Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/6195
Karar No
K. 2020/3056
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: .....
KARAR NO: .....
DAVACI: .....
VEKİLİ: .....
DAVALI: .....
VEKİLİ: .....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/11/2021
KARAR TARİHİ: 17/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 19/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/10/2020 tarihinde müvekkilin yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini, konuya ilişkin olarak soruşturma dosyası açıldığını, müvekkilin olayın akabinde müşteki/şüpheli sıfatıyla ifade verdiğini, müvekkilin 40 KM hızla seyir halinde iken karşı yönden gelen bir traktörün sakıncalı hareketler yaparak dikkatini dağıttığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, söz konusu kazada traktörün plakasının tespit edilemediğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, traktör sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilin kaza sonrası ağır şekilde yaralandığını, açıklanan bu nedenlerle; şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın davalı kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. Maddesinde yer alan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin işbu davayı açtığını, davacı yanın taleplerinin haksız olduğunu, açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın gerçekleştiğini iddia ettiği kazayı ispatlaması gerektiğini ve gerekli yerlerden raporların alınması hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir..

DELİLLER

1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,

2.Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,

3.Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,

4.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,

5.Dosyada mündemiç kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları,

6.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;

Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır.

TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;

Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir.

İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.

İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. ..... başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve.....Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereği, .....nın sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde, bu sigortası yapılmamış olan bir aracın, 3. kişinin zararına sebep olması gerekmektedir. Davaya konu somut olayda kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın sürücüsünün ve plakasının tespit edilemediği anlaşıldığından davalı .....nın sorumlu olabileceği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları tetkik edildiğinde davacının iş bu davayı açmadan önce 12/07/2021 tarihinde davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;

Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup davaya konu kazaya istinaden davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Kazanın meydana gelmesinde tarafların kusurunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından hazırlanan 12/11/2022 tarihli raporda özetle;

Bilirkişi tarafından terditli belirleme yapılmıştır. Buna göre dava konusu olayın kaza tespit tutanağı ve olayın tanığının ifadeleri esas alındığı takdirde; A) ..... Plakalı Araç Sürücüsünün;

İdaresinde olan motosiklet ile seyir halinde iken, yol platform genişliğinin 7.2 m olduğunu karşısından gelen traktörün şeridine girmesi veya zikzak seyri halinde sürücünün çarpmamak için direksiyon tedbirine başvurabileceğinden, hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığından ihmalinin olabileceğini, meydana gelen bu kazada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde davranmış olduğunu, nizamlara aykırı davranışı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a "Sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar." maddesini ihlal ettiğini ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. Dava dilekçesindeki anlatımlara itibar edildiği takdirde ise; B) Plakası Ve Sürücüsü Tespit Edilemeyen Traktör;

Traktör sürücüsünün dava dilekçesinde belirtilen sakıncalı hareketler ve dikkat dağıtmasının ne olduğunun tam olarak anlaşılmadığını, yolun virajlı kısmına geldiğinde dönemeci dar alabileceği ve zikzaklı seyredebileceği ihtimali olduğunu, çarpmanın meydana gelmediğini, buna göre traktör sürücüsünün tamamı ile şerit ihlali yapmadığını, yolun virajlı kısmını dar döndüğü ihtimali ile kazanın oluşumunda ihmalinin olabileceğini mahkememize bildirmiştir.

Alınan kusur raporunun dava dilekçesindeki anlatımlara itibar edildiği takdirde yapılan kusur değerlendirmesi kısmına aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiş, kaza tespit tutanağı ve tanık beyanlarına ilişkin anlatımlara dair yapılan kusur belirlemesine ise itibar edilmiştir. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.

Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Yine mahkememizin ara kararı uyarınca alınan 21/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı.....'ün 23/10/2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %20(yirmi) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 6(altı) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 6(altı) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. Alınan maluliyet raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;

Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 30/01/2023 tarihli raporda özetle; A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde davacının kusuru dikkate alınmadan, 6 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %20 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak;

1.TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici İş Göremezlik Zararının = 15.896,91 TL Kalıcı İş Göremezlik Zararının = 372.423,04 TL olduğunu,

2.TRH 210 Erkek Yaşama Tablosu esas alınarak %1,65 İskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici İş Göremezlik Zararının = 15.896,91 TL Kalıcı İş Göremezlik Zararının = 294.208,71 TL olduğunu,

B) Davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde yerine bir başkasını çalıştırması halinde, taşınmazın büyüklüğü, ekili ürünün çeşidi ve geçici iş göremezlik süresi içerisinde taşınmazda çalışma gerekip gerekmediğini, gerekmesi halinde kaç gün süreyle çalışma gerektiği ve çalışanın alacağı yevmiyenin tespitinin Ziraat bilirkişileri tarafından yapılabileceğinden, bu yönde bir hesaplama yapılamadığını mahkememize bildirmiştir. Alınan aktüer raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir. Davacının tam kusurlu olmasının sonuçları bakımından yapılan değerlendirme; Haksız fiil, bir başka söylenişle kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Bası, Ankara 2017, s. 540). Sorumluluk hukukunun amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi, yani zararın yerine nitelik ya da nicelik yönünden eş bir değeri koymaktır. Haksız fiilin kurucu unsurları olan fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılığın mevcudiyeti gerekmektedir.

Geniş anlamda haksız fiil sorumluluğunda kural olarak kusur ilkesi benimsenmiştir. Eş söyleyiş ile haksız bir fiil ile başkasına zarar veren kimse ancak kusurluysa zararı tazmin ile yükümlüdür. Kusur; “hukuka uygun olmayan, hukuk düzeninin kınadığı bir irade veya irade noksanıdır. Hukuka aykırı sonucu isteyen veya sonucu önlemek için gerekli iradeyi göstermeyen kimse kusurludur.” Kusur; kast ve ihmal olarak ikiye ayrılır. Kast, hukuka aykırı sonucun görülmesi ve istenmesidir. İhmal ise, sonucun istenmemesi ancak şartların gerektirdiği tedbirleri alınmaması, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi ile zarara sebebiyet verilmesidir (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2004, s. 144,145). Bunun yanında İşletenin sorumlu tutulmadığı KTK. m.86’daki durumlarda da sigortacı sorumlu olmaz. Bunlar: Mücbir sebep, Zarar görenin ağır (tam) kusuru, Üçüncü kişinin ağır (tam) kusuru , İşletenin kusuru olmaksızın aracın çalınması veya gasp edilmesi halleridir.

Zarar görenin ağır (tam) kusuru ise "İşletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusursuz, buna karşılık zarar görenin ağır (tam) kusurlu olduğu durumlarda, işletenin sorumluluğu ile zarar arasında nedensellik bağı kesileceğinden, sigortacı da sorumlu olmaz." tanımlanmaktadır. Bunun sonucunda da işleten sorumluluktan kurtaran zarar görenin (tam) ağır kusuru hali gerçekleşmiş olduğundan davalı Sigortanın da zarardan sorumlu tutmak mümkün görülmeyecektir. Davanın reddini gerektiren değerlendirmeler; Davaya konu kazanın oluşumuna ilişkin davacı vekili dava dilekçesinde karşı yönden gelen bir traktörün sakıncalı hareketler yaparak davacının dikkatini dağıttığını ve kazaya sebebiyet verdiğini iddia etmiştir.

Dava konusu olayın oluşumuna ilişkin Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/.. soruşturma sayılı dosyası tetkik edildiğinde davacı ile kaza anında aynı motosiklette yolcu olarak bulunan.....'ın vermiş olduğu ifadesinde; "..... plakalı motosikletle sürücülüğünü ..... isimli şahsın yaptığı motosikletle kendi şeridimizde seyrederken önümüze bir çukur çıktı ve şoför ..... direksiyon hakimiyetini kaybetti ve güzergahında bulunduğumuz yolun sol tarafına doğru motorsiklet devrildi ve kaza yaptık. Sol elimde ve sol dirseğimde düşmenin etkisiyle yaralandım. Bize yardım etmek duran şahıslar tarafından 112 acil ekiplerine haber verildi. Olay tamamen .....'ün dikkatsizliği sonucu gerçekleşmiştir." şeklinde ifade verdiği görülmüştür. Kaza tespit tutanağı da tetkik edildiğinde olayın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu belirlendiği anlaşılmıştır.

Olayın oluşumu sırasında araçta bulunan şahsın olayın meydana gelmesinin davacının çukur sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden dolayı gerçekleştiğini bildirmesi, kaza tespit tutanağında da davacının tam kusurlu olduğunun bildirildiği, dava dilekçesinde iddia edildiği bir traktörün varlığının davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının dava konusu olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın REDDİ ile;

2.Alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T ye göre 300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokulğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 17/05/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog