3. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 02/06/2021 dilekçesiyle; 25.08.2018 Tarihinde müvekkilimin yolcu olduğu ve davalı sigorta şirketine kaza tarihi itibari ile.... poliçe no ile kasko sigortalı ... plaka sayılı aracın trafik kazası yapması nedeni ile müvekkilinin ağır yaralandığını, kaza tarihi itibarı ile sigorta şirketine .... poliçe no'lu KTK ZMSS ile sigortalı olduğundan Konya . Aşliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, Muhakeme sırasında Konya N.E. Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumundan sürekli iş görememezlik maluliyet raporu alındığını, maluliyet raporuna göre müvekkilim de %60 sürekli iş görememezlik oranı tespit edildiğini, Aktüerya bilirkişisi tarafından müvekkil adına 583.908,59 TL sürekli iş görememezlik tazminat hesap edildiğini, Muhakeme sonunda Kaza tarihi itibarı ile sigorta şirketine .... Poliçe No'lu KTK ZMSS poliçe limiti olan 360.000 TL'nin müvekkil adına ödendiğini, müvekkilin sürekli iş görememez1ik tazminat bedelinin ZMSS tarafından karşılanan 360.000 TL miktari dışında ki kalan tazminat bedelinin ödenmesi konusunda Sigorta şirketine ödenmesi konusunda başvurulmuş ise de taleplerinin karşılanmadığını, Sigorta şirketinin ödeme talebimizi karşılamaması üzerine arabulucuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle ....Plaka sayılı araç davalı ... Sigorta AŞ'ye ....poliçe kasko poliçesi ile sigortalı olması nedeni ile müvekkil .... yönünden ; 12.000 TL ferdi kaza sürekli iş görememezlik (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kayıtı ile), 100.000 TL ihtiyari mali mesuliyeti sürekli iş görememezlik (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kayıtı ile) Olmak üzere toplam 112.000 TL belirsiz alacak (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kayıtı ile) maddi tazminatın Davalı sigorta şirketi yönünden poliçe miktarı ile sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketine başvuru tarihi 18.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ve muhakeme masrafları ve vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Sigorta A.Ş vekilinin 28/07/2021 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ; Davacı; .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde genişletilmiş kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğundan bahisle tazminat talebinde bulunduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Mahkememizde görülen davanın İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, uyuşmazlık konusu trafik kazası sebebiyle müvekkil şirket tarafından davacıya 360.000 TL ödendiğini, davacı için hesaplanan tazminat tutarı kaza yılı teminat tutarını aşması sebebiyle müvekkil şirkete başvuru yapıldığını, müvekkil şirket tarafından davacının tazminat tutarı değerlendirilerek ödeme yapılmak istenildiğini, fakat davacı tarafça kabul edilmeyerek aleyhlerine haksız yere dava açıldığını, uyuşmazlık konusu kaza ile ilgili .... sayılı poliçe kapsamında 100.000 tl ihtiyari mali mesuliyet teminatı ve 20.000 tl ferdi kaza sigortası sakatlık için teminat bulunduğunu, söz konusu poliçen teminatı kapsamında sonuçlanmış ve derdest davaların bulunduğunu, söz konusu davalar kapsamında bir takım ödemeler yapılmış ve derdest davalar için dava tutarında teminatın ayrıldığını, dolayısıyla 100.000 tl tazminat tutarının davacı .... için ayrılmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu kazada yaralanan ...için Sigorta Tahkim Komisyonu .... sayılı ilam Ankara ... İcra Müdürlüğü ... konu edilmiş ve müvekkil şirket 15.02.2021 tarihinde icra dosyasına 15.000 tl manevi tazminat ve feriler olmak üzere toplam 22.242,92 tl ödendiğini, davacının uyuşmazlık konusu ettiği poliçe kapsamında 15.000 tl ödeme yapılmış ve 20.000 tl tutarında manevi tazminat davası açılmıştır. bakiye 65.000 tl teminat bulunduğunu, davacının uyuşmazlık konusu ettiği poliçe kapsamında 20.000 tl ferdi kaza teminatı bulunmaktadır. ferdi kaza genel şartları gereği %100 sakatlık durumunda 20.000 tl ödenmekte olup davacının %32 sakatlığı nazara alındığında 6.800 tl ödenmesi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş gücü kaybı ,bakıcı gideri tazminatından ve tedavi gideri tazminatından müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, somut olayda başvuru sahibinin müterafik kusuru oranında tazminat miktarında indirim yapılması gerektiğini, Davacının malul kalmasında emniyet kemerinin takılı olmaması en önemli etken olduğunu, başvurunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesabında malul kalanın emniyet kemeri takmayarak malul kalmasında müterafık kusuru olması sebebiyle %25 indirim yapılması gerektiğini, bu nedenlerle Davacı tarafın dava konusu talepleri zamanaşımına uğraması sebebiyle davanın reddine, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde, Davanın yetkili mahkemede açılmamış olmaması sebebiyle, davanın usulden reddine, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde davacının dayanaktan yoksun maddi tazminat talebininin reddine, Poliçe Teminatı kapsamında limitlerin belirlenmesi için dosyanın Sigorta Alanında Uzman Bilirkişi'ye tevdiine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi .. Esas ...Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Dosya İncelendiğinde; davacının 25/08/2018 tarihinde yolcu olarak bulunduğu araçtaki kazadan dolayı uğramış olduğu zarara ilişkin maddi tazminatına ilişkin davacının daha önce açmış olduğu Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasınca hükmedilen tazminattan sonra, davacının talep edebileceği bakiye kasko poliçesinden kaynaklanan 100.000 TL ile ihtiyari mali sorumluluk sigortasından kaynaklanan tazminat alacağı ile 20.000 TL ferdi kazadan dolayı talep edebileceği tazminata ilişkin mahkememize baki alacağına yönelik dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı ... Sigorta ise cevap dilekçesinde yetkiye, zamanaşımına ve ifaya yönelik yapmış olduğu itirazlar Mahkememizce değerlendirilerek söz konusu itirazların reddine karar verilip davanın esasına geçilerek öncelikli olarak, yukarıda bahsetmiş olduğumuz davacının uğramış olduğu trafik kazasından kaynaklı tazminat davasının . Ticaret Mahkemesinde görülen dosya mahkememizce celp edilmiş, dosya üzerindeki ödemeler ve bilirkişi raporları mahkememizce değerlendirilmiş, .. Ticaret Mahkemesinde alınan raporların güncel olması, tarafların aynı olması dikkate alınarak yeniden maluliyet ve kusura ilişkin rapor alınmadan ödenmiş tazminatlar dikkate alınarak davacının bakiye alacağına yönelik isnat edilen alacak iddiaları mahkememizce bilirkişi marifetiyle incelenerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve yapmış olduğumuz dosya kapsamında alınan sigorta örnekleri incelenerek davacının uğramış olduğu sürekli iş göremezlik tazminat miktarı tespit edilmiş ancak sigorta limitleri ile sınırlı kalması nedeniyle davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebi olan 100,00 TLnin tamamı davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü 18/03/2021 tarihinden yasal faizi ile beraber,
Yine davacının talep etmiş olduğu kazadan kaynaklı davacının talep etmiş olduğu ferdi kaza sigorta talebi kapsamına dayanarak uğramış olduğu zarara ilişkin talep etmiş olduğu tazminatın hesaplanması neticesinde 9.500 TL'nin 18/03/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek; Davacının davasının KISMEN KASUL, KISMEN REDDİ ile, 25/08/2018 taririnde meydana gelen kaza nedeniyle davacının uğramış olduğu zarardan kaynaklanan hesaplanan ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta limitleri sınırlı olmak üzere davacının talep etmiş olduğu 100.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarih olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının talep etmiş olduğu 25/08/2018 tarihli kazadan kaynaklı ferdi kaza sigortası sigorta poliçesi şartları ve kapsamı içerisinde 9.500,00 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarih olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında dile getirmiş oldukları itirazların mahalli mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davacının uyuşmazlık konusu ettiği poliçe kapsamında 15.000 TL ödeme yapıldığını ve 18.000 TL tutarında manevi tazminata hükmedildiğini, bakiye 67.000 TL teminat bulunduğunu, mahkeme tarafından aleyhe hüküm kurulacaksa eğer 67.000 TL üzerinden hüküm kurulmasının gerektiğini, davacıya ait hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, davacı tarafından başvuruda zorunlu evrakların müvekkil şirkete ibraz edilmemesi sebebiyle davanın reddi, davanın kabulü halinde ise davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle bidayet mahkemesinin usul ve yasalara aykırı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesine, karar ittihazına kadar icranın tehirine, masraf ve ücreti vekaletin de davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Mahkemece verilen karar, davalı tarafından aşağıdaki yönlerden istinaf edilmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle ferdi kaza ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında maddi tazminat talebine ilişkindir. -Zamanaşımı itirazı yönünden yapılan incelemede;
Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).
Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198,2015/1495 ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771, HGK'nın 10.06.2015gün, 2014/17-27,2015/1530 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmıştır. Yaralanmayla sonuçlanan sözkonusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem için(TCK 89/1) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu gözetiltiğinde, dava ve kaza tarihine göre davanın esas alınması gerekecek zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir. (Bkz. İhtiyari mali mesuliyet ve ferdi kaza sigortasına ilişkin davada ceza zamanaşımına dair YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2019/1739 ESAS, 2020/6221 Karar sayılı ilamı) - Emniyet kemerine dair müterafik kusura yönelik itirazda;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md.
52.düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Somut olayda, davacının emniyet kemerinin takılıp olması konusunda belirsiz olduğu işaretlenen kaza tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre bunu iddia eden davalı tarafça ispatı gereken emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunun ispatlanmamış bulunduğu gibi, davalıya karşı ZMMS kapsamında Konya . ATM .... Esas, ....Karar sayılı dosyada davacı için hesaplanan iş göremezlik tazminatı miktarı naza alındığında müterafik kusur indirimi yapılması halinde dahi tazminatın ihtiyari mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, buna yönelik itiraz yerinde görülmemiştir. Teminat limitinin azaldığına dair itirazlarda;
Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigorta teminatının kapsamı başlıklı 1. maddesinde sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin edeceği düzenlenmiştir. İhtiyari mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası türü olup sorumluluk sigortaları sigortalının üçüncü şahıslara vereceği zararlar sonucu, ödemekle yükümlü olacağı tazminatların güvence altına alındığı sigortalardır. Başka bir deyişle sorumluluk sigortası sigorta ettirene sorumluluk hukuku hükümlerinden doğan tazminat taleplerine karşı koruma sağlar. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/1. maddesinde "zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur" düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise "başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
KTK'nun 96. maddesindeki hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.
Somut olayda; davacı yolcusu olduğu ve dava konusu kazayı yapan araç için, davalı sigorta şirketi tarafından ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmaktadır. Davaya konu kazada yaralanan kişilerin manevi tazminata ilişkin klozdan manevi tazminat talep edebilecekleri ve davalı sigortacının bu limitle sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır. Dosyaya sunulan dekontlar ve ödeme yapılan dosyaların dava tarihlerine bakıldığında, işbu davanın açılmasından sonra davalı sigortanın hükmolunan manevi tazminatları ödediği, buna yönelik hiçbir itiraz ileri sürmemiş ve kayıtsız şartsız ilgili dosyaya ödeme yapmıştır.
İşbu davanın 02/06/2021 tarihinde açıldığı, dosyaya sunulan dekontlar gözetildiğinde sigortaca manevi tazminata ilişkin ödemenin yapıldığı ve bu hususun ödeme yapılan tahkim dosyasında dile getirilmediği, sigorta şirketinin bu davayı ve açılan diğer tüm davaları bildiği halde diğer dosyaya bildirmemesinde ve o dosyaya limitin tamamının bitirilmesinde kusuru bulunduğundan, iyiniyetli ödeme hali olduğu ve sorumluluktan kurtulduğu kabul edilemeyeceğinden, kaza başı Limitini bu suretle tüketen davalı sigortacının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/2. maddesi gereğince, davacılara karşı da sorumluluktan kurtulabilmesi için öngörülen "başka tazminat taleplerinin olduğunu bilmeme" ve "iyiniyetle ödeme yapma" şeklindeki şartları sağlayamadığı; basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu halde mahkeme kararına dayalı olarak ödeme yaparken garameten paylaştırma ile ödeme yapma konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davalının kusurlu eylemi nedeniyle, hak sahibi davacıların tazminat alacaklarının azaltamayacaktır. Bu sebeple, buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
Bunun dışında; davaya ilişkin başvuru öncesinde daha öncesinde davalıya yönelik açılan trafik sigortasına ilişkin dava ve buradaki tüm belgeler de gözetilip ayrıca yasal belgeler ile birlikte davalı sigortaya başvuru yapıldığından, yasal başvuru yapılmadığı ve bundan ileri gelen nedenlerle yargılama giderine yönelik itirazların da yersiz olduğu görülmüştür.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf eden davalıdan alınması gereken 7.479,94 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.870,00 TL nin mahsubu ile bakiye 5.609,94 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.23/11/2023
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.