Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/2187
Karar No
K. 2020/1143
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: .....
KARAR NO: .....
DAVACI: .....
VEKİLİ: .....
DAVALI: .....
VEKİLİ: .....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25/12/2017
KARAR TARİHİ: 24/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 26/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İstinaf öncesi yargılama;

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/07/2017 tarihinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile yolda yaya olarak yürüyen müvekkili ..... ..... ve kucağındaki bebeğine çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini müvekkilinin yaralandığını, kazaya sebebiyet veren plakası tespit edilemeyen aracın sigorta poliçesine de ulaşılamadığını, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin zararının karşılanması için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta şirketine başvurunun dava şartı olduğunu ve müvekkili şirkete başvuru yapıldığını ancak gerekli evrakların bulunmadığını davanın usulden reddi gerektiğini, Müvekkili şirketin sigortalısının kusur oranında sorumluluğunun bulunduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Dava ölümlü/yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.

Dosya kusur yönüyle incelenmesi için bilirkişiye verilmiş, bilirkişi 24/05/2018 havale tarihli raporunda;Kazının oluş biçimi sonucu ve kazaya etken kusurlar birlikte değerlendirildiğinde palakası ve sürücüsü tespit edilemeyen sürüsünün 5/8 oranında &62,5) yaya ..... ..... 2/8 oranında (%25) ve diğer sürücü ..... ..... 1/8 oranında (%12,5) kusurlu olduğunu, mahkememize bildirmiştir.

Dosya maluliyet yönüyle incelenmek için Adli Tıp Heyetine tevdi edilmiş, adli tıp heyetince 27/07/2018 havale tarihli 30/03/2013 tarihinde 28603 sayıyla Resmi Gazetede Yayımlanan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre hazırlanan raporunda; Özürlülük durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %4 (dört) olduğunu, iyileşme süresinin 9(dokuz) aya kadar uzayabileceğini mahkememize bildirmiştir.

Dosya son olarak hesaplama yapılması için bilirkişiye verilmiş, bilirkişi 09/11/2018 havale tarihli raporunda; Davacının Suriye Cumhuriyeti vatandaşı olması nedeniyle davacıların yaşadığı ülkede geçerli asgari ücret, ücret artışları, bakiye ömür süreleri, emeklilik yaşları, rüşt yaşları v.s. Hususunda herhangi bir bilgi bulunmadığından ülkemizde kabul gören uygulamalar esas alınarak yapılan inceleme sonucunda davacının 14/05/2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nda belirtilen usul ve esaslara göre 29/11/2018 tarihine göre plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın kusuruna tekabül eden %100 malul sayılan dönemde oluşan maddi zararı (geçici iş göremezlik ) 8.358,15 TL %4 oranında maluliyete ilişkin maddi zararının 15.644,26 TL olmak üzere toplam 24.002,41 TL gerçek zararının olduğunu, mahkememize bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı alınan denetime elverişli bilirkişi raporu, taraf beyan ve deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde; 5718 sayılı Kanunun 48. maddesi uyarınca “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.”

HMK'nın 114/1-ğ maddesinde ise, teminat dava şartları arasında gösterilmiş olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekli hususlardandır. 5718 Sayılı Kanunun 48. maddesinden de anlaşılacağı üzere yabancı uyruklu davacının mahkemece teminattan muaf tutulabilmesi için devletler arası ikili veya çok taraflı anlaşmanın ya da yabancı uyruklu davacının ülkesinde Türk vatandaşı gerçek ve tüzel kişiler yönünden benzer imtiyaz ve kolaylıkların sağlanıyor olması gereklidir. Davacı veya takipte bulunan yabancı, ülkesinde Türk vatandaşları tarafından dava açıldığı veya takipte bulunduğu zaman teminat yatırmadığını ispatladığında karşılıklılığı ispatlamış sayılır. Bu durumda mahkeme yabancı uyrukla davacıyı ya da takip alacaklısını teminattan muaf tutmak durumundadır.

Somut olayda, Suriye vatandaşı olduğunu bildiren davacı uğradığı haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamından davacının teminattan muafiyetini ispatlamaya yönelik bir belge veya bilgiye rastlanılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının tâbiyetinde bulunduğu Suriye ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet bulunup bulunmadığının tespiti bakımından Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak alınacak cevap ve oluşacak sonuca göre davacının teminattan muafiyetinin olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını ve yargılama giderlerini karşılayacak yeterli miktarda teminat takdir edilip davacı vekiline bu miktarı depo etmesi için HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca uygun bir süre verilerek sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu usule uyulmadan işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir. Kabule görede; ..... ..... Yönetmeliği'nin 9. maddesinde hesaba başvurulabilecek haller düzenlenmiş olup, düzenlemenin mefhumu muhalifinden bu haller dışında hesaba başvurulamayacağı anlaşılmaktadır. Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin “Hesaba Başvurulabilecek Haller” başlıklı 9. Maddesi; (1) Hesaba zorunlu sigortalara ilişkin olarak;

a)(Değişik bend: 19/06/2009 - 27263 S.R.G Yön\2.mad) Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,

b)Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,

c)Zorunlu sigorta teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasındaki fark kadar ödenecek bedensel tazminat tutarları için,

ç)Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar için,

d)Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabilir” hükmünü içermekte olup, hesaba başvurulabilecek bu haller tahdidi olarak sayılmış olup, bu haller dışında sorumlu olmayacağı anlaşılmaktadır. " belirtilmiştir.

