. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davalı (icra dosyasının borçlusu) tarafından Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi davacı tarafa tebliğ edilmiş olduğu, bir yıllık süre içerisinde işbu davayı sayın mahkeme nezdinde ikame etmek zaruri olduğunu, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, şöyle ki davalıya satılan mal karşılığında ürün teslim edildiği, faturasının da kendisine gönderildiği, işbu fatura icra dosyasına eklendiği gibi EK-1'de sayın mahkemeye de takdim edileceği, EK-1' de sayın mahkemeye takdim edilen ... numaralı 27.12.2021 tarihli faturada görüleceği üzere davalı davacıdan aldığı ürün karşılığında 60.516,30 TL ödeme yapması gerektiğini, 17.11.2021 tarihinde davalı davacıya 20.000,00 TL ödeme yaptığı, gelinen süreçte davalı, kalan 40.516,30 TL daha ödeme yapması gerekirken bu ödemeyi yapmadığı, davalı taraftan yapılan 20.000,00 TL ödeme yapılan anlaşma sonrası kapora niteliğinde olduğu, davalı taraf davacı tarafa 20.000,00 TL ödeme yanptığı ve sonrasında davacı tarafa fatura kesilerek davalıya gönderildiği, hemen sonrasında ise davacı tarafça ürünler davalıya teslim edildiği, buna karşın davalı, kalan 40.516,30 TL' yi davacıya ödemediğini, davacı tarafından 31.01.2022 tarihinde EK-3' de takdim edilen cari hesap ihtarnamesinde görüleceği üzere davalıya kalan borcunu ödemesini aksi halde kanuni yollara başvurulacağını ihtar ettiğini, fakat bu ihtara rağmen yine davalının ödeme yapmaktan kaçındığını, davalı tarafın 17.11.2021 tarihli ... iban numaralı ... Bankası ... numaralı Ufuktepe/ANKARA şubesine kayıtlı hesabından davacı tarafın ... Davalı (icra dosyasının borçlusu) tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi davacı tarafa tebliğ edilmiş olduğunu, bir yıllık süre içerisinde işbu davayı sayın mahkeme nezdinde ikame etmek zaruri olduğunu, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, şöyle ki davalıya satılan mal karşılığında ürün teslim edildiği, faturasının da kendisine gönderildiği, ... numaralı 27.12.2021 tarihli faturada görüleceği üzere davalı davacıdan aldığı ürün karşılığında 60.516,30 TL ödeme yapması gerektiğini, dekonttan da görüleceği üzere 17.11.2021 tarihinde davalının davacıya 20.000,00 TL ödeme yaptığını, gelinen süreçte davalının kalan 40.516,30 TL daha ödeme yapması gerekirken bu ödemeyi yapmadığını, davalı taraftan yapılan 20.000,00 TL ödeme yapılan anlaşma sonrası kapora niteliğinde olduğu, davalı taraf davacı tarafa 20.000,00 TL ödeme yanptığını ve sonrasında davacı tarafa fatura kesilerek davalıya gönderildiğini, hemen sonrasında ise davacı tarafça ürünlerin davalıya teslim edildiği, buna karşın davalının kalan 40.516,30 TL' yi davacıya ödemediğini belirterek; fazlaya dair her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davalı/borçlunun Konya .... İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosya kapsamında yaptığı haksız ve hukuki mesnetten ari itirazının iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı/borçlu aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğünde başlatılan ... Esas sayılı icra takibinde yetkiye ve borca itiraz ettiği, itiraz nedeniyle takibin durduğu ise de yetkiye itirazların değerlendirilmediği, Davalı ... Mah. ... Sk. No:/... Çankaya/ANKARA adresinde ikamet ettiğini, davalıya gönderilen ödeme emri de bu adreste tebliğ edildiğini, bu sebepledir ki davalı yetkiye itiraz ederken borcun varlığına da açıkça itiraz ettiğinden alacaklının yerleşim yeri yetkili icra müdürlüğü olmadığını, davalı borca da açıkça itiraz ettiğinden T.B.K.
