3. Hukuk Dairesi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1937 - 2023/1517
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2022
NUMARASI : 2021/16 Esas - 2022/392 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
Av. ...[...] UETS
Av. ...[...] UETS
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının maliki bulunduğu, sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın 22.01.2020 tarihinde kazasını fark ederek durduğunu, arkadan gelen ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın duramayarak davacının aracına arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ekspertiz tarafından tutulan raporda ve kaza tespit tutanaklarından ... plakalı aracın kusurlu, davacının kusursuz olduğunun anlaşıldığını, kaza tarihine kadar aracın değişen her hangi bir parçası bulunmadığını, aracın kilometresi, özellikleri, modeli ve emsallerinin değerleri göz önünde bulundurulduğunda kaza sonrası ciddi bir değer kaybı meydana geldiğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun neticesiz kaldığını, davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığını, meydana gelen kaza nedeni ile araçta oluşan değer kaybı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca davalı tarafından yapılmış olan ulaşım masrafının ödenmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı yanında aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile uğranılan zararın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 6000TL’nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 09.04.2021 tarihli dilekçesi ile 6.000,00 TL lik talebini 5.950,00 TL değer kaybı, 50,00 TL ulaşım gideri olarak ayrıştırmıştır.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaati olmadığını, başvuru şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, davacının eksik evrakları tamamlamak yerine direkt olarak dava açmayı tercih ettiğini, bu sebeple de davalı şirketin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirleyebilmesi ve ödeme yapabilmesinin mümkün olmadığını, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın ATK trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, faize hükmedilmesi ihtimalinde hükmedilecek faizin yasal faiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kazanın zincirleme şeklinde meydana geldiğini, tarafının bir kusuru olmadığını, kazaya karışan araçlardan birinin sigortasız olduğunu ve davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun bu sebeple reddedildiğini, aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, ekspertiz raporunda tarafına atfedilen %100 kusur oranını kabul etmediğini, mahkemece kusur raporu aldırılması gerektiğini, aracın kullanılamamasından sebeple mahrum kalınan bedeline ilişkin talebe yönelik olarak araçların tamiri için bırakılmaları halinde süresi içerisinde tamir edilmemesi ve geç teslim edilerek araç sahibinin maddi kayba uğramasının kendisiyle ilişkilendirilmesi mümkün olmadığını, ikame araç bedeli olarak aracını kullanamayan araç sahibinin aracın onarımı süresince yaptığı belgelendirilmiş yol ve ulaşım giderleri olması gerektiğini, aracın kullanılmamasından sebeple ortada herhangi bir fatura mevcut olmadığını, aracın davacı tarafça herhangi bir ticari faaliyette kullanılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile,
15.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 24.04.2020 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 22.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 22.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' dan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yerel mahkeme tarafından kusur durumunun hatalı tespit edildiğini ve dayanak alınan ve hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, davalı şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple yerel mahkeme tarafından hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerekirken daha önceki bir tarihten faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibrazından itibaren 15 iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihler öncesinde davalı sigorta şirketi açısından faiz sorumluluğu da bulunmadığını yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araçta oluşan değer kaybı ile aracın tamiri süresince kullanılamamasından kaynaklanan mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir. Somut olayda, 22.01.2020 tarihinde, davacıya ait araçla davalıların sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının aracı hasar görmüştür.
Kaza sonrası kazaya karışan araç sürücülerince kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir.Kaza tutanağına göre,davacı seyir halindeyken önünde gerçekleşen kazadan dolayı durduğu esnada davalı sürücünün davacının aracına arkadan çarptığı anlaşılmıştır. Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan kusur raporuna göre gerçekleşen kazada davacı sürücü kusursuz, davalı sürücü ... %100 oranında kusurlu bulunmuştur. Hükme esas alınan raporda belirlenen kusur oranı heyetimizce de oluşa uygun bulunduğundan davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Ayrıca davacıya ait araçtaki değer kaybı Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında gerçek zarar ilkesi gereğince, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlendiği, ,Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih, Esas 2019/40, Karar 2020/40 Sayılı Kararı ile değer kaybının ZMMS Genel Şartlarına göre hesaplanmasının yasal dayanağı kalmadığı, araç mahrumiyeti zararı makul tamir süresi dikkate alınarak hesaplandığından bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiş, 6100 sayılı HMK’nın 16.maddesi uyarınca yerel mahemenin haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi olarak yetkili olduğu, ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu,bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiğinden davalı sigorta vekilinin anılan yönlere değinen istinaf itirazları yerinde görlümemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.06.2022 tarih ve 2021/16 Esas, 2022/392 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 1.028,06 TL harçtan peşin olarak alınan 256,16 TL'nin mahsubu ile bakiye 771,90 TL istinaf karar harcının davalı Türkiye Sigorta A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine,
4.Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08.11.2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
*Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*