Esas No
E. 1966/7
Karar No
K. 1966/7
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:
KARAR TARİHİ: 13/12/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 24/02/2023
NUMARASI: Esas Karar
DAVACILAR: 1-

2.

3.

4.

VEKİLİ: Av.
DAVALI: 1-
VEKİLİ: Av.

2.

3.

VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/12/2023
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 13/12/2023

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili 27/01/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılardan, ....'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araçla, 14/07/2021 tarihinde yaklaşık 139 Km/Saat hızla kavşağa girerek, kavşak içerisinde bisikletiyle dönüşünü tamamlamak üzere olan ...'e çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, otomobil sürücüsünün Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanarak cezalandırılmasına karar verildiğini, alınan raporlarda davacıların desteği ve kardeşi olan ölen bisiklet sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, raporların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yapılan incelemelerde tespit tutanağı başlıklı 17/07/2017 tarihli hız tespit tutanağına hiç değinilmediğini, bu tutanağa göre otomobil sürücüsünün 38,5 metreyi 1 saniyede kat ettiğini, bu durumda sürücünün hızı 138,6 Km/Saat olduğunu, hız sınırlarının aşıldığını, tanıkların da önce fren sesini sonrasında çarpma sesini duyduklarını belirttiklerini, fren ölçümlerinin doğru olarak yapılmadığını, kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere, bisiklet sürücüsü, otomobil sürücüsünden çok daha önce kavşağa girdiğini, otomobil sürücüsü davalının ise, sonradan çok büyük bir hızla kavşağa girerek kazayı meydana getirdiğini, kazanın kavşak girişinde değil kavşağın sonunda, bisiklet sürücüsünün dönüşünü tamamlamak üzereyken meydana geldiğini, kavşağın bulunduğu yerin aynı zamanda okul bölgesi olduğunu, ayrıca bisiklet sürücülerinin sinyal lambası takmak zorunda olmadığını, soruşturma dosyası içerisindeki bisiklet tamircisinin 15/07/2017 tarihli tutanağında vefat eden bisiklette, mevzuata uygun reflektörlerin mevcut olduğu belirtildiği halde bilirkişi raporlarında bilimsellikten uzak bir şekilde, bisiklette sinyal lambasının olmadığının belirlendiğini, araç sürücülerinin kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaları halinde asli kusurlu sayılırlar kuralının ihlal edildiğini, mevzuat hükümlerine göre, davalı otomobil sürücüsü bilinçli taksirle hareket ettiğini, dava açılmadan önce taraflarınca destekten yoksun kalma tazminatı için, davalılardan ....Sigorta A.Ş.’ye başvurulmuş olup, sigorta şirketi tarafından, davacı tarafa, 27/04/2021 tarihinde 71.028,79 TL ödeme yapıldığını, ödemeye ilişkin belge imzalanırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, kazada vefat eden bisikletli ...'in davacılardan ....ve ....’nın çocukları olduğunu, ölen ...., kaza anında asgari ücretle çalıştığını, anne ve babasına parasal katkı yaptığı gibi, yerleşik Yargıtay karalarına göre, desteklik yalnız parasal olmayıp, yardım ve hizmet ederek de destek olunabileceğinden, eğer yaşasaydı bu desteği devam edeceğinden anne ve baba olan davacıların ....ve .... için destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiklerini, ayrıca manevi tazminat taleplerinin de bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı olmak üzere; Sigorta Şirketinin ödemiş olduğu bedel düşülerek, 500 TL maddi tazminatın ....Sigorta A.Ş. yönünden kaza tarihindeki sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer davalılara yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı .....'e ödenmesine, yine fazlaya ilişkin haklarının saklı olmak üzere; Sigorta Şirketinin ödemiş olduğu bedel düşülerek, 500 TL maddi tazminatın ....Sigorta A.Ş. yönünden kaza tarihindeki sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer davalılara yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı .... ...'e ödenmesine; davacı ..... için 40.000 TL, davacı .... ... için 40.000 TL, davacı ... ... için 30.000 TL, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ve .... ....'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacılar vekili 06/07/2022 tarihli dilekçesiyle; maddi tazminat davasından kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin aynen devam ettiğini belirtmiştir. Davalı ....Sigorta vekili 14/02/2023 tarihli dilekçesiyle; feragat dilekçesi sunulması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti taleplerinden feragat etmiş olduklarını belirtmiştir.

Davalılar .... ve .... .... vekili 28/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza sebebiyle ceza dosyası kapsamında yapılan hız tespitinin doğru olmadığını, davalı 300 metre yukarıda olan kasiste hızını 10-15 km'ye düşürdükten sonra bu hıza istese de ulaşamayacağının aşikar olduğunu, kazanın davalının kusurundan değil, hiçbir şoförün öngöremeyeceği ve kaçınamayacağı bir sebeple müteveffanın tek taraflı kusuru ile meydana geldiğini, olaydan sonra trafik bilirkişileri tarafından kusur durumunu gösterir rapor ibraz edildiğini, ceza mahkemesince ATK'dan aldırılan kusura ilişkin verilen rapora göre de müteveffa KTK’nın 84/e’de belirtilen 53/1-B (sola dönüş kurallarına riayet etmemek maddesini) ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu olarak görüldüğünü, ayrıca davacıların tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacıların sigorta şirketini ibra etmesi ile davalıların da maddi tazminat konusunda bir yükümlülüğünün kalmadığını, ayrıca merhum ....'in olay tarihinde 16 yaşında olduğunu, sürekli ve büyük bir gelirinin de hiç bir şekilde bulunmadığını, merhumun davacılara maddi yönden herhangi bir desteğinin olması da söz konusu olamayacağını, destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ....Sigorta A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olduğunu, kanun gereği sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun olduğunu, davacılar tarafından yapılmış geçerli bir başvuru söz konusu olmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketi tarafından 27.04.2021 tarihinde davacı taraflara 71.028,79 tl ödeme yapıldığını, adli tıp trafik ihtisas dairesinden, karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinden hiçbir hak ve alacak talep edilemeyeceğinin ortada olduğunu, buna karşın bir an için aksi düşünüldüğün de dahi, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ancak sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olacağını, söz konusu kazada kusura ilişkin yapılan ilk tespit olan kaza tespit tutanağından elde edilen bilgilere göre bisiklet sürücüsü ... 2918 sayılı karayolları trafik kanunu'nun 84/f ihlali nedeniyle asli kusurlu olduğunu, Yargıtay’ın kemikleşmiş içtihatı uyarınca ceza yargılamalarında alınan kusur raporları hukuk hakiminin bağlamayacağından, yeniden rapor alınması zaruri olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazada kusurunun olmadığı kanaatimizi tekrarla, sayın mahkemece aksi kanaatte olunması halinde dahi, davacının kazanın meydana gelmesindeki ve kendi yaralanmasındaki müterafik kusurunun kusur durumun değerlendirilmesinde ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini, özellikle davacının kask ve koruyucu kıyafet takıp takmadığı hususlarının dikkate alınması gerektiğini, aktüer uzmanı tarafından hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, ayrıca davacı tarafın başvurusunun kabulü halinde ise davalı sigorta şirketinin faizden sorumlu olamayacağını, sonuç olarak zamanaşımından, sigorta şirketince ödeme yapıldığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ....'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araçla, bisikletiyle ilerleyen ...'e çarpması sonucu ...'in vefat ettiği, söz konusu kaza nedeniyle davacıların maddi zararlarının tazmini bakımından davalı sigorta şirketine müracaatı üzerine davacılara destekten yoksun kalma tazminatı olarak toplam 71.028,79 TL'nin ödendiği, ancak yapılan hesaplamalar uyarınca ödenen bu tazminatın eksik olduğundan bahisle ve manevi tazminat yönünden işbu davanın ikame edildiği, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün olayın oluşumunda %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacılar vekilince sunulan dilekçe ile maddi tazminat talepleri yönünden davadan feragat edildiği dikkate alınarak, davalılar ile davacıların ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacıların davasının kabulüne, maddi tazminat yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve ; Davacıların maddi tazminat davalarının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

Davacıların manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; davacı ..... için 40.000 TL manevi tazminatın, davacı .... ... için 40.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 14.07.2021 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ... ve .... ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACILARA VERİLMESİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hükümde manevi tazminat faizlerinin işlemeye başladığı tarihin yanlış gösterildiğini, tazminat davalarına konu ölümlü trafik kazasının tarihinin 14.07.2017 olmasına karşın, mahkemece, tazminatların, 14.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verildiğini, yeniden bilirkişi raporu alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar faizin işlemeye başladığı tarih dışında, lehlerine hüküm kurulmuş ise de karşı taraf açısından usulü müktesep hak oluşturmaması için kusur oranları açısından da gerekçeye karşı istinaf yoluna başvurduklarını, tüm bu nedenlerle davacı ..... için 40.000 TL manevi tazminatı, davacı .... ... için 40.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılar .... ve .... ....'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini, kusur konusunda yeniden rapor alınarak veya sayın heyetçe resen kusur belirlemesi yapılarak talepleri doğrultusunda yeniden gerekçe oluşturulmasını talep ve beyan etmiştir.

