Esas No
E. 2023/1704
Karar No
K. 2023/8082
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

8. Ceza Dairesi         2023/1704 E.  ,  2023/8082 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/569 Esas, 2023/70 Karar
SUÇLAR: İşkence yapma
KARAR: Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/1190 Esas, 2022/14638 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanunda 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;

Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2007 tarihli iddianamesiyle sanıkların nitelikli kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli kararıyla sanıkların işkence suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilip; kararın Cumhuriyet Savcısı ve sanıklar Arslan Erkut 1/4 Kalay ve ... müdafileri ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hükümlerin Dairemizin 17.10.2022 tarihli ilamıyla vasıf yönünden bozulmasına karar verilip; Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararıyla ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık ... müdafiilerinin temyiz istemleri; kararın hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkemenin kararının; ceza hukukunun temel ilkelerine, hukuka usul ve yasaya, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olduğuna, sanığın iddia edilen suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, mahkumiyet kararının usul ve yasaya, ceza hukukunun temel ilkeleri ile suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğuna, mahkemenin gerekçesinin yasaya ve usule aykırı olduğuna, sanığın, hastaneye sevk dışında başka işleme katılmadığına, sanığın kast ve kusurunun olmadığına, Katılanın imkanı bulunduğu halde hiçbir şekilde işkence gördüğüne dair bir bildirim yapmadığı ve daha sonradan cezaevine gelen heyete bu durumu açıkladığı, katılanın cinsel saldırı suçlamasındaki sorgularını ve ifadelerini inkar edip, kolluk ifadelerinin işkenceye dayalı olduğunu iddia ederek cinsel saldırı suçundan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğuna, çelişkili beyanlar üzerine karar verildiğine, şüphe üzerine karar verildiği ve şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, kararın Anayasanın 38 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğuna, işkence suçunun unsurlarının oluşmadığına, raporlar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği yolunda somut delil olmadığına ilişkindir.

2.Sanık Muhammed Kaddafi Yiğit müdafiilerinin kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğuna, dosya ile uyumsuz bu subjektif çıkarımın mahkumiyete gerekçe olamayacağına, sanığın atılı suçu işlediği yolunda tanık beyanı olmadığına, katılan ...’nın ifadelerinin çelişkili olduğuna ve katılanın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna, katılan ... hakkındaki gasp ve tecavüz iddiasından kurtulmak için gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna, sanığın işkence suçunu işlemediği ve katılana yönelik kasten yaralama suçunu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, şüphe üzerine karar verildiğine ve şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, kararın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Dava konusu olay; hakkında konut dokunulmazlığının ihlali, cinsel istismar ve yağma suçlarından katılan ... hakkında soruşturma yapıldığı sırada polis memuru olarak görev yapan sanıkların katılana karşı işkence suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE

Katılan ...'nın 29.11.2006 günü başka bir soruşturma dosyasında şüpheli olarak karakola getirildiğini ve olay günü saat 13:30 sıralarında karakola geldiğinde sanık polis memurlarınca resmi işlemleri yapılmadan nezarethaneye indirildiğini, sanıklar tarafından suçu kabullenmesinin istendiğini, kabul etmeyince de üzerine tazyikli su sıkılıp tekme atılarak, jopla vurularak dövüldüğünü, sanık ...'in ise kılıfı içinde olmayıp belinde taşıdığı ve o esnada yere düşen silahını alıp silahın kabzası ile vurmak suretiyle çenesini kırdığını beyan ettiği olayda; mahkemece katılanın iddiasına itibar edilerek işkence suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; katılan ...'nın yaralandığı şeklindeki iddiasının birbirleriyle uyumlu 29.11.2006 tarihli (saat 15:55), 30.11.2006 tarihli rapor ve 28.02.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 2018/1374 sayılı doktor ve kurul raporlarına göre sabit olduğu ancak; katılanın nezarethanede çırılçıplak soyulduğuna, hortumla ıslatıldığına dair iddialarının doğruluğu konusunda beyanı dışında delil bulunmadığı gibi sanıkların iddia konusu eylemlerinin sistematik ve süreklilik arz eder şekilde olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci, üçüncü fıkraları, (d) (e) bentleri ve aynı Yasanın 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen netice sebebiyle kasten yaralama suçu gereğince cezalandırılmaları gerektiğine dair Dairemiz ilamında isabetsizlik görülmediğinden mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay (8). Ceza Dairesinin 17.10.2022 tarihli ve 2022/1190 Esas, 2022/14638 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ

