13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklının, davalı borçlu ile gerçekleştirdiği ticari faaliyet kapsamında hak etmiş olduğu; 201.564,00 TL miktarlı faturaya dayalı alacağı ile 151.580,20 TL lik dava dışı -------- şirketinin davalıya vermiş olduğu hizmetten hak ettiği fatura alacağını davalı şirket lehine temlik etmesi nedeni ile olan alacaklarının faizi ve ferileri ile tahsili dava konusu ilamsız icra takibine konu edildiğini, davacının alacağının konusu; genel hizmet sözleşmesinden kaynaklı davalıya verilen hizmet ve 01.06.2018 tarih ve -------- sayfa numaralı iş emrinden kaynaklandığını, taraflar arasında imzalanan iş emrinin konusu yapay zeka danışmanlığı, ------- uzmanlığı, ------- analizi, ------- yazılım uzmanlığı, yazılım uzmanlığı, --------- işleri, santral işleri, sistem uzmanlığı işleri, test uzmanlığı işleri ve bunlarla ilgili diğer hizmetlerin tedariki olduğunu, davacı alacaklı yan sözleşme gereği hizmeti verdiğini, alacağını faturalandırdığını. Ancak davalının edimini ifa etmediğini borcunu ödemediğini, yine dava dışı --------- davacıya temlik ettiği alacağın da dayanağı aynı olduğunu, davacı alacaklının davalıya verdiği hizmet nedeni ile kestiği 01.03.2019 tarih ve --------- numaralı 201.564,00TL miktarlı fatura alacağına ilişkin davalı /borçlu firma tarafından imza altına alınan 30.11.2019 tarihli mutabakat mektubu mevcut olup; dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, ilgili evrakın kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olduğunu, davacı şirket lehine dava dışı --------- firmasından temlik edilen 151.580,20 TL miktarlı faturaya dayalı alacak da --------- Noterliğinin 03.09.2019 tarih ve -------- yevmiye numaralı alacağın devrine ilişkin sözleşme gereği olup, davacı şirket lehine temlik edilen 151.580,20 TL miktarlı alacağa ilişkin ---------- Noterliğinin 03.09.2019 tarih ve --------- yevmiye numaralı alacağın devrine ilişkin sözleşme, borçlu --------- Şirketi'ne de tebligat ile gönderildiğini, işbu temlik ile ilgili olarak da borçlu firma tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını ancak borç da ödenmediğini beyan ederek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itirazı ile takibin durmasına sebep olan davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı, davalı şirkete vermiş olduğu hizmet kapsamında 201.564,00 TL tutarında fatura alacağının bulunduğunu, mezkur faturaya ilişkin davalı şirket tarafından imzalanan mutabakat mektubu bulunduğunu, ayrıca dava dışı --------- şirketi isimli firmanın davalı şirketten toplam 151.580,20 TL tutarındaki iki adet fatura alacağını temlik aldığını, temlik sözleşmesinin --------- Noterliği'nin 03.09.2019 tarih ve ---------- yevmiye numarasıyla yapıldığını, anılan 3 fatura alacağının tahsili amacıyla ------- E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe haksız bir şekilde itiraz edildiğini iddia ederek huzurdaki itirazın iptali konulu davayı ikame edildiğini, bilindiği gibi İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde itirazın iptali davasının, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açılabileceğinin düzlendiğini, mahkemece celp edilen -------- E. sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, davalı şirket tarafından takibe 26.11.2021 tarihinde itiraz edildiğini ve 25 gün sonra 21.12.2021 tarihinde dava şartını yerine getirmek üzere arabulucuya başvurulduğunu, davacı tarafından sunulan arabuluculuk tutanağına göre ise 14.01.2022 tarihi itibariyle tarafların anlaşamadığı ve bu yönde tutanağın tutulduğu tespit edildiğini, bu sebeple huzurdaki davaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda görüleceği üzere, davalı şirketin dava konusu faturalar bakımından davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca davacı şirket ile dava dışı --------- isimli firma arasında noter huzurunda yapılan alacağın devri sözleşmesine ilişkin davalı şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığından, mezkur alacağın devri işleminin davalı şirkete karşı ileri sürülemeyeceğinin açık olduğunu, dava dışı --------- ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisi bulunmakta olup, cari hesap ilişkisi sona ermediğinden, cari hesaba konu kalemlerin alacağın devri işlemine tabi tutularak devredilmesi mümkün olmadığını beyan ederek; huzurdaki haksız davanın öncelikle usulden ve her halükarda esastan reddine, davalı şirket lehine reddolunan alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---------- Esas sayılı dosyası, ---------Noterliğinin 03.09.2019 tarih ve --------- yevmiye numaralı işlemi, -------- İşleri İş Emri Sözleşmesi ve Teknik Şartname, Ticaret Sicil Kayıtları, Faturalar, Mutabakat Metni, Taraf şirketlere ait 2019 yılı BA-BS Formları, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi, belge ve beyanlar.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları ile sıfat ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ----------- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek incelenmiştir.
Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa konu 2019 yılına ait BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağınyüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; --------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara ve yine aynı kapsamda dava dışı bir şirketten temlik alınan fatura alacaklarına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. Bu nedenlere göre davalının beyanlarında her ne kadar zamanaşımı olarak ifade edilse de, hak düşürücü süreye ilişkin olduğu anlaşılan davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığına yönelik itirazı icra takip dosyasına yapılan itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediğinden yerinde görülmemiştir. Öte yandan Arabulucuuk başvurusu yapılmış olmasının bu duruma bir etkisi görülmediği gibi Arabuluculuk Kanununun 18/A-15 maddesine göre başvurudan son tutanağın imzalandığı tarihe kadar zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği de ifade edilmelidir. Bu konu hal yoluna konulduğuna göre işin esasının değerlendirilmesine geçilmelidir.
Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2019 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği, takibin temelininde fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----------Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM --------- tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 24.09.2023 tarihli raporda özetle; Davacı şirketin ibraz ettiği 2019 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği, Davalı şirketin ibraz ettiği, 2019 yılı ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve ----------- Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini ---------- onaylı beratlarını süresinde almış olduğu, defterlerin usule uygun tutulmadığı , Dava dışı -------- şirketine, davalı şirketten olan ---------- fatura nolu 01.03.2019 tarihli 99.662,20 TL bedelli, --------- fatura nolu 01.03.2019 tarihli 51.918,00 TL bedelli toplam 151.580,20 TL’lik fatura alacağını, --------- Noterliği 03.09.2019 tarih --------- yevmiye numaralı
Alacağın Devri ile davacı --------- şirketine devir etmiş olduğu, davacının ticari defterlerine göre 03.09.2019 tarihi itibariyle davalı şirketten 01.03.2019 tarihli -------- no.lu 201.564,00TL tutarlı faturadan kaynaklı 201.564,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre 03.09.2019 tarihi itibariyle davacı şirkette 01.03.2019 tarihli --------- no.lu 201.564,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı 201.564,00 TL borçlu olduğu. yine, dava dışı --------- şirketine 01.03.2019 tarihli --------- seri no.lu 51.918,00 TL tutarlı ve 01.03.2019 tarihli ------- seri 99.662,20 TL tutarlı faturalar kaynaklı 151.580,20 TL borçlu olduğu, ayrıca, davalının, davacıya 30.11.2019 tarihi itibariyle davacının cari hesap kapanış alacağının 201.564,00 TL bulunduğunu bildirdiği, davacının alacağını talep edebileceği yönünde hüküm kurulması halinde; davacının takibe konu edilen alacağının 353.144,20 TL (201.564,00 + 151.580, 20) tutarında olduğu, 353.144,20 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği yönünde tespit, hesap ve kanaatlerine ilişkin rapor tanzim edilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Bu kapsamda öncelikle takibe konu alacağın bir kısmının dava dışı bir şirketten temlik alındığından alacağın temlikine ilişkin açıklama yapılması lazım gelmiştir. 6098 sayılı TBK'nin 183. maddesi; "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez." hükmüne haizdir.
TBK'nın 183. maddesi gereğince; yasa, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, alacaklı alacağını, borçlunun onayını aramaksızın, başka bir kimseye temlik edebilir. Alacağın temliki sözleşmesi ise yazılı biçimde yapılmış olmadıkça geçerli olmaz. Borcun kaynağı ne olursa olsun, alacaklının, alacağını bir başkasına temlik etmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkabilir. Alacaklı, alacağının tamamını bir üçüncü kişiye devrettiğinde, borç ilişkisinde alacaklı tarafın bir hukuksal işleme dayanan değişimi söz konusu olacaktır. Bu suretle, borç münasebetinde alacaklının şahsından bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Somut olayda; takibin ve davanın 151.580,20 TL kısımı --------Noterliğinin 03.09.2019 tarih ve -------- yevmiye numaralı işlemi ile davacı tarafından dava dışı --------- şirketinden temlik alınmıştır. Alacağın temliki, tasarrufi bir sözleşmedir. Alacağın temlikiyle, borçlunun herhangi bir iştiraki olmaksızın bir alacağın alacaklısı değiştirilmekte, temlik konusu alacak, temlik edenin mal varlığından çıkıp, temlik alanın mal varlığına girmektedir. Temlik sözleşmesinin yapılmasıyla birlikte, temlik edenin, temlik edilen alacak üzerindeki tasarruf yetkisi sona ermekte, temlik tarihinden itibaren tasarruf yetkisi temlik alana geçmektedir. Bu yönüyle eldeki davada temlik edilen alacak davacıya geçmiş olup buna ilişkin davalı tarafça ileri sürelen savunmaların hukuki bir geçerliliği yoktur. Ne var ki, temlik sözleşmesinin davalı borçluya tebliğ edilmiş olmasının olayda olduğu gibi (temlik sözleşmesinde sadece sözleşmenin borçluya tebliği kararlaştırılmış ve davacı temlik alana ait banka hesap numarasına yer verilmiştir) tek başına davalı borçlunun temerrütüne sebep olmayacağı değerlendirilmiştir. Zira, 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesinde "muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer" hükmü mevcuttur. Temerrüt faizine hükmedilebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, ayrıca borçlunun usulüne uygun bir ihtarla temerrüte düşürülmesi gerekmekte olup, olayda olduğu gibi yeterli ve geçerli bir ihtar mevcut değilse; icra takip