Davalılar .... .... ve .... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil, .... 14.07.2017 günü saat 21.20 sıralarında babası .... ...’A ait olan ... Plakalı aracı ile Konya yolu istikametinde bulunan ... tekstile gitmek üzere yolda iken otogar kavşağında bisikleti ile giden ... isimli kişiye çarptığını, çarpışma neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bisiklet kullanan ...'in vefat ettiğini, söz konusu kazanın müvekkilin kusurundan değil, hiçbir şoförün öngöremeyeceği ve kaçınamayacağı bir sebeple müteveffanın tek taraflı kusuru ile meydana geldiğini, gerek hazırlık aşamasında gerek ise yargılama aşamasında alınan her üç bilirkişi raporunda da müvekkil ...'in tali kusurlu olarak görüldüğünü, alınan tüm kusur raporlarında müvekkilin tali kusurlu olarak görünmesine rağmen, bu durumun yerel mahkeme tarafından görmezden gelinerek davacıların tazminat taleplerinin tamamen kabulüne karar verilerek adeta müvekkilin kusur durumunun görmezden gelindiğini, merhumun ölüm nedeniyle hüküm kurulan manevi tazminat miktarının oldukça fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız, fahiş ve sebepsiz zenginleşmeyi sağlayıcı nitelikte olan manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde belirtilen nedenlerle olaya, kusura uygun olarak makul ve davacı için haksız fiili özendirici mahiyette olmayacak, müvekkiller için de yıkım teşkil etmeyecek bir miktarda manevi tazminata hüküm kurulmasına, reddolunan kısım üzerinden her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hüküm kurulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava trafik kazası nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkin olup mahkemece verilen karar davacı ve sigorta dışındaki davalılar tarafından manevi istinaf edilmiştir. -Manevi tazminat yönünden; 6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.

Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kusur durumları, oluşan vefat ve davacıların yakınlık durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafın kabulünde ve itirazı olmadığı gibi desteğin tali oranda yüzde otuz kusurunun varlığı kabulü halinde dahi davacılar için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre fazla olmadığı görüldüğünden, buna yönelik davalılar itirazının reddine karar verilmiştir. -Davacıların faiz başlangıcına yönelik itirazında;

Dava dilekçesinin sonuç bölümünde açıkça herhangi bir tarih de belirtilmeksizin kaza tarihinden itibaren faiz istenilmiş olmasına, kazanın ise tüm dosya ile anlaşılacağı üzere 14/07/2017 tarihinde gerçekleştiği göz önünde bulundurularak, bu tarih itibariyle faiz başlangıcının belirlenmesi gerekirken, isabetsiz biçimde ve kendi içinde çelişki de oluşturacak şekilde kaza tarihi denilerek farklı bir tarihin hükme yazılması hatalı olup, buna yönelik davacıların itirazının kabulü ile bu sebeple kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. Bu nedenle, davalılar .... ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalılar .... ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,

Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)

1.Davacıların maddi tazminat davalarının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

2.Davacıların manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; davacı ..... için 40.000 TL manevi tazminatın, davacı .... ... için 40.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 14.07.2017 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ... ve .... ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACILARA VERİLMESİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden;

3.Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanununun 22. Maddesi gereği alınması gereken 59,96 TL harçtan, peşin alınan 3,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 56,54 TL eksik harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

4.Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 9.563,40 TL harçtan, peşin alınan 478,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.085,23 TL eksik harcın davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan 478,17 TL harç giderinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

6.Davacılar tarafından yapılan 2.400 TL bilirkişi ücreti gideri, 421,70 TL posta ve tebligat gideri ücreti, 80,70 TL haç gideri olmak üzere toplam 2.902,40 TL yargılama giderinin 2.781,70 TL'sinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 120,70 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Manevi tazminat davası yönünden davacı ..... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul edilen dava değerinin 40.000 TL. olduğunun kabulü ile) davacı ..... vekili için 9.200 TL. vekalet ücretinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .....'e verilmesine,

8.Manevi tazminat davası yönünden davacı .... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul edilen dava değerinin 40.000 TL. olduğunun kabulü ile) davacı .... ... vekili için 9.200 TL. vekalet ücretinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .... ...'e verilmesine,

9.Manevi tazminat davası yönünden davacı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul edilen dava değerinin 30.000 TL. olduğunun kabulü ile) davacı ... ... vekili için 9.200 TL. vekalet ücretinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'e verilmesine,

10.Manevi tazminat davası yönünden davacı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul edilen dava değerinin 30.000 TL. olduğunun kabulü ile) davacı ... ... vekili için 9.200 TL. vekalet ücretinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine,

11.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

12.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen taraflara iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden;

13.İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,

14.Davacılar tarafından yapılan 1.968,00 TL istinaf başvuru gideri ile 80 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.048 TL yargılama giderinin davalılar .... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

15.İstinaf eden davalı .... ...'dan alınması gereken 9.563,40 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 2.391,00 TL nin mahsubu ile bakiye 7.172,40 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

16.İstinaf eden davalı ... ...'dan alınması gereken 9.563,40 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 2.390,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.172,55 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

17.İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

18.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

19.Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.13/12/2023

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip

(e-imzalıdır)

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.