12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01-08-2021 tarihinde yemek satış sözleşmesi imzalandığını, davalının 01-10-2021 tarihinde gönderdiği elektronik posta mesajı ile 02-10-2021 tarihinde verilecek yemekten sonra sözleşmenin sonlandırılacağının bildirdiğini, bunun üzerinde davacı tarafından noter aracılığıyla gönderilen ihtarnamede fesih işleminin haksız olduğunun gönderildiğini, davalı tarafından cevaben gönderilen ihtarnamede yemeklerden çıkan yabancı maddeler nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, sözleşmenin 3. maddesinin 10. fıkrasında yılda iki dönem memnuniyet anketi düzenleneceğini, memnuniyetin iki dönem üst üste %65 oranının altında kalması halinde sözleşmenin feshedileceğinin yazılı olduğunu, iki ay sonra sözleşme feshedildiğine göre memnuniyet anketinin düzenlenmediğinin sabit olduğunu, yemeklerden yabancı madde çıktığına dair davacıya bir ihbarın ve teslim edilmiş numunenin olmadığını, davacının yemek organizasyonunu başarı ile yürüttüğünü, davalının sonradan fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususların sözleşmeye uymadığından haksız fesih nedeniyle davacının uğradığı zararı davalıdan tazmin edebileceğini, davacının bu iş için yeni bir mutfak inşa ettiğini, ciddi bir yatırım maliyetine katlandığını, davacının uğradığı müspet zararın bilirkişiler tarafından tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek davacının fazlaya dair hakları saklı kalkma kaydıyla sözleşmenin hasız olarak feshedildiği tarihten itibaren ticari avans faiz ile birlikte 1.000TL.nin tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01-08-2021 tarihinde imzalanan yemek satış sözleşmesi ile davacının davalının çalışanları için yemek vermeye başladığını, davalın çalışanlarının yemeklerin iyi pişmediğinden etlerin çiğ kaldığından şikâyetlerde bulunduğunu, durumun davacı şirkete mail yoluyla ve sözlü olarak bildirilmesine rağmen yemeklerde düzelme devam ettirmesinin imkânsız hale gelmesi nedeniyle yemek satış sözleşmenin davalı tarafından haklı biçimde feshedildiğini, davacının zararını oluşturan kalemleri hesap edebilecek durumda olması nedeniyle belirsiz alacak davası açamayacağını, davalı tarafından davacıya bildirimde bulunulmadığının da doğru olmadığını, düzenlenen tutanaklarda davacı şirketin yetkilisi----- imzasının bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, yemek satış sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle müspet zarar alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.03.03.2023 Tarihli bilirkişi raporunda özetle" Taraflar arasında 01.08.2021 tarihinde imzalanan yemek satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafın sözleşmenin yüklediği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunda, Sektörel inceleme neticesinde; Davacının sözleşmeye göre üstlendiği borcu gereği gibi yerine getirmediği, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı; feshin haksız olması halinde davacının zarara uğrayıp uğramadığı, zararın miktarı hususunda, Sektörel inceleme neticesinde; Taraflar arasında imzalanan yemek satış sözleşmesinin davalı tarafından sözleşme şartlarına uygun biçimde feshedildiği, davacının davalıdan sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talep etmesinin yerinde olmadığı, ticari defterlerin Türk Ticaret Kanunu'na ve ----- Muhasebe Standartları Kurulu'nun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı hususunda, Mali inceleme neticesinde; Tayin edilen inceleme günü davacı tarafın açılış ve kapanışına dair noter tasdik bilgileri yazılı bulunan ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise inceleme günü herhangi bir defter ve belge ibraz etmediği, bunun yerine daha sonraki bir tarihte Mahkeme Kalemi'ne taraflar arasındaki alışverişe konu faturaların suretlerini, hesap ekstresini, ödeme dekontları ile çek fotokopilerini ve bir adet içine bilgi kaydedilmemiş boş USB bellek bıraktığı, iddia olunan alacağın/faturanın kayıtlı olup olmadığı hususunda, Mali inceleme neticesinde, davacının feshe dayalı zararını defter ve belgeleri ile doğrulamadığı, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde, taraflar arasında adi yazılı şekilde, 01.08.2021 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli, “Yemek Satış Sözleşmesi”nin kurulduğu; sözleşmedeki irade beyanları “incelendiğinde sözleşmenin, TBK m. 207 hükmünce taşınır satış sözleşmesi olduğu ve davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu,
Davalı tarafından -----. Noterliği'nden 05.11.2021 tarihinde davacıya gönderilen -----yevmiye numaralı ihtarnamede sözleşmenin 10.1 ve 10.2 hükümlerince sözleşmenin feshedildiği yönünde beyana yer verildiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ----- kararında sözleşmenin sonlandırılması için haklı nedene dayanmak gerekli görülmediğinden davalı tarafından ----- Noterliği'nden 05.11.2021 tarihinde davacıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davacıya (muhatabına) varma anında sözleşmenin bozucu yenilik doğuran hak ile sonlandırıldığı; anılan Yargıtay HGK kararı uyarınca davalının haklı nedene/sebebe dayanması gerekmeksizin sözleşme özgürlüğünce sözleşmeyi feshettiği (sonlandırdığı), bu karara göre feshin haksız olması halinde ise zararın karşılanması gerekeceği; Dosyaya sunulu yazışmalardan anlaşıldığı üzere sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren ilk iki ay içinde yemekte yabancı maddenin olduğuna ilişkin sorunlar yaşandığı ve yazışmaların yapıldığı; dolayısıyla sözleşmenin 10.1 hükmü gereğince davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği kanaatine varıldığı, ancak elbette davalının haklı sebebe dayanıp dayanmadığını takdirin, nihai olarak TMK m. 4 hükmünce Mahkeme'ye ait olduğu,
Davacı vekili, hem dava dilekçesinin 3. sayfasında hem de 21.04.2022 tarihinde sunduğu dilekçesinde davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshetmesi sebebiyle davacının uğradığı “müspet (olumlu) zararın” giderilmesini talep etmiş olup eğer Mahkemece sektörel ve mali incelemede varılan kanaatin aksi yönünde davalının haklı nedene dayanmaksızın sözleşmeyi sonlandırıldığı kabul edilir ise bu halde artık sona ermiş sözleşme uyarınca davacının (TBK m. 112 hükmünce) müspet (olumlu) zararını talep edip edemeyeceğini takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.
19.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; " Davacı şirketin----- adresinden 09.08.2021 tarihinde davalı yetkilisine gönderdiği e-postada “Yaşanan sorun adına özür dileriz.” şeklinde ifade bulunmaktadır. (Sunulu bazı e-postaların ise tarihleri görülememiştir.) 07.09.2021 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen “Tutanak” ile 07.09.2021 tarihinde yemekte yabancı madde çıktığı beyan edilmiş olup belgenin altında davacı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılan ----- imzası bulunmaktadır. 17.09.2021 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen “Tutanak” ile 17.09.2021 tarihinde yemekte yabancı madde çıktığı beyan edilmiş olup belgenin altında davacı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılan -----imzası bulunmaktadır. davacı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılan -----17.09.2021 tarihinde davalı yetkilisine gönderdiği e-postada “Paylaşmış olduğunuz durum sebebiyle çok üzgünüz ve özür dileriz. Tekrar etmemesi için gerekli önlemleri en ciddi ve sert şekilde ekibimle alacağıma emin olabilirsiniz. Tutanağı teslim almak ve imzalamak için pazartesi sizi ziyaret edeceğim.” şeklinde ifadeler bulunmaktadır. 27.09.2021 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen “Tutanak” ile 27.09.2021 tarihinde yemekte yabancı madde çıktığı beyan edilmiş olup belgenin altında “tebellüğ eden” kısmında imza ve ad-soyad bulunmamaktadır. Taraflar arasında 01 08. 2021 tgrıhınğe imzalanan yemek satış sözleşmesi kapsamında, Sektörel inceleme neticesinde, Davalının 05.11.2021 tarihinde davacıya gönderdiği ------yevmiye numaralı noter ihtarnamesinde “sözleşmenin 10.1 ve 10.2 hükümlerince” sözleşmenin feshedildiğini beyan ettiği; Ssözleşmenin 10.2 maddesinin ilk cümleşinin “Alıcı, sözleşme başlangıç tarihi itibariyla yemeklerdeki kalitenin düşmesi, lezzetlerin ve porsiyonlarının başlangıç miktarlarından azalması durumlarında sözleşmeyi karşılıksız fesih etme hakkına sahiptir.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde davacının sözleşmeye göre üstlendiği borcu gereği gibi yerine getirmediği, yapılan yazışmaların ve tutanakların sözleşmeyi fesih için haklı gerekçe olarak sayılabileceği; davalının noter ihtarnamesinde dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin 10.2 maddesine göre sözleşmede davalının fesih hakkının kararlaştırıldığı ve fesih hakkının bu hükümdeki haklı gerekçeye dayanarak kullanıldığı; kök raporda sunulan görüşte değişiklik olmadığı; takdirin, tamamen Mahkeme'ye ait olduğu, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı; feshin haksız olması halinde davacının zarara uğrayıp uğramadığı, zararın miktarı hususunda, Sektörel inceleme neticesinde;
