5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin Büyükçekmecede restoran işletmeciliği yaptığını, faaliyet adresinde tadil ve tamirat işleri bulunduğundan geçici süre başka adresi kullandığını, bu esnada daha önce kendisine iletilmemiş faturaya istinaden Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip öncesinde fatura kendisine tebliğ edilmediğinden iade ve/veya itiraz etme şanslarının olmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ödeme emrinin de TK m. 35’e göre kesinleştiğini tadilat dolayısıyla geçici süre kullanılamayan faaliyet adresine yapılan tebligata bu nedenle itiraz etme şanslarının da olmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir sebeple borcu bulunmadığı ileri sürerek; müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkililerinin bilgisi, görgüsü ve talepleri doğrultusunda restoran bahçe kısmı zeminine uygulanmış olan demirli kompozit deck kaplamaların halen kullanılmakta olduğu ve davacının bu restorandan para kazanmakta olduğunu, müvekkilin ürettiği deck kaplamaların parasının davacı tarafından müvekkile ödenmediğini, davacı şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde yapılan uygulamanın davacının gözetiminde yapıldığı, şirket yetkilisi ... bazı değişiklikler ve ek imalatlar talep ettiğini, müvekkilin tüm bu talepleri de yerine getirdiğini takibe konu faturanın e-arşiv fatura olduğunu davacının sistemden görebileceği, müvekkilin de defterlerine işleyerek vergilerini ödediğini, takibin mevzuata uygun olarak kesinleştiğini ileri sürerek; davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına dayanak fatura nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;''Davalı tarafın dava konusu olayla ilgili 2022 yılına ait ticari defterlerinin, usulüne uygun olarak süresi içinde açılış onaylarının yapıldığı, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükmü gereğince yeni senenin içindeki sürenin sonuna kadar notere yaptırılması gereken kapanış tasdikinin yapılmamış olduğu, kanuni süresinden sonra 29.08.2023 tarihinde yapılmış olduğu,Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sahibi lehine kesin delil olma vasfına haiz olması hususunda (Mülga 6762 sayılı TTK Md.82-86, 6100 sayılı HUMK Md.
222.Takdir Sayın Mahkemenize aittir. Davalı tarafından davacı tarafa tanzim edilen faturaların V.U.K. 229,230 ve 231. maddelerine göre uygun tanzim edilmiş olduğu, davacı defterlerinin incelemesi neticesinde davalı tarafından kesilen faturanın kayıtlarda olmadığı, davalı tarafından davacı tarafa 01.10.2022 tarih ... NO.LU 55.999,26 TL tutarında 1 adet fatura kesildiği ve kesilen fatura karşılığında herhangi bir ödemenin yapılmadığı...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Davalı tarafından davacıya düzenlenen faturalara, davacının yasal süre içerisinde yapmış olduğu itiraz bulunmamaktadır. Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; mahkememizce tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere davacı borçludur. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davalı tarafça ispatı gerekmekle davalının alacaklı olduğu tarafların ticari defterlerinden anlaşılmıştır. Takip konusu fatura nedeni ile davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiaları ispat edilemediğinden davacı tarafça açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca 05/01/2023 tarihli tensip ara kararı ile İİK 72/3 maddesi uyarınca teminat karşılığında icra veznesine yatacak paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verildiği ve teminat yatırılmakla aynı tarihte icra dairesine tedbirin infazı için müzekkere yazıldığı anlaşıldığından davacı taraf aleyhine İİK 72/4 maddesi uyarınca tazminata hükmetmek gerekmiş, neticeten aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2.İİK 72/4. Maddesi uyarınca dava değerinin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 269,85-TL ilam harcından peşin alınan 956,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 686,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine Dair tarafların yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.