Esas No
E. 2020/6633
Karar No
K. 2023/4639
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2020/6633 E.  ,  2023/4639 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/209 E., 2016/2 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2016 tarihli 2014/209 Esas 2016/2 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a)Taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına,

b)Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi gereğince 3.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.10.2020 tarihli ve 2016/83022 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteminin sanığa verilen temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza verildiğine, bilirkişi raporuna ve kusura itiraz edildiği, dava konusu kazanın alkol sebebiyle meydana gelmediği, sanıktaki alkol miktarının bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması için yeterli olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.06.10.2013 günü saat 19.00 sıralarında sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille Akören yönünden gelip Silivri yönünde seyri sırasında olay yeri kavşağa girdiğinde aracının ön kısımları ile, solundaki tali yol tarafından gelip kavşağa giren diğer sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ yan kısımlarının kavşak içinde çarpışması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...' in öldüğü ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir.

2.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, olay yerinde yolun iki yönlü olduğu, dörtlü kavşakta trafik sinyalizasyonun olmadığı, tali yol tarafından gelişte "DUR" levhası, anayol tarafından kavşak yaklaşımında 30 KM hız tahdit ve kavşak ikaz levhalarının bulunduğu, yol yüzeyi kuru ve fren izinin tespit edilemediği, sanığın kaza sonrası alınan kan raporuna göre 0,87 promil alkollü olduğunun tespit edildiği görülmüştür.

3.Kaza tespit tutanağına göre, tali yoldan gelen sanığın kavşakta durarak ilk geçiş hakkını anayoldan gelen araca vermesi gerekirken 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57 nci maddesine aykırı davranarak asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.

4.Mahkemece keşif üzerine trafik bilirkişisinden alınan rapora göre, sanığın 2918 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca levhalara uymayarak, aynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamak ve ilk geçiş hakkını vermeyerek asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.

5.Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 26.05.2015 tarihli raporuna göre, sanık sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında, kavşağa giriş yönündeki "DUR" levhasına rağmen, ilk geçiş hakkını anayol üzerinden gelmekte olan diğer sanık idaresindeki araca vermeden kavşağa girerek kavşaklarda ilk geçiş hakkı kural ihlali ile neden olduğu olayda asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.

6.Yapılan otopsi raporuna göre ...'in ölümünün genel beden travmasına bağlı pelvis ve kot kırıkları ile birlikte yaygın akciğer doku hasarı ve bunlara bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edilmiştir.

7.Meydana gelen kaza neticesinde katılan ...'in hayati tehlike geçirecek şekilde ve orta derecede kemik kırığı şeklinde nitelikli yaralandığı, katılanlar ..., ..., ... 'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı ve sanık ...'ten şikayetçi oldukları anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

1.Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumundan alınan raporunda sanıkların kusur durumlarına ilişkin kanaatin aynı olduğu, raporların birbirleriyle, oluş ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, denetime elverişli, yasal dayanağa haiz ve yeterli olduğu, mahkemece kurulan hükümde salt sanık beyanlarına dayanılmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden mahkemenin uygulamasının isabetli olduğu anlaşılarak, sanık müdafiinin bilirkişi raporu ve kusura ilişkin temyiz istemi yerinde görülmeyerek, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde, şikayetçi olan üç kişinin basit tıbbı müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasına, bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim uygulanma gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren yürürlüğe giren, 6487 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır." şeklindeki 48 inci maddesinin altıncı fıkrasına uyarınca, 1.00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası ... kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda; trafik ekiplerince yapılan kontrolde, sanığın 0,87 promil alkollü olarak ... kullandığının tespit edildiği somut olayda, sanık hakkında alkol kullanılmış olması bilinçli taksirle bu suçun oluşması için yeterli olmamakla, kazanın tek başına alkolün etkisiyle meydana gelmediği ve bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmak suretiyle fazla ceza tayininde sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmekle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabulü hukuka aykırı bulunmuş ve bozma sebebi sayılmıştır.

4.5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sürücü belgesinin asgari hadden çok fazla uzaklaşmak suretiyle 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilerek bozma sebebi sayılmıştır.

5.Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda her iki suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, TCK'nın "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ''hüküm verilmesine yer olmadığına'' kararı verilmesi yerine bu suçtan da mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı olup, Tebliğnamedeki bozma yönündeki görüşe iştirak edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

6.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde (3) (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2016 tarihli 2014/209 Esas 2016/2 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.