Esas No
E. 2022/375
Karar No
K. 2023/2279
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/375

KARAR NO: 2023/2279

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

NCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI: ... ... -
VEKİLİ: Av...
DAVALI: ... HESABI
VEKİLİ: Av...
DAVA: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 30/11/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 30/11/2023

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/10/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/06/2013 tarihinde müvekkili davacı sürücü ... ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... ...'ya ait olan ... plaka sayılı kamyonete ön kısımlarıyla çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin kaza sonucunda yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın plakası belli olmadığından kaza tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili davacının meydana gelen sakatlanmasından dolayı oluşan zararını 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 14 uyarınca davalı ... Hesabı karşılamak zorunda olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 3.200,00 TL daimi maluliyet tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3,300,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 31/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 19/04/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 13.792,97 TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakası ve sürücüsünün tespit edilemediğinin ispatı gerektiğini, kazaya tespit edilemeyen aracın neden olduğunun tanık, kamera kaydı vs delillerle ispatlanması gerektiğini, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, ayrıca indirim sebebi olduğunu, müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabulüyle; 637,42 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan 10.396,95 TL kalıcı işgöremezlikten kaynaklanan olmak üzere toplam 11.034,37 TL maddi tazminatın 13/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının kazaya bağlı olarak gerçekleştirilen tedavi belgelerinin davacı vekilinden yazılı olarak talep ettiklerini, davacı tarafın bu belgeleri müvekkili kuruma sunmadığını, zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakasının tespit edilemediğinin ispatlanamadığını, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, davaya konu kazanın gerçekleştiğine dair davacının ifadesinden başka hiçbir delil bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili kurumdan tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili kurumun sorumluluğu ... Hesabı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bedensel zararları kapsadığını, geçici iş göremezlik tazminatı talep edilemeyeceğini, SGK'dan gerçekleştiği iddia olunan kazayla ilgili olarak, davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması ve müvekkili kurum aleyhine karar verilmesi halinde, davacılara ödeme yapılmış ise bu miktarın hesaplanan tazminattan mahsubu gerektiğini, dava zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin ıslah tarihinde dolmuş olduğunu, gerekli evrakların müvekkiline sunulmadığından başvuru tarihinde temerrüde düşülmemiş olduğunu, davacının kaza anında, emniyet kemeri ve kask takıp takmadığı vb. güvenlik önlemlerini alıp almadığı hususlarının araştırılarak davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu tespit edilmesi halinde maddi tazminattan ayrıca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının müvekkili kurum lehine bozulmasına ve kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili istinaf etmiştir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada; tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, davacıya 03/06/2013 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, tedavi belgeleri ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası UYAP'tan celp edilmiş, davacının 03/06/2013 tarihinde uğradığı kaza sebebiyle geçici ve kalıcı maluliyetin bulunup bulunmadığına yönelik davacı ATK'ya sevk edilerek, ATK 2. İhtisas Kurulunun kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik çerçevesinde düzenlediği 27/01/2021 tarihli, 1177 sayılı raporu dosyaya kazandırılmış, kusura yönelik olarak üç farklı bilirkişiden sırasıyla 09/03/2019 tarihli, 24/05/2019 tarihli ve 15/05/2020 tarihli kusur raporları alınmış, akabinde dosya hesap bilirkişisine tevdi edilerek 12/04/2021 tarihli hesap raporu ile 19/04/2021 tarihli ek rapor alınmış, giderek ıslaha itibar edilerek tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle ıslahlı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece dosyaya kazandırılan hasar dosyası içeriğine göre; davacının dava açmadan önce gerekli belgelerle ... Hesabına başvuruda bulunduğu, şirketin eksik evrakların tamamlanmasına yönelik talebine binaen 05/02/2018 tarihinde tekrar başvurduğu, buna rağmen dava tarihinden önce davacının zararının giderilmemiş olduğu, keza tazminat ödenmeyeceğinin 02/02/2018 tarihli yazı ile başvurucuya bildirildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yolunun tüketilmediği yolundaki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.

Davalı vekili kazaya sebebiyet veren taşıtın cinsinin ve plakasının tespit edilemediği iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği, TMK'nın 6.maddesi kapsamında ispat yükünün davacı olduğunu ileri sürmüşse de trafik zabıtası tarafından 03/06/2013 tarihinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında tutanağı düzenleyen polis memurlarının "plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün KTK'nın 57.maddesini ihlal ettiğini, kaza mahallinin tetkikinden ve Danış Market güvenlik kamerası görüntüsünden anlaşıldığını" tutanak altına aldıkları anlaşılmakla; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Dosyada üç farklı kusur raporu bulunup, raporlarla verilen kusur oranları birbirini doğrulamakla; plakası tespit edilemeyen aracın sürücüsünün %25 oranında kusurlu kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.

Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Davacının yaralanmasına ilişkin trafik kazasının 03/06/2013 tarihinde meydana geldiğine göre davacının maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekmektedir.

İlk derece mahkemesinin kararına dayanak yapılan, ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23/12/2019 tarihli, ... sayılı rapor incelendiğinde söz konusu raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Buna göre davalı vekilinin bu yoldaki istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanun’un 91. maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85. maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı, sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98. maddede düzenlenmiştir.

Söz konusu bu madde 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilmiştir. Değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine göre, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Söz konusu düzenlemeye göre, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve ... Hesabı’nın yükümlülükleri sona ermekte, ancak kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları yönünden ise, sigorta şirketlerinin ve ... Hesabının tedavi teminatları kapsamında sorumlulukları devam etmekte olup, teminat kapsamının yasaya aykırı genel şart hükmü ile daraltılması mümkün değildir. Bu nedenle geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu kabul edilmiş olduğundan, keza kaza nedeniyle SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alındığı ispatlanamamakla; davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahip olduğu gibi dava belirsiz alacak davası olarak açılmakla arttırılan miktar dahil olmak üzere zamanaşımı kesilmiştir. Öte yandan davalının poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.

Davacı tarafın davadan önce davalıya başvuruda bulunduğu, giderek davalının 13/02/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, mahkemece bu tarihten itibaren faize hükmedildiği, uygulanan faizin yasal faiz olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.

Davalı vekili TRH 2010 mortalite tablosu esas alınarak 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle zararın belirlenmesi gerektiğini itirazen ileri sürmektedir. İlk derece Mahkemesi kararında hükme esas alınan 12/04/2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 mortalite ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 753,76 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan ‭183,95 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 569,81 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/11/2023

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog