Esas No
E. 2021/2292
Karar No
K. 2023/2065
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2021/2292
KARAR NO: 2023/2065

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 22/09/2021
NUMARASI: 2019/675 Esas - 2021/802 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 09/11/2023

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 07/10/2009 tarihinde Esenyurt Büyükçekmece hattında yolcu taşımacılığı yapan ...'in kullanmış olduğu .. plakalı minibüse bindiğini, aracın kapılarının açık gitmesi ve kapasitenin üzerinde aşırı yolcu taşıması yüzünden araçtan düşerek ağır yaralandığını, ... plakalı aracın davalı ... Tarafından ZMMS poliçesiyle sigorta edildiğini, Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/4518 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamadaki bilirkişi incelemesinde araç sürücüsünün %75 kusurlu kabul edildiğini, yaralamanın kişide yaşamsal tehlike yarattığını, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi tedavi ile giderilebilecek şekilde hafif nitelikte olmadığını, müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle uğradığı maddi manevi zararın tazmini için sigorta şirketi ile araç sürücüsü ve sahibine karşı açtıkları belirsiz alacak davasında hazırlanan 13/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda 75.716,00TL'lik maddi zarar belirlendiğini ve bu miktarın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/67 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alındığını, işbu mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından yapılan incelemede yerel mahkemenin maddi zarar hesabında eksik inceleme yaptığından bahisle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2018 tarih, 2015/14220 Esas ve 2018/6590 Karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme kararının bozulduğunu, yerel mahkeme tarafından bozma kararına uyulması sonucu Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasına karar verildiğini, bu defa aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 11/04/2019 tarihli raporda müvekkilin 3.832,03TL geçici işgöremezlik, 124.147,43TL sürekli kısmi işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 127.979,46 TL tazminat alması gerektiğinin saptandığını, aradaki fark tutarı olan 52.263,46 TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi için 02/05/2019 tarihinde ... Şirketine başvurulduğunu, yasanın öngördüğü 15 günlük süre geçmesine rağmen herhangi bir cevap verilmediğini belirterek, 52.263,46 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 07/10/2009 tarihinden itibaren davalılar ... ile ...'ten, davalı ... yönünden ise sigorta poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın açılma tarihi olan 24/07/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından, 07/10/2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda oluştuğu iddia edilen maddi zararın tahsili amacı ile müvekkil şirket aleyhine huzurda görülmekte olan davanın ikame edildiğini, davacı tarafın dava konusu talebinin zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmesi gerektiğini, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1001 Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davaya konu kazaya ilişkin davacı tarafça Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/67 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile söz konu karar bozulduğunu ve bozma sonrası 2018/1001 Esas sayılı dosyasında yeniden bilirkişi raporu alınmış olup davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın taraflarınca temyiz edilmiş olup henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ve ... cevap dilekçesi sunmamışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 52.263,46 TL maddi zarar bedelinin davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 11/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta poliçesindeki limitiyle sınırlı olarak ve ödemiş olduğu miktarlarda dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmadan, diğer davalılar ... ile ... yönünden olay tarihi olan 07/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinin yaptığı ödeme miktarı da dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmadan tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/67 Esas, 2015/500 Karar sayılı dosyasının dava tarihinin 24/07/2012 olup bu dosyanın mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun eksik hesaplanması sonucu bozulduğunu ve bunun akabinde bu davanın açıldığını, dolayısıyla sigorta şirketinin müvekkilinin uğradığı zararlardan ilk davanın açıldığı tarih olan 24/07/2012 tarihinden itibaren haberi olmasına rağmen faiz başlangıç yönünden dava tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu somut olayda kaza tarihinin 07/10/2019 olup dava tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zaman aşımı süresinin dolduğunu, yerel mahkemece zaman aşımı itirazları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda hükme esas alınan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1001 Esas, 2019/572 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ıslah edilemeyen tutar için bu davanın açıldığını, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1001 Esas sayılı dosyasında davanın kısmi dava olarak açıldığını, kısmi davada zaman aşımının yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğini ve ek dava ile talep edilecek (ya da ıslahla artırılacak kısım yönünden) miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 07/10/2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda oluştuğu iddia edilen maddi zararın tahsili amacıyla ikame edilmiş olunan davanın zamanaşımına uğradığını, uzamış ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olup yerel mahkeme tarafından bu husus görmezden gelinerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin hükme esas almış olduğu bilirkişi raporunun Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1001 Esas sayılı dava dosyasında alınmış olan bilirkişi raporuna dayandığını, bu dosyada açılan davanın kısmi dava olduğunu, bu durumda zaman aşımının sadece ikame edilmiş olunan kısmi dava yönünden kesilmiş olduğunu, zamanaşımının kesilmesinin de söz konusu olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik mahkeme kararının usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/67 Esas sayılı dosyasında belirlenen tazminattan ıslah edilemeyen kısım için için ek dava olarak açılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K.)Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Davalılar ... ile ... vekili zaman aşımına ilişkin istinaf itirazında bulunmuştur.

HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalılar vekili cevap dilekçesi vererek zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacı tarafından açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin nazara alınması olanaklı değildir. Bu bakımdan davalılar ... ile ... vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı ... Şirketi vekilinin isitinaf talebi değerlendirildiğinde; Somut uyuşmazlıkta trafik kazası 07/10/2009 tarihinde gerçekleşmiş, ek dava ise 11/09/2019 tarihinde açılmıştır. Bu durumda 8 yıllık zamanaşımı süresinin 07/10/2017 tarihinde dolduğu ve eldeki ek davanın 11/09/2019 tarihinde açıldığı, davalı ... şirketinin cevap dilekçesi ile zaman aşımı definde bulunduğu anlaşıldığından davanın davalı ... şirketi yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre de; davacı vekilinin sigorta şirketi ilk dava tarihinde temerrüte düşmüş olacağından davacı vekilinin istinaf talebi yerinde ise de davacı vekilinin istinaf itirazlarında hukuki yararı kalmamıştır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,

HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalılar ... ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, B-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-a)Davacının maddi tazminat talebinin davalı ...yönünden zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, b)Davacının maddi tazminat talebinin davalılar ... ile ... yönünden KABULÜ İLE; 52.263,46 TL tazminatın olay tarihi olan 07/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.570,11 TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 178,51.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 3.391,61 TL karar harcının davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 44,40.-TL başvurma harcı ve 178,51.-TL peşin harcın davalılar ... ile ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,4-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 340,10.-TL yargılama giderinin davalılar ... ile ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Davalılar tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ... ile ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre, davalı .... kendisin vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... 'ye verilmesine,8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davalılar ... ile ...'den alınarak hazineye irad KAYDINA,

B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalılar ... ile ...'in istinaf talebi reddedildiğinden Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.570,11 TL harçtan peşin alınan 892,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.677,59 TL harcın davalılar ... ile ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,2-Davacı vekili ve davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 76,60 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsii ile davalı .... 'ye verilmesine, 4-Davacı ile Davalılar ... ile ...'in yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog