Esas No
E. 2020/1860
Karar No
K. 2023/1313
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/1860

KARAR NO: 2023/1313

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 26/12/2019

NUMARASI: 2017/176 E. - 2019/357 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı adına tescilli "..." ibareli markaların seri marka olarak da tescilli olduğunu, www...com.tr alan adının 2001 yılından beri davacı şirket adına kayıtı olduğunu, 1968 yılından beri gayrimenkul/inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini, otomotiv sektöründe de faaliyet gösterdiklerini, davalının "www....com.tr" web sitesinde ve "https://...com" ve https://....com web sayfalarında ... ibaresinin markasal olarak kullandığını beyanla, SMK 159 ve HMK 389uncu maddeler gereğince ihtiyati tedbir kararı verilerek davalıların marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin ortadan kaldırılmasına, davalının web sitesinde, kataloglarında, reklamlarında, müvekkilinin tescilli markası olan ... markasının kullanılmasının önlenmesine, kullanıldığı yerlerden kaldırılmasına, tabelalardan silinmesine, tanıtım malzemelerine el konulmasına karar verilmesini, web sitesine ve web sayfalarına erişimin engellenmesine; davalının fiillerinin haksız rekabet olup olmadığının tespitine, tecavüzün tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi tazminat ve yoksun kalınan kazancın davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Odasına kayıt ve ilan tarihinin 28.03.2013 tarihi olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 157. maddesinde yapılan düzenleme ile TBK'da düzenlenen zamanaşımı sürelerinin markaya tecavüz davalarında uygulanacağının düzenlendiğini,

TBK'nun 72. maddesine göre, tecavüzün öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde davanın açılması gerektiğinin düzenlendiğini, müvekkili şirketin odaya kayıt ve ilan tarihinin 28 Mart 2013 tarihi olup, davacının öğrenme tarihinin de 28 Mart 2013 tarihi olduğunu, bu sebeple marka hakkına tecavüzün sonlanması talebinin zamanaşımına uğradığını, davalının beyanı alınmaksızın mahkemenin davanın esası hakkında tedbir kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, tedbir kararı ile müvekkili şirket faaliyetinin durdurulduğunu, bir şirketin faaliyetinin durdurulmasının kamu menfaatine de aykırı olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket zararının oldukça fazla olduğunu, tedbir kararından dönülmesi gerektiğini; müvekkili şirket tarafından "..." isminin çok uzun zaman önce kullanılmaya başlandığını, çok basit bir internet aramasında dahi bu durumun öğrenilmesinin mümkün olduğunu, davacı tarafın, bu ismin müvekkili şirket unvanında kullanıldığını biliyor veya bilebilecek durumda olduğunu, davacı tarafın bu ismin müvekkili şirket unvanında kullanıldığı bilinmesine rağmen sessiz kalındığını, davacı tarafın sessiz kaldığından hak kaybına uğradığını, bu sebeple davacının davasının MK'nun 2. maddesine göre reddi gerektiğini, "..." isminin müvekkili şirket yetkilisinin ailesine verilen bir lakap olduğunu; müvekkili şirketin bu ismi davalı şirketin markası diye almadığını ve kullanmadığını, müvekkiline ait site ile davacıya ait sitelerin de birbirinden tamamen farklı olduğunu, isimlerin, logonun, yazı şekillerinin ve faaliyetlerin farklı olması sebebi ile firmaların normal kişiler tarafından karıştırılmasının söz konusu olmadığını, haksız tecavüzün men'i davasının reddi gerektiğini belirterek, davacının haksız taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davalının http://....com.tr/ alan adlı internet sitesinin başlık kısmında "..." ibaresini kullandığı, alan adında ise "..." ibaresini kullandığı, internet sitesinin emlakçılık ile ilgili hazırlandığı, yine .... alan adlı sayfada " ... A.Ş." ibaresinin kullanıldığı, davalı şirketin kara araçlarının alım satımı faaliyetlerinin tanıtımının yapıldığı, davacının "..." esas unsurlu markalarının inşaat hizmetleri ve motorlu kara taşıtlarının satışı hizmetleri için tescilli oldukları, davalının taşınmaz ve araba alım satımı faaliyetlerinin davacının markasının tescilli oldukları inşaat hizmetleri ve motorlu kara taşıtlarının satımı hizmetleri ile bağlantılı ve benzer olduğu, bu nedenle markalar arasında hitap ettikleri ortalama tüketiciler yönünden iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, davalının "..." ibaresini markasal olarak kullanmasını haklı kılacak bir durumun mevcut olmadığı, davalının kullanımlarının ticaret unvanı kullanımı dışında markasal nitelikte olduğu, bu nedenle davacının seri markaları ile ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, davacının markasının davalının alan adında kullanılmasının SMK'nun 7/1-d maddesi ve 29. Maddesi uyarınca davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davalının ticaret unvanının ve alan adının tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmadığı, bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, davalının davacıdan daha önce bu markayı kullandığını ispatlayamadığı, davalının eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, ayrıca davacının "..." markasını ticaret unvanında aynen kullanması ve her iki tarafın ticaret unvanının da tali unsurlar dışında kalan esas unsurunun "..." olması nedeniyle TTK'nun 52/1. maddesi uyarınca davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini gerektiği, ancak davalının yargılama sırasında ticaret unvanını "... A.Ş." olarak değiştirmesi nedeniyle bu davanın konusuz kaldığı, davacının dava açıldığı tarihte davalının ticaret unvanının terkinini talep etmekte haklı olduğu, davacı tarafça ticari kayıtlar sunulmadığından maddi tazminat tutarıyla ilgili sağlıklı bir hesaplama yapılamadığı,

TBK'nun 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkememizce belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davalının ticari iş ve işlem hacmine, davaya konu markaların kullanım sürelerine, kullanım şekillerine ve davalının kusur derecesinin ağırlığına göre 15.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... isminin müvekkili şirket yetkilisinin ailesine verilen bir lakap olduğunu, ailenin büyükleri, 1950'li yıllarda vatani askerlik görevlerini çavuş olarak yaptıkları için "..." olarak bilindiklerini, müvekkili şirketin, "..." ismini davalı şirketin unvanı olarak almadığını ve kullanmadığını, aile büyüklerinin isimleri olduğu için kullandıklarını, müvekkili şirketin Arnavutköy'de, davacı şirketin ise Gebze'de faaliyet gösterdiğini, unvanların iltibasa sebep olamayacağını, kullandıkları internet siteleri, isimler, logolar ve yazı şekillerinin tamamıyla farklı olduğunu,-Türkiye'de "..." aile isminin yaygın olan aile isimlerinden biri olduğunu, Türk Patent Enstitüsünde ... ismiyle tescil edilmiş çok sayıda marka bulunduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin 2013 yılından beri İTO'ya müracaat ederek resmi olarak kullanmaya başladığını,-bilirkişi raporunda davacı defterlerinini incelenemediğini, müvekkilinin ise 24.07.2017-28.09.2017 tarihleri arasında net karının 129,12 TL olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın kullanmış olduğu markadan ne kadar kar elde ettiğinin tespit edilemediğini,

Davacı tarafın bu markayı kullanması sonucu kar elde etmeme ihtimali de bulunduğunu, davacı tarafın, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı bir şekilde 06.12.2018 tarihinde marka lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesi talebinde bulunduğunu, davacı tarafın emsal lisans sözleşmesi bulunmadığından bunun üzerinden hesaplama yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, ticari defterlerini ve ilgili belgeleri sunmamış olması nedeniyle zarardaki kusurunu ispat edemediğinden TBK 50. Maddesinin de uygulanamayacağını, 15.000 TL maddi tazminata hükmedilmesinin kanuna aykırı olup kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi tazminatın, alan adının iptali davasıdır.Davacının 37. Sınıfta ... nolu "...+Şekil" markasının; ... nolu "...+Şekil" markasının 35,37,39. Sınıflarda; ... nolu "...+Şekil" markasının 35,37,39. Sınıflarda; ... nolu "...+Şekil" markasının 36,37,42. sınıflarda "inşaat hizmetleri" emtiasını da kapsar şekilde tescilli oldukları, davalının tescilli markasının olmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinin 28/03/2013 olduğu, ticaret unvanını 06/09/2018 tarihinde "... A.Ş." olarak değiştirdiği, davacı şirketin tescil tarihinin ise 04/04/1995 olduğu anlaşılmıştır. Davalının http://....com.tr/ alan adının 29/06/2014 tarihinde davalı adına tahsis edildiği, davacının www...com.tr alan adının ise 2001 yılında davacı adına tahsis edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece toplanan tüm deliller ve aldırılan bilirkişi raporları uyarınca; davaya konu ... ibareli markanın TPMK nezdinde 35,36,37,39,42. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, anılan marka üzerindeki gerçek hak sahibinin tescilli markasını alan adı ile birlikte kullanımında 2001 yılından beri kullananın davacı olduğu, davalıların "..." aile ismini önceden kullandıkları sabit olmakla birlikte markasal olarak önceye dayalı kullandıklarını ispatlayamadıkları, davalılara ait internet siteleri "www...com.tr" web sitesinde ve "https://...com" ve https://....com web sitelerinde alan adında ve davalıların ticari faaliyetleri kapsamında "..." ibaresinin kullanılmasının ticari unvan kapsamında bir kullanım olmadığı ve markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalıların sabit olan bu kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesinin hukuka uygun olduğu bu yöndeki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı, davada zamanaşımı sorununun bulunmadığı, davacının maddi tazminat talebinin SMK 140,150,151. Madde hükmüne dayalı olduğu; mahkemece aldırılan mali bilirkişi raporunda davacı şirketin belge sunmaması nedeniyle davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, markasal kullanımın tarih itibariyle şirketin ürün bazında net kârının tespitinin olanaklı olmaması karşısında mahkemece somut olayın özeliği gözetilerek maddi tazminat isteminin Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirildiği; takdir edilen tazminat miktarının somut olayın özelliklerine uygun olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum karşısında; tarafların dayandıkları bilgi ve belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre karar isabetli bulunmuş, davacı vekilinin tüm istinaf sebebleri yerinde görülmemiş olmakla davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve 2017/176 E., 2019/357 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 256,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 768,48 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog