2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde %100 malul kaldığını, 02/04/2016 başlangıç tarihli poliçede Sağlık Gideri Teminatı ve Sakatlanma ve Ölüm Teminatı olmak üzere iki adet klozun bulunduğunu, iki klozun toplam limitinin 620.000,00 TL olduğunu, davalı tarafından 309.311,03TL'nin taraflarına ödendiğini, kalan tutar için ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle şimdilik 1.000 TL maluliyet tazminatı, 1.000 TL sağlık gideri teminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminini karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında talebini HMK'nın 107/2. maddesi gereğince 310.000,00 TL olarak arttırmıştır.
SAVUNMA
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalıya 51.546,24 TL ve 258.364,79 TL ödeme yapıldığını, maluliyet tazminatı taleplerinin poliçedeki sakatlanma klozu üzerinden karşılanacağını, sigortalının kusurunun tespitinin gerektiğini, maluliyetin kaza ile bağlantısının ortaya konulması gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini, %70 altı orandaki sakatlıklarda bakıcı giderinin hesaplanamayacağını, faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren olması gerektiğini, müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2.Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3.Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5.Dosyada mündemiç kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları,
6.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
Mahkememizce verilen 2019/432 Esas, 2020/709 Karar sayılı ve 01/10/2020 Tarihli karar Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/2006 Esas, 2023/80 Karar sayılı ve 12/01/2023 Tarihli ilamıyla "...Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların artık 01/06/2015 tarihli genel şartlara göre belirlenme imkanı ortadan kalkmıştır. Bu urumda davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Sakatlık tazminatı mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma iken, bakıcı gideri ise mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleridir. Daimi işgücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım gideri farklı tazminat kalemleri olup yaşam boyu bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 17. H.D. 2020/2821 E. 2020/8505 K.) Somut olayda, 04.08.2016 tarihli poliçede 310.000,00 TL sakatlanma ve ölüm, 310.000,00 TL tedavi gideri teminatı bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90. maddesine ilişkin 17.7.2020 tarihinde verdiği iptal kararı da gözetilerek, davacının talep ettiği sürekli bakıcı gideri tazminatının ZMMS poliçesindeki sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yaşam boyu bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında olduğu değerlendirilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise, dava ... adına vesayeten açıldığı halde, karar başlığında ...’in davacı olarak gösterilmesi hatılı olmuş, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a,6 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir..." denilerek kaldırılmıştır. Kaldırma sonrasında dosya mahkememizin 2023/72 esasına kaydedilmiş ve taraflar usulünce davet edildikten sonra kaldırma ilamı uyarınca yargılamaya devam olunmuştur.
Eldeki dosyada alınan kusur raporunda davacının yolcu olarak yer aldığı motosikletin sürücüsünün tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Bakıldığı zaman kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağı da bu yöndedir. Kazanın tek taraflı oluşu ve gerçekleşme şekli nazara alındığında bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmenin isabetli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce alınan maluli,yet raporunda davacının sürekli olarak bakıcı ihtiyacı bulunduğu yönünde görüş mütalaa edilmiştir. Raporun kaza tarihi itibariyle doğru yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlandığı görülmüş ve böylece hükme esas alınmıştır.
Aktüerya raporun tetkikinde raporun TRH 2010 yaşam tablosu baz alınarak ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hazırlanmış olduğu görülmüştür. Kaldırma ilamında belirtilen Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince her ne kadar 1,8 teknik faiz oranı ile hesaplama yapılması doğru değil ise de; gelinen aşamada Yargıtay kararları gereğince progresif rant yöntemiyle yapılacak olan hesaplamada tazminat miktarının daha yüksek çıkacağı, daha önceki hesaplamada dahi poliçe limitinin aşıldığı ve davacı tarafça poliçe limiti miktarında ıslah yapıldığı görülmekle bu aşamada anılan eksiklik bakımından ek rapor aldırılmasının yargılamaya bir katkı sağlamayacağı gibi verilecek kararda da herhangi bir değişiklik yaratmayacağı kanaatine varılmış ve yeniden bir ek rapor alınmasına mahkememizce gerek görülmemiştir. Kaldırma ilamında da açıkça belirtildiği üzere bakıcı gideri talebi sakatlık tazminatı klozunda değil tedavi gideri klozunda değerlendirilmesi gerekmekte olup mahkememizce de bu yönde değerlendirme yapılmış olup davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Yine davalı vekilince müterafik kusur savunmasına bulunulmuş olup bakıldığı zaman davacının yaralanması da baş bölgesindedir. Kaza tespit tutanağının tetkikinde davacının kaskının takılı olduğunun belirtildiği görülmüştür. Bu haliyle de davalı vekilinin bu yöndeki savunmasının yerinde olmadığına kanaat getirilmiş ve itibar edilmemiştir.
Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvuru davalı sigorta şirketine 09/04/2018 tarihinde ulaşmıştır. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 20/04/2018 tarihidir. Ayrıca davacı vekili her ne kadar ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuşsa da davalı sigorta şirketince sigortalı araç motosiklet olup burada hükmedilmesi gereken faiz türü yasal faizdir. Bu haliyle de 20/04/2018 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. Ayrıca kaldırma ilamında belirtildiği şekilde karar başlığındaki isim hataları da giderilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile; 310.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 310.000,00 TL üzerinden alınması gereken 21.176,10 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 44,40 TL peşin harç ile 1.051,98 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 20.079,72 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 1.051,98 TL ıslah harcı ve 2.270,40 TL yargılama giderinin toplamından oluşan 3.411,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 46.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 09/05/2023