Davalı tarafından davacıya gönderilen e-postalarla yemeklerle ilgili sorunların davacıya iletildiği; sonrasında noterden davacıya gönderilen ihtarnamede de bu hususun açıkça yeniden beyan edildiği ve feshe gerekçe yapıldığı; taraflar arasında imzalanan yemek satış sözleşmesinin davalı tarafından sözleşme şartlarına uygun biçimde feshedildiği kanaatine varıldığı, ticari defterlerin Türk Ticaret Kanunu'na ve ----Kurulu nun tasdiklerinin bulunup bulunmadığı hususunda, mali inceleme neticesinde, her ne kadar davacı vekili tarafından davalının defterlerinin neden incelenmediğine dair açıklama yapılması istenmiş ise de kök raporda da açıkça beyan edildiği üzere davalının, inceleme günü herhangi bir defter ve belge ibraz etmemesi sebebiyle hiçbir incelemenin yapılamadığı; bu durumun tarafımızdan kaynaklanmadığı, iddia olunan alacağın/faturanın kayıtlı olup olmadığı hususunda, mali inceleme neticesinde, davacının feshe dayalı zararını defter ve belgeleri ile doğrulamadığı yönünde sunulan görüşte değişiklik olmadığı, davacının feshe dayalı zararının hesaplanamadığı, dosya ve ticari kayıtlar kapsamında inceleme neticesinde istenen müspet (olumlu) zararı hesaplamanın mümkün olmadığı, HMK m. 194 hükmünce dayanılan vakıanın somutlaştırılıp somutlaştırılamadığını takdirin, Mahkeme'ye ait olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde, taraflar arasında adi yazılı şekilde, 01.08.2021 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli, “Yemek Satış Sözleşmesi”nin kurulduğu; sözleşmedeki irade beyanları incelendiğinde sözleşmenin, TBK m. 207 hükmünce taşınır satış sözleşmesi olduğu ve davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, davalı tarafından -----. Noterliği'nden 05.11.2021 tarihinde davacıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede sözleşmenin 10.1 ve 10.2 hükümlerince sözleşmenin feshedildiği yönünde beyana yer verildiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, ------ kararında sözleşmenin sonlandırılması için haklı nedene dayanmak gerekli görülmediği için eğer Mahkemece bu kararın yerinde olduğu kabul edilir ise (bilindiği üzere bu takdir, hem HMK hem de TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye aittir) bu ihtimalde, davalı tarafından -----. Noterliği'nden 05.11.2021 tarihinde davacıya gönderilen ------ yevmiye numaralı ihtarnamenin davacıya (muhatabına) varma anında sözleşmenin bozucu yenilik doğuran hak ile sonlandırıldığı; dolayısıyla anılan Yargıtay HGK kararı uyarınca davalının haklı nedene/sebebe dayanması gerekmeksizin sözleşme özgürlüğünce sözleşmeyi feshettiği (sonlandırdığı) ve yine bu karara göre feshin haksız olması halinde ise karşı tarafın (uyuşmazlıkta davacının) zararın karşılanması gerekeceği, sektörel inceleme de ifade edildiği üzere, dosyaya sunulu yazışmalardan anlaşıldığı üzere sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren ilk iki ay içinde yemekte yabancı maddenin olduğuna ilişkin sorunlar yaşandığı ve yazışmaların yapıldığı; davalı tarafından 05.10.2021 tarihinde davacıya noterden gönderilen fesih ihtarnamesinde de aynı yönde gerekçelerin beyan edildiği, hal böyle olmakla sözleşmenin 10.2 hükmü gereğince davalının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği yönünde kanaate varılabileceği, elbette davalının haklı sebebe dayanıp dayanmadığını, Yargıtay HGK kararı uyarınca fesih için haklı nedene dayanmanın gerekip gerekmediğinin takdirinin, nihai olarak TMK m. 4 hükmünce Mahkeme'ye ait olduğu, davacı vekili, hem dava dilekçesinin 3. sayfasında hem de 21.04.2022 tarihinde sunduğu dilekçesinde davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshetmesi sebebiyle davacının uğradığı “müspet (olumlu) zararın” giderilmesini talep etmiş olduğu, nihai takdirin mahkemeye ait olduğu " şeklinde rapor sunulmuştur. Taraflar tanık deliline dayandığından 01.11.2022 tarihli duruşmada tanıklar dinlenmiştir.
