bir şekilde 43 saniye ile 413 saniye arasında değişen sürelerle değişik tarihlerde arayıp sms atarak, huzur ve sükunu bozan eylemlerinde ısrarcı olduğu anlaşılmakla, sanık tarafından yapılan aramaların ve gönderilen mesajların yoğunluğunun kişinin huzur ve sükununu bozacak boyuta ulaştığı sabit görülerek sanığın kişinin huzur ve sükunu bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir." biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Sanık savunmasında, "Ben avukatlık yaparım, İNG Bank icra işlerini takip ederim, ayrıca çağrı merkezimiz var, ben müşteki...'ı tanımıyorum, İNG bank icra dosyası takibi dolayısıyla mesaj ve aramalar gerçekleşmiştir, sonrası araştırmalarımızda söz çağrı kayıtlarını inceledik, hakaretler olduğunu gördük, çağrı merkezinde ki arkadaş suç duyurusunda bulunabiliriz deyince sanırım müşteki panikleyip bizim hakkımızda şikayette bulunmuş, oysa ki biz böyle bir işlem yapmamıştık, ben avukatlık işimi yaptım, herhangi bir suç kastım yoktur, ayrıca ben telefon ile de görüşmedim, çağrı merkezindeki telefonlar üzerime kayıtlıdır, bu nedenle karşınızdayım, hatta biz telefondaki konuşmalarda müştekinin hakaretlerini dinleyince sonradan şikayette bulunduk hakkında dava açıldı, şuanda dava derdesttir, henüz sonuçlanmadı, bu olayla ilgili olarak dava konusu olayda 2018 Ekim ile 2019 Nisan arasında uzun bir sürede borcun tahsili amacıyla 13 adet mesaj ve 6 adet arama oldukça makuldür, hatta mesaj içerikleri de müşteki lehine bildirim şeklindedir, mesaj içerikleri doğrudur, benim suç kastım yoktur, müştekinin huzur ve sükunun bozmadım, hatta onun benim hakkımdaki sözlerini bu dava sonrası öğrendim ve dava açtım, ben avukatım, işimi yaptım, işimi yaparken mesaj ve arama yapmak en doğal görevimdir, beraatimi talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Katılan aşamalarındaki beyanında, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Avukat olan sanığa ait hukuk bürosundan, katılan ...'ın icra takibine konu kredi borcu nedeniyle 23.02.2010 - 11.04.2019 tarihleri arasında 6 kez arandığı ve 12.02.2019 - 16.04.2019 tarihleri arasında 13 kez mesaj gönderildiği, telefonda katılan ile konuşan ve kim oldukları belirlenmeyen hukuk bürosu çalışanlarının bu şekilde katılanı periyodik şekilde ısrarla aramak suretiyle rahatsızlık verdikleri sabit görülerek hukuk bürosunun sahibi avukat sanık ... hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın sanık müdafii tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi, belirli bağımlı hareketlerle kişilerin huzur ve sükûnlarının bozulması hususunda gösterilen çabaları cezalandırmaktadır. Suçun maddi unsuru bir kimseye ısrarla, gece gündüz demeden telefon edilmesi veya ona karşı ısrarla gürültü yapılmasıdır. Örneğin oturulan apartmanın alt veya üst katında sürekli olarak öteberi çalarak gürültü yapılması gibi. Ancak bu hareketlerin sırf mağdurun huzur ve sükununu bozmak maksadıyla yapılması gerekmektedir. Böylece madde, suçun oluşması için özel bir maksatla hareket edilmesi şartını getirmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bu suç tanımıyla cezalandırılan fiiller, kişiler üzerinde uygulanacak maddi veya cebri bir müdahale niteliği taşımamaktadır. Bu suç tanımı ile, kişilerin psikolojik, ruhsal sükûn içinde yaşama hakkı korunmaktadır. Sanık savunmasında avukatlık yaptığını, İNG Bank'ın icra işlerini takip ettiğini, ayrıca çağrı merkezlerinin olduğunu, katılanı tanımadığını, İNG Bank icra dosyası takibi dolayısıyla mesaj ve aramaların gerçekleştiğini, herhangi bir suç kastının olmadığını, ayrıca kendisinin telefon ile de görüşmediğini, çağrı merkezindeki telefonların üzerine kayıtlı olduğunu, bu olayla ilgili olarak uzun sayılabilecek bir süre içerisinde borcun tahsili amacıyla 13 adet mesaj ve 6 adet aramanın oldukça makul olduğunu, mesajların toplu olarak bütün borçlulara gönderildiğini, mesaj içeriklerinin de müşteki lehine bildirim şeklinde olduğunu beyan etmiştir. Dosya içerisindeki mesaj çıktılarına göre mesajların katılana özel gönderilmiş mesajlar olmayıp, benzer durumdakiler için genel bilgilendirme mesajları olduğu; sanık tarafından sunulan konuşma içeriklerine göre 6 adet aramanın bazılarının uzun süreli görüşmeler olduğu, karşılıklı soru cevap şeklinde ilerlediği, katılanın bilgi almak istediği konularda sorular yönelttiği, konuşmayı katılanın kendisinin sürdürdüğü, bazı aramalarda karşı tarafın kendisini tanıtması üzerine telefonu kapattığı, bir aramada da katılanın hakaret anlamına gelebilecek ifadeler kullandığı, sanık müdafinin istinaf dilekçesinde olayın bu kısmıyla ilgili ayrıca şikayette bulunduklarını belirttiği görülmüştür. Dosyamızdaki hukuki sorun, sanığın müvekkilinin alacağına ilişkin olarak katılanı farklı tarihlerde toplam 6 kez telefonla araması ve 13 adet mesaj göndermesinin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Suçun manevi unsurunun oluşması için, telefon etmenin sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla yapılması gerekmektedir. Bu amaçla yapılmayan telefon etmeler bu suçu oluşturmamaktadır. Buna göre; avukat olan sanığın bürosundaki çalışanlar tarafından sanığın müvekkilinin alacağına konu icra takibiyle ilgili kısmi ödeme veya taksitlendirme konusunda görüşme yapmak amacıyla katılanın telefonla aranması, aramaların HTS kayıtlarına göre yaklaşık iki aylık bir süre içerisinde 6 kez yapılması, 6 aramanın bazılarında katılanın telefonu kapatması nedeniyle görüşme yapılamadığı da gözetildiğinde toplam sayı ve zaman aralığı itibariyle aramaların ısrarlı arama olarak görülemeyecek olması, toplu mesajların tamamının taksit-kredi kampanyası gibi bilgilendirme amaçlı olması dikkate alındığında, istinaf incelemesine konu olaya ilişkin olarak eylemin bilgilendirme boyutunu aşacak düzeyde olduğunun ve sırf huzur bozma amacıyla yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı, bu haliyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunarak; Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/30 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde, beraat kararı verilmesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz. " şeklindeki düzenleme göz önünde bulunarak; tebliğnamede temyiz isteminin reddini öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/468 Esas, 2022/1228 Karar sayılı kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.