Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/410
Karar No
K. 2023/410
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/410 Esas - 2023/795

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.

ANKARA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/410 Esas
KARAR NO: 2023/795
DAVACI: ..
VEKİLİ: Av. ..
DAVALILAR: 1-...
VEKİLİ: Av....
DAVA: Tazminat Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/06/2018
KARAR TARİHİ: 01/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 07/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davalı vekili 13.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle: müvekkilin kurucu ortağı bulunduğu.....’ nin 01.06 2011 tarihinde tescil edilerek 100.000 TL sermaye ile kurulduğunu, şirketin ilk yönetim kurulunun .....’ın şirketi çift imza kuralı ile temsile yetkili kılındıklarım, 09.03.2013 tarihinde yapılan şirketin olağan genel kurul toplantısınd.....’nin yönetim kurulu olarak seçildiklerini, .... münferiden temsile yetkili kılındıklarını, ....nin %10 kurucu ortağı olduğunu, 18.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile....’nin tekrar yönetim kuruluna seçildiklerini, ...’ın münferiden temsile yetkili kılındıklarını,.....’nin kurulduğu günden bu yana yönetim kurulunu oluşturan şahıslar tarafından basiretli bir tacirden beklenen özen dahilinde yönetilmediğini, TTK ticaret şirketlerinin yönetim organı olan yönetim kuruluna basiretli bir tacir gibi davranma yükümü getirmekle beraber Türk Medeni Kanunu kişilerin hak ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranma ve iyi niyet ilkesine riayet etme mecburiyeti getirdiğini bu ilkeler ışığında yönetim kurulunun gerçekleştirdiği işlemlerden dolayı hukuki sorumluluğunun belirlendiğini, bu nedenlerle; müvekkilinin hissedarı olduğu ... davalı yönetim kurulu üyelerinin ağır kusurlu davranışları nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve bu zararın davalılardan ticari faizi ile birlikte tahsili ile.....'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili 06.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın gerek dava dilekçesinin içeriğindeki beyanlan ve gerek sonuç kısmındaki ..........nin ve bu zararın (şimdilik 20.000.00 TL) davalılardan ticari faizi ile birlikte tahsil.... iadesi” şeklindeki isteminden şirketin doğrudan uğradığını öne sürdüğü zarannın dava konusu kılındığı sonucunun ortaya çıktığını,

TTK 555.maddesi hükmüne göre “Şirketin uğradığı zararın tazmini ancak şirket tarafından” TTK' nın 553. maddesi hükmü uyarınca açılacak dava ile mümkün olan bir husus olduğunu, davanın davacı tarafından açılarak kovuşturulmasına olanak olmadığını, bu nedenle davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini, genel kurul tarafından şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine hukuki sorumluluk davasının açılması yönünde alınmış bir karar bulunmadığını, dava şartı gerçekleşmediğinden esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesini, yönetim kurulu üyelerinin, şirketin 04.05.2018 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında zarara neden olduğu öne sürülen işlemlerin gerçekleştiği 2016 ve 2017 yılları faaliyetlerinden ötürü ibra edildiklerini, Genel Kurulca verilen ibra kararına rağmen ilgili hesap dönemine ait işlemlerden ötürü tazminat isteminde bulunulması olanağının mevcut olmadığını, .....’ nin 100.000.00 TL tutarındaki sermaye ile 01.06.2011 tarihinde tescil edilerek kurulmuş olduğunu, faaliyetlerine devam ettiklerini, özellikle İnşaat alanlarında önemli projeleri inşa etme amacıyla bir araya gelen şirketin kurucu ortaklarından olan davacının, şirketin kuruluşunda 20.000.00 TL sermaye taahhüdü ile şirketin %20 ortaklık payına sahip olduğunu daha sonra 09.03.2013 tarihinde 10.000.00 TL tutarındaki %10 sermaye payını devrettiğini, mevcut durum itibariyle şirketteki ortaklık payının % 10 olduğunu, Şirketin 100.000,00 TL tutarındaki dar sermayesinin kuruluş amacına uygun büyük ölçekli işlere uygun olmadığını, büyük çaplı girişimlerin sermaye yetersizliği nedeniyle gerçekleşmediğini, Şirket, sermayesinin yetersizliği nedeniyle şirket ortaklarından aldığı borçlarla ve genel giderleri vs harcamalarım karşılamakta ve davacının bu nakit akışına herhangi bir katkıda bulunmadığını, Şirket sermayesinin artırılması amacıyla yapılması planlanan genel kurul toplantısının davacının engellemeleri sonucunda mümkün olamadığını, Yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı veya ücret almadan mesai ve emek harcadıklarını giderlerin ödenmesi için şirkete kişisel gelirlerinden para aktardıklarını, açıklanan nedenlerle; Öncelikle davanın husumet ve dava şartı yokluğundan reddine, davanın esastan reddine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK 553 ve 555 maddelerine dayalı olarak şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davasıdır.

