2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili kurumun zararının ihyası istenilen şirketten ve diğer ilgililerden tahsili için ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dosyası ile alacak davası açılmış olduğunu, taraflarına bu dosyada ismi geçen şirketin ihyası için davacı olarak süre ve yetki verildiğini, söz konusu şirketi resen terkin edilmiş kaydı sona erdirilmiş ise de ihyası istenilen şirket tarafından var olan ihtilaflar beklenmeden ve müvekkil kurumun alacağı gözetilmeden şirketin kaydının resen terkin edilmesine sebebiyet verilmiş olduğunu, söz konusu ... Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sicil müdürlüğü vekilinin cevap dilekçesi ile müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Şirketi'nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "vergi kaydının terkin edildiği" ve "sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 15/11/2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiği anlaşılmış olduğunu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş olduğunu, dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafça re'sen terkin işleminin usule aykırı olduğu iddiasının ileri sürülmesi de mümkün olmadığını, TTK Geçici 7.Madde Fıkra 2 hükmüne de aykırı bir durum bulunmadığından, nitekim bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmamakta olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasında tartışmanın ihyası talep olunan şirketin taraf olduğu ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dava dosyası karşısında şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İhyası talep olunan şirketin 15/11/2013 tarihinde ve resen TTK-Geçici 7 madde hükmüne göre resen terkininin gerçekleştiği, bu çerçevede taraf teşkilinin tam ve eksiksiz sağlandığı tartışmasızdır.
Mahkememizin AYM'ye başvurusu sonrası Anayasa Mahkemesi Başkanlığının ... E.sayılı dosyasına istinaden TTK Geçici 7.madde hükmünde yer alan "beş yıl" ibarenin iptal olunduğu, iptale ilişkin Anayasa Mahkemesi Başkanlığının ...E.sayılı ... K.sayılı kararının 15/09/2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandığı, bu çerçevede süre yönünden davanın esasına girilmesine AYM kararı açısından dahi engel halin olmadığı öncelikle kabul edilmiştir. İhyası talep olunan şirketin, halihazırda ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dava dosyasında davalı konumunda olduğu, bu noktada davacının dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması açısından şirket ile ilgili yeniden tescil kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dava TTK'nın Geçici 7.Madde hükmü çerçevesinde açılmış olup ihyası istenen şirketin merkez adresi karşısında ise mahkememiz yetkilidir. "6102 Sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar şirketin münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle şirketler re'sen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler."
Somut uyuşmazlıkta, davacı şirketin, ihyası talep olunan şirket aleyhine halihazırda başka mahkemede açılmış dava dosyasının bulunduğu, ihyası talep olunan şirket ile ilgili diğer Mahkemedeki yargılamanın devam edebilmesi açısından davacının ihya davası açmakta hukuki yararının olduğu, bu nedenle davacının aktif sıfat sahibi olduğu açıktır. Nitekim aynı konudaki emsal nitelikte kararın Yargıtay 11.HD tarafından onanmasına esas olan BAM kararında; A)1-İstinafa başvuran davalı sicil müdürlüğü temsilcilerinin istinaf başvurusunun öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
2.... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve ...Esas-...Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA,
B) 1- Davanın KABULÜNE,
2.... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketinin İHYASINA,
3.Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına,
4.Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
5.Açılan davanın niteliği ve davalı tarafın yasal ve zorunlu hasım olması nedeniyle, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde kendisine iadesine,
2.İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru gideri, 40,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 202,10 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" şeklinde karar verilmiştir.
Adı geçen kararın gerekçesinde "TTK Geçici 7.Madde gereği terkin olan ve icra takibinin borçlusu olan şirketin tam olarak ihya olunmasına dair gerekçe oluşturulmuş, yukarıda belirtilen hüküm fıkrası herhangi bir eleştiri konusu olmaksızın Yargıtay 11.HD'nin yeni tarihli olan 29/11/2022 T.ve 2022/6618E. 2022/8467K.sayılı ilâmı ile aynen onanmıştır. Adı geçen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de karar Yargıtay 11.HD'nin 2022/6618E. 2022/8467K.sayılı ilamı ile onanmıştır. (Yine aynı yönde emsal Yargıtay 11.HD 2023/1966E. 2023/2529K.sayılı kararı)
Nitekim halihazırda devam eden Yargıtay uygulamasında da TTK Geçici 7.maddesi nedeniyle terkin olan şirketin ihyasının terkin şekli nedeniyle belirli bir dosya ile sınırlı olarak ihya olunması ve tasfiye memuru atanması yönünde uygulamalar dosyanın özelliği de gözetildiğinde benimsenmemektedir. Nitekim yine Yargıtay 11.HD 2023/1966E. 2023/2529K.ve 27.04.2023 T.kararı: "(...)
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun gereğince ihtarın öncelikle şirkete ya da yetkililerine tebliğ edilmesi gerektiği, davalı sicil müdürlüğünce 27.11.2013 tarihinde şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle tebligatın iade edildiğinin şerh düşüldüğü, şirket temsilcisine çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu yazıda yer almadığı, terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, ihyası istenen şirket usulüne uygun terkin edilmediğinden tasfiye memuru atanmaksızın ihyası yerine yazılı şekilde, ihyası istenen şirketin ...
18.İcra Müdürlüğünün ... (...eski esas sayılı) sayılı takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, ... Ltd.Şti'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle;
istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA," şeklindedir. Halihazırda Mahkememizce de somut dava açısından birebir emsal olan bu uygulamalar gözetilmek suretiyle hüküm oluşturulmuştur. Hal böyle olunca davalı sicil müdürlüğü aleyhine hüküm kurulmuş olup bu noktada yargılama gideri ve vekalet ücretinin kimin üzerinde kalması gerektiği ise ayrıca Mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yazılan müzekkerelerde açıkça belirtildiği halde TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca şirketin yasal temsilcilerine gerekli ihtarların tebliğ edilip edilmediği, hangi tarihte tebliğ edildiği hususu ayrıntılı olarak sorulmuştur. Ne var ki ihyası talep olunan şirketin temsilcilerine yapılan herhangi bir tebligatın gönderilmediği, tebliğe ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığı, sadece ve sadece şirket tüzel kişiliğine gönderilmiş, ancak iade edilmiş bir tebligatın bulunduğu, bu suretle temsilciye gönderilmiş bir tebligatın ise bulunmadığı açık olarak tespit edilmiştir.
İhyası talep edilen şirketin münfesih sayılmasına dair yapılan ihtarat sonucunda TTK Geçici 7.Madde hükmü çerçevesinde terkin edilmesi söz konusu olmuştur. 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi gereği silinmiş olan bu şirketin ticaret sicilinden re’sen kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün evvela Geçici 7. maddenin 4/a ve 4/b fıkralarında gösterilen hususları yerine getirilmesi zorunludur. Oysaki yukarıda açıklandığı üzere dava dosyasında Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarının bulunduğu, Geçici 7. maddenin 4/a fıkrasında gösterildiği gibi öncelikle ilgililere ihtar gönderildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı ise sabittir. Oysaki resen terkin işlemi yapılan şirketin temsil ve ilzam ile yetkilendirilmiş yöneticilerine ihtar gönderilmediği, şirketin sicil kaydının usulüne uyulmadan silindiği anlaşılmakla TTK’nın Geçici 7.hükmüne uygun şekilde ve belirtilen hükümlere uygun bir terkin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü her ne kadar yasal hasım olsa da re’sen terkin işleminin usulüne uygun yapılmadığı, dava açılmasına neden olunduğundan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği sonuca varılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/11/2022 tarihli ve 2022/6723E.- 2022/8422K.sayılı ve 05/04/2022 tarihli ve 2021/6037E. - 2022/2812 karar sayılı, Yargıtay 11. HD 2023/3661E. 2023/3619K.sayılı kararları)
Yapılan açıklamalar sonucunda davacının, şirketin ihya olunmasına dair talep yönünden sicil müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davasının kabulüne, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ...ticaret sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi yeniden ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023 yılı uygulaması gereği tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
1.Davacının, şirketin ihya olunmasına dair talep yönünden sicil müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davasının KABULÜNE,
2.... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... Şirketinin yeniden İHYASINA,
3.Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına,
4.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023 yılı uygulaması gereği tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,
5.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan harç alınmamış olmakla alınması gereken 269,85TL peşin ilam harcı ve 269,85TL başvurma harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Davacı tarafından harcanan 21,75 TL tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.26/10/2023
Başkan
Üye
Üye
Katip