6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2012/23784 E. , 2014/21495 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 6 - 2010/278425
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/03/2010
NUMARASI : 2009/187 (E) ve 2010/166 (K)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1.Yakınanın evine kimse olmadığı sırada, kapısı zorlanarak girilip, odalarının karıştırıldığı, ancak bir şey alınmadan çıkıldığı, hırsızlığı eve gelince farkeden yakınanın müracaatı üzerine yapılan araştırmada, olay yeri inceleme birimince evden parmak izleri elde edildiği ve AFİS veri tabanına aktarıldığı, bu parmak izlerinden yatak odasındaki boyun yastığı kutusu üzerinden alınanın, daha sonra Çorlu'da işlediği bir suç nedeni ile yakalanan sanık D.. Ç..'nin sol el küçük parmağı ile uyumlu olduğuna dair Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 03.3.2009 günlü yazısına istinaden sanık hakkında kamu davası açıldığı ve mahkumiyet hükmü kurulduğu, oysa anılan yazının devamında sanığa ait tescil kaydına ratlanılmaması üzerine soyadından sorgulandığı ve kardeşi olduğu anlaşılan M. Ç..'nin tescil kaydına rastlandığının ve Mahsum'un tescil kaydındaki fotoğraf ile sanık Delil'in Çorlu Emniyet müdürlüğünün kayıt altına aldığı fotoğrafının görünüş itibari ile aynı şahıs olduğuna dair kanaatin oluştuğunun belirtildiği, yine yazı da İstap sorgusunda aynı kişinin Maltepe'de işlenen suç nedeni ile M. Ç..; Bayrampaşa'da işlenen başka bir suç nedeni ile D.. Ç.. adıyla parmak izi tespitiyle arandığının bildirilip, sonuç kısmında sanığın yakalanması halinde kimliğinin tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü ile irtibata geçilmesinin istendiği, ancak bu eksiklik giderilmediği gibi olay yerinden elde edilen parmak izleri ile hakkında dava açılan D.. Ç..'nin parmak izlerinin de karşılaştırılmadığının anlaşılması karşısında, Suçu işleyen failin gerçek kimliğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespitinde zorunluluk bulunması;
2.Kabul ve uygulamaya göre de; a-Hırsızlık suçundan kurulan hükümde kalkışma sebebi ile indirim yapılırken uygulama maddesinin gösterilmesi, b-Kayden 09.09.1990 doğumlu olup suç tarihi itibariyle 15-18 yaş arasında olan sanık hakkında açıklanmakla hükmün esasını oluşturan kısa kararda hırsızlık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Yasanın 31/3.maddesinin uygulanmaması, c-T.C. Anayasasının 141, 1412 sayılı CMUK.nun 32, 260, 308/7. maddeleri (5271 sayılı CMK.nun 34/1, 223/2, 230/2, 289/1-9. maddeleri) uyarınca mahkeme kararlarının; sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve de Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay’ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için; mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianın, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan yazılı biçimde hüküm kurulması, d-5237 sayılı Yasanın 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle, kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin 1 inci fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması ve bu bağlamda; suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması da zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince sanık hakkında her üç suç yönünden de alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu ancak, bunun yasal ve yeterli gerekçelerinin gösterilmemesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık D.. Ç..'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.