Davacı tarafından, ortağı olduğu dava dışı ... ait taşınmazların satışı ve şirketin ...' deki % 10 luk hissesinin devri nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddiasıyla şirket yöneticilerine karşı tazminat davası açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553/1 maddesinde " Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar..." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca aynı kanunun 555/1 maddesine göre, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Davacının, dava dışı....' nin ortağı, davalıların da 09/03/2013 tarihli genel kurul kararına istinaden şirketin yetkili temsilcileri olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı.....'nin yetkilileri olan....Şirketinin, şirketin sahibi bulunduğu ... köyündeki taşınmazların satışı ve şirketin %10 hisse ile ortağı olduğu.... 'deki hissesinin devri nedeniyle ...nin zarara uğrayıp uğramadığı, yönetim kurulu üyesi olan davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları, varsa zararın miktarı, sorumluluk davası açılması için şirket genel kurul kararının gerekip gerekmediği, dava şartının mevcut olup olmadığı ayrıca davacının dava açmakta husumetinin bulunup bulunmadığı konusundan kaynaklanmaktadır. Davanın şirket tarafından değil ortak tarafından açılması nedeniyle, sorumluluk davası açılması yönünde genel kurul kararına ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların buna ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.

Diğer taraftan TTK 555/1 maddesi gereğince şirketin zararı için ortağın dava açma hakkı bulunduğu, ancak bu durumda hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği, somut olayda davacı tarafından dava dilekçesinde tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi nedeniyle davacı yönünden aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

Dava dilekçesinde şirketin zararı olarak her ne kadar dava dışı ... Şirketinde bulunan %10 hissenin satışı da gösterilmiş ise de dava tarihinden önce 15/05/2018 tarihinde söz konusu %10 'luk hissenin devralan Lejant Proje Yapı Endüstrisi .. Limited Şirketi tarafından davacının ortağı olduğu.... Ye devredildiği, bu nedenle şirketin zararının dava tarihinden önce ortadan kalktığı anlaşılmakla davacının buna yönelik iddiası yerinde görülmemiştir.

Şirketin sahibi olduğu taşınmazların devri nedeniyle zararının bulunup bulunmadığı yönünden mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisinin 30/12/2019 tarihli raporunda taşınmazların rayiç değerinden satılması gerekirken altında bir bedelle satılmasının iyi niyet ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, tazminat miktarına ilişkin inşaat ve gayrimenkul konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini bildirmişlerdir.

Mahkememizce gayrimenkul değerleme uzmanı atanmak suretiyle bilirkişi kurulundan 29/09/2020 tarihli ek rapor alınmıştır.

Bilirkişi raporunda dava dış... Ye ait taşınmazların rayiç değeri ile satış değeri arasındaki farkın 5.954.924,20 TL olduğu, şirketin bu projeyle ilgili yükleniciye 638.368,20 TL borcunun ve özelleştirme idaresine ödenen 1.201.200,00 TL nin rayiç değerden mahsubu gerektiği ve sonuç olarak 4.115.356,00 TL nin davalılardan tazmin edilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Alınan bilirkişi raporlarına göre davacının ortağı olduğu... Ye ait 40 adet taşınmazın 30/11/2016 tarihinden 1/2'sinin .... Ye toplam 1.734.075,80 TL ye satıldığı, taşınmazların rayiç değerinin 7.689.000,00 TL olduğu, satış değeri ile rayiç değeri arasındaki farkın 5.954.924,20 TL olduğu anlaşılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden davacının ortağı olduğu ve diğer davalıların yöneticisi olduğu dava dışı ...... maliki bulunduğu .... parselde bulunan taşınmazdaki 40 adet bağımsız bölümün toplam 1.734.075,80 TL bedelle 1/2 şer hisse ile dava dışı şirketlere satıldığı, satış tarihindeki taşınmazların rayiç değerinin 7.689.000,00 TL olduğu, satış değeri ile rayiç değeri arasındaki farkın 5.954.924,20 TL olduğu, rayiç değerin altında satış yapılmakla şirketin zararının bulunduğu, bu zarardan davalıların şirket yönetim kurulu üyeleri olarak sorumluluğun bulunduğu, rayiç değerin altında satış yapılmasının yöneticinin özel yükümlülüğüne aykırı bulunduğu, zarara sebep olan işlemlerin genel kurulun bilgisine sunulmaması halinde ibranın sorumluluk davası açılmasına engel teşkil etmeyeceği, bu şekilde davacının ortağı olduğu şirketin zararının 5.954.424,20 TL olduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar bilirkişiler tarafından şirketin yükleniciye olan 638.368,20 TL lik borcu ile özelleştirme idaresine verilen 1.201.200,00 TL lik taksit tutarları zarardan mahsup edilmiş ise de şirketin yükleniciye olan borcunun ve taşınmaz satın alınırken arsa sahibine ödenen bedelin dava dışı şirketin zararından mahsup edilemeyeceği kanaati ile zarardan mahsup yapılmamıştır.

Diğer taraftan davalılar vekili davalılar ...'ın şirketten olan alacağının dikkate alınmadığını savunmuş ise de şirket kayıtlarında ortaklara borçlar hesabında yer aldığı belirtilen 4.258.411,77 TL nin ortaklar açısından dava tarihi itibariyle şirketten istenebilir olup olmadığının belli olmadığı, mahsup şartlarının bulunduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla buna ilişkin savunma yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak davalıların eylemleri nedeniyle davacının ortağı olduğu şirketin zararının 5.954.424,20 TL olduğu, davalılardan bu zarardan sorumlu olduğu ancak davacının talebinin 20.000,00 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ....esas ... karar sayılı kararla mahkemece davanın belirsiz alacak davası olduğu,

HMK'nun 107/2. maddesinin somut olayda uygulanması gerektiği gözetilerek tahkikat sona ermeden davacı yana iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden tahkikat tamamlanarak hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. ... Dairesinin kararı doğrultusunda davacı vekiline iddianın genişletilmesi yasağına tabi olunmaksızın talebini tam ve kesin belirlemesi için HMK 107/2 maddesi gereğince iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak kesin süre içerisinde talebin tam ve kesin belirlenmesine yönelik bir beyan sunulmamıştır.

Belirsiz alacak davası olarak açılan iş bu davada verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça talebin tam ve kesin olarak belirlenmemesi nedeniyle dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp, yapılan yargılama sonucunda yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

1.Davacının davasının KABULÜ ile, 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı....'ye ÖDENMESİNE,

2.Alınması gerekli 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan 5.200,8‬0 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

5.Davacı tarafından yatırılan 341,55 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

6.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/11/2023 Başkan... ✎e-imzalıdır Üye.. ✎e-imzalıdır Üye ... ✎e-imzalıdır Katip.. ✎e-imzalıdır

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.