89.Maddesi uygulanma imkanı bulunmadığını, her ne kadar alacaklının alacaklının yerleşim yeri ödeme yeri olsa da davalı borca da açıkça itiraz ettiğinden Ankara icra müdürlüğü ve ticaret mahkemelerinin yetkisi içerisinde kaldığından dosyanın öncelikle yetkisizlik kararı verilerek yetkili Ankara icra müdürlüğü ve mahkemelerine gönderilmesinin talep edildiğini, davalı tarafından yapılan kamu işi nedeniyle su deposuna ihtiyaç olduğu, su deposu ve eklentileri dahil olarak daha ekonomik bedel ile satın almak için iki ayrı kişiyle anlaşıldığı, su deposu esasen 27.10.2021 tarihinde dava dışı ... ' den alınmış olduğu, aynı tarihte 42.000,00 TL ödemesinin yapıldığı, akabinde su deposunun eklentisi olan vana ve sayaç gibi diğer eklentiler de davacı şirketten satın alındığı, bu anlaşmaya karşılık olan 20.000,00 TL 17.11.2021 tarihinde davacı şirketin hesabına ödendiğini, bu bedelin avans olmadığı, tüm anlaşmanın sonu olarak kendisine ödendiği, çünkü eklenti malzemeler 20.000,00 TL bedel ile anlaşıldığı, ancak davacı tarafın tek taraflı olarak fahiş miktarda fatura tanzim etmiş olduğu, davalı da bu faturadan haberdar edilmediğini, davalı ihtar ile öğrendiği, bu sebeple ticari defter kayıtlarında olmadığı gibi fatura anlaşma miktarının çok üstünde tanzim edildiğinden faturaya ve içeriğine açıkça itiraz edildiği, davalı, faturanın anlaşmada olduğu gibi su deposu ... tarafından ve eklentilerinin ise davacı tarafından tanzim edilmesini istemiş ise de haksız ve kötü niyetle bu talebin reddolunduğunu, davalı ödemesini bir ay önceden yaptığından fatura ödeme yapılan kişilerden ödeme nispetinde ayrı ayrı kesilmesi gerekliyken tek taraflı fahiş miktarda anlaşılan miktarın üzerinde tanzim edildiğini, davacının dava dışı olan ... ile iki defa tahsilat yapmaya çalışıldığını, davalı su deposu ve eklentilerinin anlaşıldığı gibi bedellerini ödemediği, davacı taraf ile 20.000,00 TL bedel ile anlaşılmış olduğunu, bu miktarın da kendisine ödenmediğini, bu sebeple iki defa tahsilat yapılmaya çalışıldığından davacının haksız ve kötü niyetli olduğu, fatura anlaşmanın üzerinde fahiş miktarda ve tek elden keşide edildiğinden içeriğine, faturaya ve borca açıkça itiraz edildiği, davalı anlaşma gibi ödeme yaptığından borcunun bulunmadığını, ayrıca faturanın da ödemelerden çok sonra 17.12.2021 tarihinde tanzim edilmiş olması da iddianın destekler nitelikte olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli tutum gösterildiğini belirterek; fazla tahsilat yapma yoluna gidildiğini, bu sebeple haksız ve kötü niyetli davanın reddine, %20 den az olmamak üzere haksız ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturadaki hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, davacının bu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı ve varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 40.516,30 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takibin 27/12/2021 tarihli 60.516,30 TL faturaya dayalı alacak olarak gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın asıl alacak üzerinden iptali için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;
HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... sayılı ilamı)
Davacının defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 23.08.2023 tarihli bilirkişi raporu ile defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, takibe konu faturanın defterlerde kayıtlı olduğu, ayrıca davalı tarafça yapılan 20.000 TL tutarındaki ödemenin yer aldığı ve davacının 40.516,30 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalının defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 31.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, takibe konu faturanın defterlerde kayıtlı olmadığı, 20.000 TL'lik ödemenin defterlerde kayıtlı olduğu ve alacak borç durumunun bulunmadığı tespit eidlmiştir.
Somut olayda ispat yükü davacı üzerinde olup, faturaya konu hizmetin sunulduğunun davacı tarafça ispatı gerekir.
Davacı tarafça bu iddianın ispatına yarayan herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediği gibi faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmaması karşısında davacının faturaya konu hizmetin sunulduğunu usulünce ispatlayamadığı kabul edilmiştir. Davacı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış ancak yemin teklifinde bulunulmamıştır.
Bu kapsamda davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının feri nitelikteki tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede, davacı takibe itirazın haksız olduğu yönündeki iddiasını usulünce ispatlayamadığından davacının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı da tazminat isteminde bulunmuş ise de, tek başına alacağın varlığının ispatlanamaması takibin kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığından ve davalı tarafça takibin kötüniyetli olduğu savunması usulünce ispatlanamadığından, davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,
3.Peşin olarak alınan 489,34 TL harçtan, alınması gereken 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 219,49 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
4.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.560 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5.Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/11/2023
Katip Hakim
5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.