6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/4045 E. , 2014/6021 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/01/2014
NUMARASI : 2013/807-2014/75
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen takip nedeniyle İ.İ.K. 269/a maddesine dayalı tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, borçlu adına ikinci kez ödeme emri çıkarıldığı için tekrar itiraz hakkının doğduğu bu nedenle de takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.nun 179/b maddesinde "erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez.
Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınmaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda, erteleme süresince işleyecek olup, mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır. 206'ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2012 tarih ve 2012/6-238-2012/635 sayılı kararı ile [Görüldüğü üzere, bu hükümde (İİK.nun 179/b maddesi kastedilerek) iflasın ertelenmesi kararının davalara etkisinden söz edilmemiştir. Bu durum karşısında; iflasın ertelenmesi üzerine borçlu hakkında "hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur" ise de, iflasın ertelenmesinden önce yapılan (veya tedbiren durdurulan) takiplere ilişkin olarak açılan iflas davası dışındaki, itirazın iptali, borçtan kurtulma gibi takiplere ilişkin davalara, dava bir takip işlemi olmadığından erteleme süresi içinde devam edilebileceği, ancak bu davalar sonucunda verilen ilama dayanarak takip yapılamayacağı konusunda doktrinde bir görüş bulunduğu gibi (Pekcanıtez, Hakan; İflas Ertelenmesi, İBD 2005/2, s.344; Atalay, Oğuz Borca Batıklık ve İflasın Ertelenmesi, İzmir, s.152), benzer konuda Yargıtay kararları da bulunmaktadır. (Y.19.H.D. 26.01.2010 gün ve 2009/2694 - 2010/552; Y.15.H.D. 25.02.2008 gün ve 2007/4752-2008/1114)] görüşüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan kanun hükmü ve Hukuk Genel Kurulu kararına göre, iflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takibin yapılamayacağı, öncesinde başlamış bir takip varsa, başlayan takiplerin duracağı, iflasın ertelenmesi veya tedbir kararının verilmesinden önce başlatılan takip nedeniyle açılan itirazın kaldırılması, itirazın iptali ya da menfi tespit davalarına iflasın ertelenmesi (ya da tedbir) kararının etki etmeyeceği ancak, açılan bu davaların sonunda verilen ilamların infazını engelleyeceği anlaşılmaktadır. Öte yandan iflasın ertelenmesi ya da takip yapılmaması yönünde verilen tedbir kararından sonra yapılan takip nedeniyle itirazın iptali ya da itirazın kaldırılmasının istenmesi durumunda ise, davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.
Olayımıza gelince; Davacı alacaklılar tarafından davalı kiracı şirket ile kefil aleyhine 31.07.2013 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Düzenlenen ihtarlı ödeme emri davalı borçlu şirkete 02.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği halde, adı geçen davalı borçlu şirkete alacaklı vekilinin talebi olmaksızın sehven 02.12.2013 tarihinde yeniden tebliğ edilmesi, borçluya yeni bir ödeme süresi vermez ve oluşan temerrüdü ortadan kaldırmaz. Bu nedenle davalı borçlu şirkete yapılan ilk ödeme emri tebliğ tarihine göre takip kesinleşmiş ve dava yasal 30 günlük süre geçtikten sonra 04.11.2013 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle ikinci kez ödeme emri tebliği ile yeniden itiraz hakkı doğduğundan takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Öte yandan şirket vekiliyargılama sırasında şirketin iflasının ertelenmesi için açılan İstanbul Anadolu 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/375 Esas sayılı dosyasında tedbir kararı verildiğini bildirmiştir. Mahkemece davalı şirketin iflası için açılan davada tedbir kararı verilip verilmediği, verilmiş ise takip konusu alacağı kapsayıp kapsamadığı üzerinde durularak yukarıdaki ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.