Bu itibarla yönetmelik metninde açıkça "Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için," güvence hesabına başvuruda bulunabileceği belirtilmiş olup, davalı vekili gerek istinaf itiraz dilekçesinde gerekse cevap dilekçesinde, kazaya sebebiyet veren aracın plakasının tespit edilip edilemediği iddialarının kesinleşmesi gerektiğini, müvekkil kuruma husumet düşmediğini belirttiğinden, evrak kapsamına göre olay tarihinde davacının, eşinin çalıştığı iş yeri tarafından düzenlenen organizasyon kapsamında iş yeri önünde park halinde bulunan araçların birinden inip diğerine binmek istemesi esnasında dava dışı ..... ..... adlı sürücünün kullandığı araç ile davacıya çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, kaza tespit tutanağı içeriğine göre "yolcuları indiren aracın kaza mahallinden ayrıldığı yolcu tarafından tanındığının" belirtildiği ancak mahkemece ..... ..... yönetmeliğinin 9.maddesi uyarınca değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla söz konusu hususun gerekçede değerlendirilmemesi davacının ne şekilde ispat külfetini yerine getirdiğinin belirtilmemesi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla bu aşamada sair hususlar incelenmeksizin HMK'nın 353/1-a,4 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak mahalline iadesine karar verilmiştir.

GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİNİN 13/11/2020 TARİH 2019/2187 ESAS VE 2020/1143 KARAR SAYILI ilamı sonrası yapılan yargılamada ; Yeni duruşma gün ve saati taraflara tebliğ edilmiş olup; Usuli kazanılmış hak bakımından yapılan değerlendirme;

Kaldırma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurur. Kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/10965 E. 2014/2675 K., Gaziantep BAM 17HD 2021/96 Esas, 2021/333 Karar sayılı ilamları) Bu noktada kaldırma öncesi verilen karara karşı yapılan istinaf başvuruları ve istinaf kararı incelenmiştir. Bunun neticesinde kurulan hükümde davalının usuli kazanılmış hakları nazara alınarak daha önce verilen karardan daha fazla tazminata hükmedilmemiştir. Kusur bilirkişi raporuna dair yapılan değerlendirme; Mahkememizin 2 no.lu celsesi, 2 no.lu ara kararı gereği kaza yeri dikkate alındığında kusur raporu düzenlenmek üzere dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdii edilmiş olup, hazırlanan 07/09/2021 tarihli Adli Tıp Raporunda özetle; Mevcut verilere göre;

1.Olay .....plaka sayılı kamyonetin yolun sol tarafında durur halde bulunan araçtan inmiş olan ve başka bir araca binmek için yol üzerinde yürüyen davacı yayaya çarpması durumunda meydana gelmiş ise;

A) Sürücü ..... meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, sola dönüş yaparak girdiği yolun sol tarafında durur halde bulunan araçları ve yol üzerinde bulunan yayayı dikkate alması, yayaya çarpmadan önce etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken etkili tedbir almayıp sevk ve idaresindeki kamyonetin davacı yayaya çarptığı olayda kusurlu olduğunu,

B) Davacı yaya ..... ..... içerisinde bulunduğu araçtan taşıt yoluna inmesinin ardından yol üzerinde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alması, gelen araç nedeniyle etkili korunma tedbiri alması gerekirken bu hususlara riayet etmeden taşıt yolu üzerinde bulunduğu sırada yol üzerinde seyreden aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda kusurlu olduğunu,

2.Olay davacı yayanın durur halde bulunan araçtan indiği sırada yol üzerinde seyir halinde olan..... plaka sayılı kamyonetin yayaya çarpması durumunda meydana gelmiş ise;

A) Sürücü ..... ..... meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında sola dönüş yaparak girdiği yolun sol tarafında durur halde bulunan araçları dikkate alması, durur haldeki araçtan inen yaya nedeniyle etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken etkili tedbir almayıp sevk ve idaresindeki kamyonetin davacı yayaya çarptığı olayda kusurlu olduğunu,

B) Davacı yaya ..... ..... içerisinde bulunduğu araçtan yola inmek istediği sırada yolu kontrol etmesi, yol üzerinde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alıp gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeden araçtan indiği sırada yol üzerinde seyreden kamyonetin kendisine çarptığı olayda kusurlu olduğunu, C) Plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü, yönetimindeki araçta bulunan yolcuyu yolun sağına yanaşarak indirmesi gerekirken yolun sol tarafında durdurduğu araçtan inen davacı yayaya yol üzerinde seyreden kamyonetin çarptığı olayda kusurlu olduğunu, Yukarıdaki hususlar muvacehesinde,

1.Olay birinci durumda meydana gelmiş ise;

a)Sürücü ..... ..... %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğunu,

b)Davacı yaya ..... ..... %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğunu,

2.Olay ikinci durumda meydana gelmiş ise;

a)Sürücü ..... ..... %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğunu,

b)Davacı yaya ..... ..... %35 (yüzde otuz beş) oranında kusurlu olduğunu,

c)Plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %35 (yüzde otuz beş) oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. Kaldırma ilamı incelendiğinde kusur raporu bakımından dosyada bir kaldırma olmadığı görüldüğünde kusur raporu bakımından dosyada taraf bakımından usuli kazanılmış oluştuğu dikkate alınmış ve kaldırma ilamı öncesi esas alınan kusur oranları aynen uygulanmıştır. Davalının sorumluluğu bakımından yapılan değrelendirme;

Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir.

İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.

İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. ..... ..... başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve ..... ..... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereği, ..... ..... sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde, bu sigortası yapılmamış olan bir aracın, 3. kişinin zararına sebep olması gerekmektedir. Davaya konu somut olayda kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın sürücüsünün ve plakasının tespit edilemediği anlaşıldığından davalı ..... ..... sorumlu olabileceği anlaşılmıştır. Davalının sorumluluğuna dair kaldırma ilamında hususlara dair yapılan değerlendirme;

Kaldırma ilamında "olay tarihinde davacının, eşinin çalıştığı iş yeri tarafından düzenlenen organizasyon kapsamında iş yeri önünde park halinde bulunan araçların birinden inip diğerine binmek istemesi esnasında dava dışı ..... ..... adlı sürücünün kullandığı araç ile davacıya çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, kaza tespit tutanağı içeriğine göre "yolcuları indiren aracın kaza mahallinden ayrıldığı yolcu tarafından tanındığının" belirtildiği ancak mahkemece ..... ..... yönetmeliğinin 9.maddesi uyarınca değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla söz konusu hususun gerekçede değerlendirilmemesi davacının ne şekilde ispat külfetini yerine getirdiğinin belirtilmemesi yerinde görülmemiştir." denilmiştir. Aracın plakası ve sürücünün tespit edilebilmesi için mahkememizce yapılan araştırmada savcılık aşamasında bildirilen fakat sonradan yanlış plaka olduğu söylenen ..... plakalı araç için araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırmada aracın kazanın meydana geldiği tarihteki ZMSS'na başvuru yapılmadığı, ilgili aracın Gaziantep İl sınırları içerisinde çalışmadığı ..... yazısından anlaşılmıştır. Bunun yanında ilgili aracın veya kazanın meydana geldiği tarihte kazaya karışan araca dair yapılan araştırmada davacının eşinin çalıştığı işyeri gezi ile ilgili bilgisinin olmadığının mahkememize bildirmiştir. Savcılık aşamasında yapılan soruşturmada da ilgili aracın plakasının sürücüsüne dair bir bilginin olmadığı dosyanın zamanaşımı bürosuna devredildiği görülmüştür. Yine mahkememizin 5 no.lu celsesi, 5 no.lu ara kararı gereği Davacı asile HMK 171 uyarınca, kaza konusu olay ve organizasyon ile isticvap olunacağı hususunda isticvap davetiyesi çıkartıldığı, akabinde mahkememizin 15/06/2022 tarihli 6 no.lu celsesinde davacı asil isticvap edilip beyanı alınmıştır.

Davacı asil beyanında; "Bir geziye çıkmıştık, bindiğim aracı tam olarak hatırlamıyorum, beyaz renkli bir araçtı, okul servisine çok benziyor idi, araca bindim, kalabalık olduğunu görünce geri indim, ve gelen araç bana çarptı, geziyi kimin düzenlediğini hatırlamıyorum, Gaziantep'ten Maraş'a gidiyor idik, daha hiç hareket etmemiştik, geziyi kimin düzenlediğini bilmiyorum, ben sadece eşimin iş arkadaşları ile birlikte geziye katıldım." demiştir.

Mahkememizce yapılan araştırma ve yargılama neticesinde dava konusu kazanın bir trafik kazası şeklinde gerçekleştiği, gerçekleşen trafik kazasına dair kazaya karışan plaka ve sürücüsünün tespit edilemediği bu haliyle de davalının meydana gelen kaza neticesinde sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Neticeten Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, tarafların beyanları ve Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın USULİ KAZANILMIŞ HAKLAR DİKKATE ALINARAK KABULÜ ile; 24.002,41 TL maddi tazminatın 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 24.002,41 TL üzerinden alınması gereken 1.639,60 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harç ve 78,57 TL ıslah harcının toplamı olan ‭‭‭‭109,97‬ TL'nin mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭1.529,63‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harç ve 78,57 TL ıslah harcı harcının toplamı olan 109,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen ‭‭‭2.117,55 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri, 31,40 TL başvurma harcı ve 253,80 TL keşif harcı olmak üzere toplam ‭‭‭2.402,75‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Davalı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.24/05/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.