Esas No
E. 2021/542
Karar No
K. 2023/1791
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/542

KARAR NO: 2023/1791

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/02/2018 (Dava) - 23/02/2021 (Karar)

NUMARASI : 2018/73 Esas - 2021/83 Karar

DAVA: Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 22/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/11/2023

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih ve 2018/73 Esas - 2021/83 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/09/2016 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ... adına kayıtlı, davalı sigorta şirketine ZMS sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın ...'nin sevk ve idaresinde Anadolu Caddesi üzerinden İzmir merkeze seyrederken Soğukkuyu Karakolu’nu geçtikten sonra sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın orta refüjdeki beton bariyere çarptığını, müvekkilinin yaralandığını, kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/369 E. sayılı dosyası ile açılan kamu davasında davalı ...'ün suçlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline 29/01/2018 tarihinde 29.201,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, tedavi sürecinde fiziksel olarak duyduğu acı ve ızdırap, sakat kalması ve yaşamsal ihtiyaçları için dönem dönem başkalarından yardım aldığını ileri sürerek, yaşamış olduğu korku, üzüntü ve manevi çöküntü nedeniyle acısını bir nebze hafifletmek amacıyla 100.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...’den 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan 29.09.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirkete, 13.06.2016 – 04.11.2016 vadeli 336798716 no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olduğunu, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacı yana 29.01.2018 tarihinde 29.201.00-TL ödeme yapıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları ispat etmesi gerektiğini, kusur durumlarının tespiti ve maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na sevkinin sağlanması genemkiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte zararın kaza ile illiyetinin tespiti halinde tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanına gönderilmesi, davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olduklarının tespit edilmesi, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava dilekçesi davalı ...'e vefatı nedeniyle tebliğ edilememiş, davacı vekili tarafından sunulan Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2018 tarih 2018/137-169 sayılı veraset ilamından 06.09.2017 tarihinde vefat eden davalı ...'ün 4 pay olan terekesinin 1 payının eşi ...’a birerden 3 payın çocukları ..., ... ve ...’a intikal ettiği anlaşılmış, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

Dava dilekçesi, tensip zaptı ve dahili dava dilekçesi dahili davalı ...'e 05.06.2018 tarihinde, ön inceleme duruşmasına davet tutanağı 20.09.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, dava dilekçesi, tensip zaptı ve dahili dava dilekçesi dahili davalı ...'a, ...'a, ...'e 06.07.2018 tarihinde, ön inceleme duruşmasına davet tutanağı 19.09.2018 tarihinde tebliğ edilmiş dahili davalılar tarafından cevap ve kanıt sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...Maddi tazminat yönünden KISMEN KABULÜNE, 9.888,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 78.127,95 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 88.016,25 TL üzerinden kabulüne, alacağa davalı sigorta şirketi yönünden 29/01/2018, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

Manevi tazminat yönünden davanın 20.000,00 TL üzerinden KABULÜNE, alacağa davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat hesaplamasında TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması gerekirken PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının hesabının doğru olmadığını, yerel mahkemece tazminat alacağından %20 müterafik kusur indirimi yapıldığını, müvekkilinin, sürücünün alkollü olduğunu, sürüş yeteneğini kaybettiğini bilerek ve isteyerek araca bindiğine dair dosyada ispata yarar kesin delillinin bulunmadığını, sürücü ...'nin ... isimli arkadaşıyla gezerken yoda davacıyla karşılaştıklarını ve davacının arabaya bindiğini ifade ettiğini, müvekkilinin arabaya bindiği esnada sürücüsünün alkollü olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, bu durumda davacıya müterafik kusur atfedilmesinin yanlış olduğunu, kabul etmemekle birlikte müterafik kusur indiriminin davacının hakkının özünü etkileyecek miktarda yüksek oranda dikkate alınmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminatın tutarını belirleme görevinin hakimin takdirine bırakıldığını, ancak hükmedilen tutarın uğranılan zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiğini, hakimin takdir yetkisini kullanırken, ülkenin ekonomik tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerektiğini, dava konusu olayda mahkeme kabulüne göre davalı işletenin aracının sürücüsünün alkollü olduğunun kabul edildiğini, yani haksız fiilin bilinçli taksir seviyesinde kusurla meydana geldiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TRH 2010 hesap tablosu ve aktüeryal yöntemin 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, yerel mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda davacının maluliyet oranının, Özürlülük Ölçütü Sınıfmlandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini, 20/02/2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile önceki yönetmeliğin yürürlüktün kaldırıldığını bu nedenle güncel mevzuata göre rapor hazırlanması gerektiğini, davaya konu olayda davacı ...'ın yaralanıp geçici iş göremediğinde bahisle maddi tazminat isteminde bulunulduğunu, küçüğün kaza tarihinde henüz 17 yaşında olduğunu, gelir getiren bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediğini, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancının olmadığını, mahkemece geçici iş göremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesinin doğru olmadığını, ayrıca mahkeme nezdinde alınan maluliyet raporuna göre davacının 9 ay geçici iş göremezlik süresinin belirlendiğini, ancak 01/06/2015 tarihinde yürürlüğü giren genel şartları gereği geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri zararının sağlık giderleri teminatına alındığını, ayrıca sağlık giderleri teminatının SGK sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını, ancak hesap raporunda geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanarak müvekkilinin de sorumlu tutulduğunu, maluliyet raporunda davacının bakıcıya ihtiyacının olduğu noktasında herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, bu durumda davacının bakıcıya ihtiyaç duyacağı noktasında varsayımsal olarak hareket edilerek afaki değerlendirme yapılmasının mümkün olmayacağını, geçici iş göremezlik bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hatır ve müterafik kusur indiriminin değerlendirilmediğini, davacının sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin olmadığını, alkollü olduğunu bilerek söz konusu araçta yolculuk ettiğini, kaza sırasında emniyet kemerini de takmadığını, bu durumda kazanın meydana gelmesinde veya zararın artmasına etken olduğunu, bu durumda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, SGK tarafından ödemelerin TBK madde 55 gereği, rücuya tabi olduğu takdirde hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiğini, olay nedeniyle davacıya ödenen geçici iş göremezlik tazminatı ile bağlanan sürekli iş göremezlik geliri bulunup bulunmadığının sorulması gerektiğini, bağlanmamış ise, davacıya gelir bağlanması için başvuru yapmak üzere süre verilmesini, aksi takdirde davacıya PSD tutarını düşmeden ödeme yapan şirketin SGK'ya karşı sorumluluktan kurtulamadığını ve rücu talebiyle mükerrer ödemenin söz konusu olacağını, ceza yargılamasında uzlaşmanın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı ile manevi tazminatın işleten ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı sigorta şirketi vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