Davalı tanığı ------beyanında"Ben davalı şirkette idari işler operasyonunda çalışmaktayım, 2018 yılının Ağustos ayında davacı firma ile yemek konusunda çalışmaya başladık, çalışmaya başladıktan 2 ay sonra personelden yemekten yabancı cisim çıktığına ilişkin bize şikayetler geldi, önce davacı tarafı sözlü olarak durumu bildirdik, yabancı cisim çıkması ile ilgili sorun düzelirken yemeğin lezzetlendirilmesine problemler oldu ve bu yönde bize şikayetler geldi, bunun üzerine hem sözlü olarak, hemde tutanak tutarak davacı firmaya bu durumu bildirdik, personel yemeği protesto ederek yemekhaneye inmemeye başladı, biz tutanaklarımızı tuttuk, anketler düzenledik, anketlerde bildiği kadarı ile %90 oranında memnuniyetsizlik çıktı, bu durumlar sebebi ile sözleşme fesih oldu, fesih süreci yönetim tarafından yönetildi, bizde bu sürecin yöneticisi olduk, çalışanlar yemekhaneye inmeyince mecburen sözleşmeyi fesih ettik, ben davacı şirket yetkilisine şikayetleri sözlü ve mail ortamında ilettim, şikayetler üzerine karşı taraf ile iletişime geçtiğimizde tepkisel bir yaklaşımla karşılaştık, belki sorunları düzeltmeye çalışmışlardır ama bu durum bize yansımadı, bizim şikayetlerimizi ciddi bulmadılar, biz yemekten cisim çıktığında tutanak tutup, tutanağı da karşı tarafa imzalattık, yemek numunelerini de 72 saat sakladık, karşı taraftan incelemesini yapılmasını talep etmedik, onlarda inceleme hususunda bize bir beyanda bulunmadılar dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ----- beyanında"Ben davacı firmada operasyon bölümünde çalışmaktayım, karşı taraf ile biz mayıs ayında görüşmelere başladık, davalı taraf bize teklif sunmuştu, görüşmeler olumlu sonuçlandı, biz yemekleri kazanlar ile göndermek istememize rağmen pandemi sebebi ile davalı tarafın talebi doğrultusunda kaplar ile servis yapıldı, davalı taraf en kısa sürede kapaklı sistemin bırakılacağını bize vaad etti, bizde bu şekilde çalışmaya başladık, Ağustos ayı içinde çalışmamıza başlamıştık, biz menülere hazırlayıp karşı tarafın onayına sunardık, onay sonrası menüler hazırlanırdı,---- tarafından bize sıklıkla menü değişikliği talepleri gelmekte idi, butik bir firma olmamız sebebi ile operasyon olarak bu talepler bizi zorlamakta idi, ---- şirketlerinde yemekler sabahın erken saatlerinde hazırlanarak, dağıtılmasına rağmen biz daha küçük bir firma olduğumuz için yemeklerimizi saat 9-10 dan önce ocaktan indirmezdik, ancak davalı taraf paketli servis istediği için yemekleri saat 7 gibi hazırlayıp davalı tarafa teslim ediyorduk, öğlen yemek saatine kadar yemekler kapaklı kapta beklediği için bu durum lezzetsizliğe sebep oluyordu, biz karşı tarafın tutmuş olduğu tutanak ile birlikte yemekten karınca çıktığını öğrendik, sözlü olarak numune gönderilmesini istediğimiz halde numune gönderilmedi, sözleşme öncesi görüşmeler yaptığınız esnada davalının çalışma bölgesinde fazlaca kara sinek ve karınca olduğunu gördük, karşı tarafa bizim de ilaçlama yapabileceğimiz söyledik, ancak kabul edilmedi, bizim çalıştığımız alanda kimyasal hammaddeler üretildiği için sinek veya karınca olması mümkün değildir, ilk tutanakta davalı taraf daha önce çalıştıkları firmanın tutanakları imzaladığını söyleyerek, bizimle de imzalamamızı istedi, bu konuşmaya binaen tutanağı imzaladık, sonrasında shinitselden kıl çıktı biz bu hatayı kabul ettik, ancak yine numune alamadık, 3. Tutanak da da bulgur pilavından taş çıktı, bir personelin dişinin kırıldığı bize bildirildi, biz personel ile görüşme ve hastane işlerinde yardımcı olmak istedik, ancak personel ile görüşme sağlayamadık, karşı taraf bize anketlerden bahsetmedi, sözleşmeni feshi sürecini şirket adına ben yönettim, sözleşmenin feshine ilişkin karşı taraftan ---- benimle iletişim kurdu, 3. Tutanağı biz imzalamadık, numune istedikten sonra karşı taraf çöpe atıldı yok şeklinde bildirimlerde bulundu, 3 . Tutanak esnasında biz tutanağı imzalamak için biz davet edilmedik, tutanak esnasında bulunmadık, ben taş çıkma olayı bildirilince personel ile görüşmek için ve hastaneye götürmek için hemen gelmek istedim, ancak bana bir dönüş yapılmadı, tutanaktan da bir bilgi verilmedi, dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
TBK'nın 112. ve devamı maddesine göre; alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur.Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde aktin feshinden sonra talep edilemez. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar.Sözleşmenin feshedilmiş olması halinde menfi zarar talep edilebilecek olup, sözleşme feshedildikten sonra müspet zarar talep edilebilmesi için sözleşmede bu yönde açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.Taraflar arasında yemek satış sözleşmesi herhangi bir tarih ve imza içermese de her iki tarafça da yemek satış sözleşmesi kabul edilmektedir. İlgili yemek satış sözleşmesinin 10.1 ve 10.2 maddelerinde feshin düzenlendiği görülmektedir.
Davalı tarafından 19/10/2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, feshin 07/09/2021, 17/09/2021 ve 27/09/2021 tarihli tutanaklar ile mail yazışmalarına dayandırıldığı, tutanak ve mail yazışmalarından davacıdan alınan yemeklerden çeşitli yabancı cisimler çıktığı, tutulan tutanaklardan 07/09/2021 ve 17/09/2021 tarihli olanlarda davacı yemek şirketinin çalışanının da imzasının bulunduğu, 27/09/2021 tarihli tutanakta belirtilen olaydan da davacının haberdar olduğunun mail yazışmalarından anlaşıldığı görülmüştür. Tutanaklar, tanık anlatımları ve mail yazışmaları dikkate alındığında davacıdan alınan yemeklerden sözleşmeye aykırı olarak yabancı cisim çıkması sebebiyle davalının yemek satış sözleşmesinin 10.1 ve 10.2 maddelerine göre sözleşmeyi feshinin sözleşme şartlarına uygun olarak ve haklı olarak sonlandırıldığına kanaat getirilmiştir.
Davalı taraf sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden davacının müspet zarar talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafa sözleşmenin feshi sebebiyle TBK 112. Vd. Maddelerinde düzenlenen haklardan hangi hususu talep ettiği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde beyanda bulunması için davacıya mahkememizce süre verilmiş olup davacı taraf 21/04/2022 tarihli talep açıklama dilekçesinde müspet zarar talebinde bulunduğunu beyan etmiştir. Bu açıklama dikkate alındığında sözleşmenin feshi haksız olduğu bir an için düşünülse dahi davacının sözleşmenin feshi halinde müspet zarar talebinde bulunabilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin feshi halinde taraflar menfi zarar talebinde bulunabilirler, müspet zarar talebi için sözleşmede açıkça bir düzenleme olması gerekmektedir. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin feshi düzenleyen 10.1 ve 10.2 maddelerinde bu hususa yer verilmediği dikkate alındığında da davacının müspet zarar talebi yerinde görülemeyeceğinden her halükarda davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı tarafın defterleri incelenmeden rapor tanzim edilmiş ve davalının yerinde inceleme talebi bilirkişiler tarafından gözden kaçırılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere davacının müspet zarar talebi yerinde olmadığından ve davalının defterlerinin incelenmesinin dosya esasına bir katkısı olmayacağı ve usul ekonomisi dikkate alınarak davalının defterlerinin incelenmesi için yeniden ara karar kurulmamıştır.
1.Davanın REDDİNE,
2.Karar harcı 269,85-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30- TL harç ile 3.007,00 TL ıslah harcının mahsubu ile artan 2.796,45-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 28.331,20 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.