6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2011/3380 E. , 2014/7487 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 6 - 2008/200295
MAHKEMESİ : İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2008
NUMARASI : 2007/61 (E) ve 2008/66 (K)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıklardan G.. A..'ın sahibi, diğer sanıklardan H.. Ç..'nun mesul müdür olduğu M. D. isimli barda, diğer sanıklar Z.. Ö.. ve E.. K..'ün şef garson olarak çalıştıkları, olay tarihlerinde yabancı uyruklu yakınanların kimliği tespit edilemeyen sanık tarafından hileli hareketlerle adı geçen eğlence yerine yönlendirildiği, talepleri olmadığı halde yakınanların bulunduğu masaya içki siparişi verilerek bayanların çağrıldığı, fazla tahsil edilmeye çalışılan hesapları ödemek istemeyen yakınanların üzerleri aranmak sureti ile bu bedelin tahsil edilmeye çalışıldığı, Bu cümleden olarak; Yakınan A.. M..'ın 23.09.2006 tarihli emniyet beyanına yansıyan ifadesinde özetle,
Ticaretle ilgilendiği için 18.09.2006 tarihinde Türkiye’ye geldiğini, işlerini hallettikten sonra 21.09.2006 tarihinde tekstil dükkanlarına baktığı sırada kimliği tespit edilemeyen Rusça konuşan sanığın kendisine “B.A. T. isimli dükkanım var” diyerek kendisini M. d.isimli yere getirdiğini “kendisini tanıştıracağı patronun burada olduğunu” beyan edip masaya oturttuklarını ardından masaya iki bayan çağrıldığını, masaya içki ve çay servisi yapıldığını, ancak
Kendisinin bu içkilerden içmediğini, bayanların masadan ayrılmasından sonra, kimlikleri tespit edilemeyen 3 kişinin daha masaya gelerek kendisine “300 YTL'lik hesap getirdiğini” kendisinin hesaba itiraz etmesinin ardından, “sen vermezsen biz almasını biliriz” diyerek ellerini tutan sanıkların ceplerini aramaya başladığını ve zorla cebinden 115 YTL ile 20 dolar parayı aldıklarını beyan ettiği olaydan ötürü yürütülen soruşturma neticesi,
23.09.2006 tarihli tutanağa göre, sanıklar G.. A.., E.. K.., H.. Ç..’nun da bulunduğu şüpheliler arasından yapılan teşhis işleminde yakınanın adı geçen sanıklardan hiçbirisini teşhis edemediği, sanıklarında aşamalarda üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri,
06.11.2006 tarihli emniyet beyanına yansıyan ifadesine göre yakınanlar M.Z. D. ve M.. A..'ın lokantaya gitmek üzere otelden ayrıldıkları, kimliği tespit edilemeyen sanığın benzer yöntemlerle kandırdıkları yakınanları M. D. isimli yere götürdüğü, burada da yakınanların talebi olmadığı halde masaya kadın ve içki servisi yapılarak, kendilerine 310 YTL hesap getirildiğini, ödemek istemeyince iki kişinin gelerek, kollarından tuttuklarını ve yakınanlara hitaben “çıkarın bütün paraları” dedikten sonra M.. A..'ın tartaklayarak üzerindeki paradan 260 Euro ile 30 YTL'yi zorla aldıklarını beyan ettikleri, yakınanların polise müracaat edeceklerini söylemeleri üzerine de sanıklardan bu olaya dair tek teşhis işlemi yapılan sanık Ercan'ın olay sonrası yanlarına gelerek kendilerine 210 Euro para veren kişi olarak belirttikleri ancak sanık Ercan’ın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği gibi kendilerine parada vermediğini beyan ettiği, yakınanları M. Z. D.ve M.. A.. olan olaya ilişkin tutulan tutanakta “ olay yerinde bulunanlar arasında herhangi birinin zorla kendilerinden para alanlar olarak” teşhis edilemediği, sanık Z.. Ö..'ü ise 06.11.2006 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında “ teşhis ettikleri” belirtilmiş ise de, adı geçen bu kişinin eyleme ne şekilde katıldığı ve/veya katkıda bulunduğuna dair bir açıklamaya yer verilmediği,
Yakınanlar B.M. ve U.. J..'i de hileli hareketlerle çalışmış oldukları M.D. İsimli yere götüren aynı metodla yakınan U.'tan 50 Euro ve 70 TL, diğer yakınan B.'dan ise 200 Euro ve 170 YTL parayı zorla aldıklarından bahisle soruşturma yürütüldüğü 25.11.2006 tarihli tutanak içeriğinde sadece barın içinde sanık H.. Ç..’yu gördüklerini beyan ettikleri ancak kendilerinden zorla para alınırken sanığın kendilerini görüp görmediğini bilmediklerini beyan ettiği oluş ve dosya içeriğinden anlaşılmış, Suç teşkil eden haksız fiilin varlığı ve failin mevcut delillere dayanılarak duraksamasız saptanması gerekir. Bilindiği üzere;
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu İlkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılmamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Aynı işyerinin sahibi ve çalışanları olması dışında başkaca bir ortak noktası saptanamayan sanıklar her aşamada üzerlerine atılı suçları işlemediklerini ve/veya suç teşkil eden haksız bir fiilde bulunmadıklarını savunmuşlardır.
Yakınanlar ise olayın hemen akabinde saptanan beyanlarında ne de ardında yapılan teşhis işlemleri sırasında kendilerine yönelik suç teşkil eden eylemleri işleyen kişilerin ve/veya işleyen kişilerin eylemlerine doğrudan veya dolaylı olarak sanıkların katıldıkları yönünde duraksamaya yer bırakmayacak bir şekilde ayrıntılı anlatımda bulunmadıkları dikkate alındığında, Sanıkların suç teşkil eden haksız fiil ve/veya fiilerin failleri olduğunun hangi kesin, inandırıcı delillere dayanılarak saptandığı denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yerinde yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş,
Kabule göre de; Koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK'nın 43.maddesi ile uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar G.. A.., Z.. Ö.., E.. K.. ve sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.