1.) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ceza yargılamasındaki ifadesinde aracı kullanan sürücü ...'in alkollü olduğunu belirttiği, dolayısıyla davacının sürücünün alkollü olduğunu bilmesine rağmen araçta bulunması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun sabit olduğu, bu doğrultuda tazminattan yapılan indirimin ve oranının yerinde olduğu, olayda her ne kadar hatır taşıması mevcut ise de, hatır taşıması iddiası bir def'i olduğundan ve cevap dilekçesinde de bu def'i ileri sürülmediğinden tazminattan hatır taşıması indirimi yapılamayacağı, davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlikten sorumlu olduğu ( geçici işgöremezlik tazminatı yönünden bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2511 E.- 2021/2452 K), yalnızca meslek sahipleri ve çalışıp kazanç elde etmekte olanların değil, uğranılan kaza nedeniyle oluşan maluliyet nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) diğer kişilerin de maddi tazminat (efor tazminatı) talep edebileceği, bu sebeple davacının geçici iş göremezlik döneminde de daha fazla efor sarf ederek hayatını idame ettirmek durumunda olacağında bu dönem için asgari ücret düzeyinde kazanç kaybı zararının tespit edilip hüküm altına alınmasının doğru olduğu, son olarak ise Anayasa Mahkemesi'nin 18/10/2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 26/07/2023 tarihli 2023/43 esas - 2023/141 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşma sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, bilindiği üzere uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse, artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği, bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi, “kamu düzeni” ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı, cilt 5, 2001), bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi'nin iptali kararı, eldeki davada da uygulama yeri bulacağından taraflar arasındaki uzlaşmanın artık bu davada herhangi bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.) Hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant sistemi esas alınarak bir hesaplama yapılmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, ayrıntıları Yargıtay 17. HD'sinin 14/01/2021 gün ve 2020/2598 E-2021/34 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ülke çapında uygulama birliği açısından tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.

Ayrıca yine Yargıtay 17. HD'sinin 14/01/2021 gün ve 2019/3292 E-2021/1848 K. sayılı kararında bakiye ömür TRH 2010 tablosu uyarınca belirlendikten sonra "...hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması" gerektiği belirtilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak iş, anılan içtihatlar gözetilerek aktüer bilirkişiden bu verilere göre ve istinaf edenin sıfatına göre tarafların kazanılmış hakları da gözönünde bulundurularak taraf ve yargı denetimine elverişli, açık ve ayrıntılı ek bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.

3.) 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Davaya konu edilen kazada, davacıda oluşan yaralanmanın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacı için takdir edilen manevi tazminatın biraz az olarak belirlendiği görülmüş, bu sebeple davacı vekilinin istinaf itirazları bu sebeple yerinde görülmüştür.

Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun tümünün reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih ve 2018/73 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı istinafı yönünden; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgili tarafa iadesine,

Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, Davalı sigorta şirketi istinafı yönünden; alınması gerekli 6.012,39 TL istinaf karar harcından, peşin yatan 1.504,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.508,39 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.