2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili, taraflar arasında 30/04/2007 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin yazılı onayı ile davalı üretici bayinin üretim yerinde ve müvekkili şirket tarafından üretilen veya sağlanan .... Ürünleri olarak adlandırılacak ürünlerin üretimi, satışı, pazarlaması, montajı, satış sonrası hizmetler ile ilgili karşılıklı hak ve yükümlülüklerin düzenlendiğini, yine sözleşmede tarafların cari hesap usulü ile çalıştıklarının hüküm altına alındığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturanın davalıya tebliğ ve sonrasında kabul edildiğini, ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla ....Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin haksız itiraz nedeni ile durduğunu ileri sürerek, itirazın 5.000,00 TL asıl alacağa yönelik kısmı ile ilgili itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hüküm olunmasını talep etmiş, 26/08/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasına konu 5.000,00 TL alacağın haricinde 157.964,59 TL için de ticari faizde talep edilerek ayrıca tahsil kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, ilamsız icra takibinin yetkili dairede açılmadığını, yetkili icra dairesinin müvekkili şirket merkezinin ...olduğunu, imzalanan sözleşmenin .... ile imzalandığını, müvekkil şirket ... tarafından imzalanan bir sözleşme bulunmadığını, itirazın iptali için açılan davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını, takibe konu cari alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı tarafın 162.964,58 TL üzerinden takip başlattığını ancak itirazın iptali davasını kısmi alacak olarak 5.000,-TL üzerinden açtığını, harcın tamamlatılması gerektiğini, müvekkil şirket ile davacı şirketin 2011 yılında yurt dışı proje için davacı şirket tarafından üretilen ürünleri kullandığını, proje kapsamında kullanılan ürünün geliştirme sürecinin henüz bitmemiş olduğunun görüldüğünü, montaj ve sevkiyatla ilgili sorunlar yaşandığını, davacı şirketin bu sorunları çözemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacı şirket tarafından yurtdışına gönderilen hatalı ve istenilen nitelikte olmayan ürünlerin bedelinin cari hesaptan düşülmesi gerektiğini, bu ürünlerin toplam tutarının 48.556,29 TL olduğunu, 30/09/2016 tarihinde iade faturası kesilerek davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin malzeme girişi olmadan iade alınamayacağı gerekçesiyle faturayı iade ettiğini, ürünlerin geç ve hatalı gelmesi nedeniyle proje kapsamında çalışan işçilerin 2,5 ay süre ile boş kaldığını, bu süre zarfında ödenen ücret ve ... prim toplamının 218.777,67 TL olduğunu, bu zarardan davacı tarafın sorumlu olduğunu, davacı tarafın hatalarından dolayı işin zamanında teslim edilemediğini bu nedenle ana yüklenici tarafından müvekkil şirkete 277.945,64 TL kesinti yapıldığını, bu zarardan da davacı tarafın sorumlu olduğunu, bu zararların mahsubu ile davacı tarafın alacağının olmadığını, borcu olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddini istemiştir.
KANITLAR:
Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce 12/11/2020 Tarihli, .... Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, anılan kararı davalı vekili istinaf etmiş, tesis edilen bu karar, .... Karar sayılı karar ile özetle; davacının 20/11/2018 tarihli ıslah ve yeni dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilerek davanın ıslah edilmiş haliyle görülüp değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa ilişkin herhangi bir gerekçe de gösterilmeksizin 20/11/2018 tarihli ıslah öncesi dava dilekçesindeki itirazın iptali talebine yönelik karar verilmesi ve HMK 176.maddesi uyarınca ikinci ıslah dilekçe verilmesi mümkün bulunmadığı halde 22/08/2019 tarihli ikinci ıslah dilekçesinde talep edilen alacağa hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. .... Karar sayılı kararına uyulmuştur. Dava dilekçesi ile 20/11/2018 tarihli ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı yan cevap vermemiştir.
GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacının, taraflar arasında 30/04/2007 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca alacağının bulunduğunu, davalının ödeme yapmadığını, tahsili için icra takibi başlattığını, takibin itirazla durduğunu ileri sürdüğü, davalının da geç ve hatalı ürün nedeniyle zararının doğduğunu, bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davacının alacağının bulunmadığını savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
İddia, savunma, taraf defter ve kayıtları, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporları, icra dosyası, ...kaldırma kararı kapsamı ve tüm delillerden, taraflar arasında bayilik ilişkisi olduğu, davacının, başlattığı icra takip tarihi itibariyle davacıdan 162.964,58 TL alacaklı olduğu, davalının zarar savunmasının kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. Ancak, davacı, önce 5.000,00 TL üzerinden kısmi itirazın iptali davası açmıştır. 20/11/2018 tarihinde de davacı vekilince yetkisine dayalı olarak tam ıslah mahiyetinde dilekçe verilerek 5.000,00 TL alacak davası olarak davanın görülmesi istenmiştir... kararı doğrultusunda bu dilekçe davalıya tebliğ edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Her ne kadar 22/08/2019 tarihinde ikinci bir ıslah dilekçesi vererek davanın 157.964,59 TL artırılarak karar verilmesi istenmiş ise de ikinci kere ıslah dilekçesi verilemeyeceğinden bu dilekçeye itibar edilmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının davasının 5.000,00 TL asıl alacak üzerinden talebi gibi kabulüne, davacının ikinci ıslah dilekçesi geçerli olmadığından dikkate alınmamasına, bu istemle ilgili esastan karar verilmediğinden davalı yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacının davasının kısmen kabulüne, 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.Alınması gerekli 341,55 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak alınan 2.783,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.441,84 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yatırılan 341,55 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan 2.465,18 TL (35,90 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 224,08 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 27/10/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