veya dava tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu duruma göre de, davacı vekilinin temerrüt ve faiz başlangıç tarihine yönelik savları yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalardan sonra tekrar uyuşmazlığın esasına yani alacağın varlığı ve miktarına dönüldüğünde; davalı tarafın icra dosyasına borcun ferileri ile birlikte olmadığına yönilek genel ve soyut bir itirazda bulunduğu ancak dosyadaki sözleşme, faturalar, mutabakat metni ve sair delillere göre taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişkinin sabit olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişkinin sabit olması ve faturalara yasal süresi içinde itiraz edilerek iade edilmemesi, bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının özellikle faturalar ve defter kayıtları itibariyle birbirleriyle uyumlu oldukları anlaşılmıştır. Filvaki, davalının da takibe ve davaya konu faturaları ticari defterlerine işlediği anlaşıldığından, davalının artık faturalara konu mal veya hizmeti almadığını ya da bedeli ödediğini ispat etmesi gerekmektedir. Zira bilinmelidir ki, ticari defterlere kaydedilmiş ve vergi dairesine bildirilmiş faturanın akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı kabul edilmektedir. Faturayı teslim aldıktan sonra sekiz günlük yasal süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı şirket, bu yönde bir savunma ve delil sunmadığı gibi, kendi aralarındaki bakiye alacak-borç dökümünü mutabakata bağladığı, gerek davacı alacağına gerekse temlik alınan fatura bedellerini ödediğini de kesin delil ve senetle kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla usulüne uygun olarak tutulan ve birbirini doğrulayan ticari defter ve belgelerin içerikleri kesin delil oduğundan somut olayda takibe ve davaya konu asıl alacağın aynıyla sabit olduğunun kabul edilmesi gerekmiştir. (HMK,222/2,3) Binaenaleyh; davacı şirketin takipte/davada gösterilen asıl alacak yönünden davasını; TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/2,3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan her iki tarafın ticari defter ve kayıtları, imzası inkar edilmeyen mutabakat metni, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez sair tüm deliller de gözetildiğinde ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması ve TTK'nin 16/1 maddesine göre tarafların tacir sıfatı taşımalarına göre takipte avans faizi talep edilmesinin ve uygulanmasının hukuka uygun olması da denetlenip gözetilerek davalı-borçlunun, davalı-borçlunun --------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının toplam 353.144,20 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( toplam 105.945,51 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Somut olayda takip hukuku acısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; davalının ödeme emirinde yen alan tam alacak kısım ve ferilerine itiraz ettiği halde, takibe konu asıl alacaklar yönünden davalının itirazının haksızlığına karar verilmiş olması ve özellikle davalının takibe konu faturaları ticari defterlerine işlemesi ve tarafların kayıtlarının birbirini doğrulaması karşısında davalı borçlu yönünden takibe konu asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluştuğundan asıl alacağın % 20'si olan 70.628,84 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir.
Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebi ise; davacının asıl alacak yönünden tamemen haklı çıkması, reddedilen takipteki işlemiş faize yönelik talebin/davanın temerrüt hususuna ilişkin hukuki bir değerlendirmeye dayanması yanında; davacının davalıya temerrüt oluşmadığı halde ızrar kastıyla ve kötü niyetle faiz işletmek suretiyle icra takibi yaptığına yönelik davalı vekili tarafından ileri sürülen genel nitelikteki soyut beyan ve talep dışında hukuki bir tespit , delil ve ispat bulunmadığından yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak belirlenmiştir.
Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1.)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2.)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının toplam 353.144,20 TL asıl alacak kısmı yönünden İPTALİ ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin ( toplam 105.945,51 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin REDDİNE,
3.)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın %20'si olan 70.628,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin REDDİNE,
5.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.123,28 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.544,66 TL harcın ve icra dosyasına yatırılan 2.295,45 TL harcın mahsubuyla bakiye 16.283,17 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%77) üzerinden hesaplanan 1.199,99 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%23) üzerinden hesaplanan 360,01 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8.)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 5.544,66 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 5.636,86 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9.)Davacı tarafından yapılan 183,00 TL posta ücreti, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.183,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%77) ve ret (%23) oranına göre 910,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
10.)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 54.971,63 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11.)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12.)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
13.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle --------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/10/2023