Gasp, konut dokunulmazlığının ihlali ve cinsel saldırı suçlarının şüphelisi olarak karakola getirtilen katılan ... aşamalarda; çağrılması üzerine 29.11.2006 günü saat 13.30 sıralarında karakola geldiğini, sanık polis memurlarınca resmi işlemler yapılmadan nezarethaneye indirildiğini, suçu kabullenmesinin istendiğini, kabul etmeyince sanıklar tarafından üzerine tazyikli su sıkılıp tekme atılarak, jopla vurularak dövüldüğünü, sanık ...'nin ise kılıfı içinde olmayıp belinde taşıdığı ve o esnada yere düşen silahını alıp kabzası ile vurarak çenesini kırdığını beyan etmiştir.

Soruşturma kapsamında resmi işlemlere esas olmak üzere 29.11.2006 tarih ve saat 15.15'te düzenlenmiş nezarethane giriş raporunda; katılanda 'sol kaş üstünde, burun üzerinde kızarıklık, çenede hassasiyet, 3. molar dişte kırık, göğüs ön taraf sternum ile göbek üzerinde, sırtta, sol alt göğüs hizasında, bel kısmında solda kızarıklık saptandığı' belirtilmiş; ayrıca çenedeki ağrı nedeniyle diş hekimine gönderilmiş, yapılan muayenede alt çene sol tarafta çene kemiğinde krepitasyon olduğu belirlenerek sol alt çene 3. molar dişi çekilmiştir.

30.11.2006 ve 12.12.2006 tarihli raporlarda da, katılanda görülen arazlar tekrarlanmış; 14.05.2007 tarihli raporda ise, orta derecede hayati fonksiyonları etkileyen kırık bulunduğu açıklanmıştır.

Alınan doktor raporundan sonra saat 16.10 itibariyle Mustafa Karaarslan ve ... tarafından düzenlenen, diş hekimi ... tarafından da imzalanan tutanakta, katılanın adli muayenesi yapıldığı esnada görevli doktora sol alt çenesindeki dişlerin 3-4 günden beri ağrıdığını ve kendisinin sosyal güvencesi olmadığından dolayı da doktora gidemediğini beyan ettiği yazılmıştır. Çene kırığının oluşma zamanına ilişkin tutanaktaki bu ifade doktor raporunda yer almamış, aynı tutanakta imzası bulunan diş hekimi 04.10.2007 tarihli savcılık ifadesinde ve duruşmadaki beyanlarında "...katılan bana dişlerinin 3-4 günden beri ağrıdığı yönünde bir şikayette bulunmadı ...söz konusu tutanağı polis memurları yazdılar, prosedürün bu yönde olduğunu söylediler, ...tutanağı imzalarken olay pek kafama yatmadı, ancak polis memurları prosedürün bu yönde olduğu yönünde ısrarcı olunca...tutanak altına imza koydum" demiştir.

Sanıklar savunmalarında suçlamayı kabul etmemiş ve katılanın kendilerine "çenesindeki ve dişindeki kırığın emniyete gelmeden 2-3 gün önce ... tarafından çenesine yumruk atılması sonucu oluştuğunu" söylediğini ifade etmişlerdir.

Tanık olarak dinlenen T.Ö ve katılan ise, aşamalarda değişmeyen ve birbiriyle tutarlı ifadelerinde aralarında bir kavga ve darp olayının olmadığını, hiçbir şekilde karşılaşmadıklarını beyan etmiştir. Katılan ile aynı işte çalışan ve karakola davet edildiğinde katılanın yanında bulunduğunu ve yüzünde, çenesinde ya da vücudunda kırık, yara ya da dikkat çekecek bir şey bulunmadığına dair tanıklar A.B, H.K'nın beyanları ve 27.02.2017 tarihli bozma ilamımız sonrası alınan 28.02.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporuna göre söz konusu kırığın hekim olmayanlarca anlaşılamayacağının belirtilmesi dolayısıyla işkenceden korkan katılanın olay günü Savcı ve Sulh Ceza Hakimi tarafından yapılan sorgusunda işkenceden bahsetmemesi nedeniyle işkencenin anlaşılmaması; ayrıca katılan ...'nın şikayet dilekçesinde söz konusu gasp, yağma ve cinsel saldırı dosyasında birlikte yargılandığı ... ile birlikte işkence gördüğünü beyan etmesi ve dosya şüphelisi ...'in Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/18 Esas sayılı dosyasında 01.03.2007 tarihli duruşmada katılan ...'nın iddiasını doğrulaması karşısında; katılanın tutuklandığı gün şikayette bulunmayıp anlatımlarında ileri sürdüğü çeşitli nedenlerle olaydan sonra 14.12.2006 tarihinde şikayette bulunmasının olayın gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceği açıktır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre gözaltında alındığında sağlık durumu iyi olan bir kişinin serbest bırakıldığında veya tutuklandığında yaralanmış olduğunun tespit edilmesi durumunda, kişinin vücudunda oluşan yaralanmaların nasıl oluştuğunu makul bir şekilde açıklamak görevi kamu otoritelerine aittir. Kamu otoritelerinin bunu ispatlayamaması devletin bu konudaki pozitif sorumluluğunu gerektirir. (Selmouni Fransa Kararı; no:25803/94, 28.07.1999) Kamu otoritelerinin, işkencenin nasıl oluştuğu hususunda iddia edilen bu fiillere karşı bireyi koruması hususunda pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bundan anlaşılması gereken kamu otoritelerinin işkence ve kötü muameleyi engelleyecek gerekli tüm tedbirleri almasını gerektirmesidir. Aksi durum işkence yasağı hususunda devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. (M.C. Bulgaristan, no:39272/98, 04.12.2003)

Bu bilgiler muvacehesinde; alınan doktor raporları, raporlarda yer alan bulguların oluşma zamanına ilişkin tutanağın ve savunmaların tanık beyanlarıyla doğrulanması, tanık diş hekimi A.Ş'nin aşamalarda değişmeyen beyanları, işkenceye dair bulguların dışarıdan fark edilmediğine ilişkin bozma sonrası alınan doktor raporu ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde; katılandaki arazın yalnızca çene kemiğindeki kırıktan ibaret olmadığı aynı zamanda soruşturma kapsamında resmi işlemlere esas olmak üzere 29.11.2006 tarih ve saat 15.15'de düzenlenmiş nezarethane giriş raporunda; katılanda 'sol kaş üstünde, burun üzerinde kızarıklık, çenede hassasiyet, 3. molar dişte kırık, göğüs ön taraf sternum ile göbek üzerinde, sırtta, sol alt göğüs hizasında, bel kısmında solda kızarıklık saptandığı' belirtildiğinden yaralanmaların vücuttaki dağılımı ve sayısı gözetildiğinde hayatın olağan akışına göre sanıkların eyleminin sistematik şekilde gerçekleştiği ve ani gerçekleşen yaralama boyutunu aştığı gibi doktor raporlarındaki saptamaların katılanın anlatımlarıyla uyumlu olması, sanıkların katılanın ... ile kavga etmesi nedeni ile yaralandığına dair savunmalarının da doğrulanamaması hususları birlikte gözetildiğinde; eylemlerinin işkence suçunu oluşturduğu hususundaki mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 26.10.2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog