Esas No
E. 2023/19
Karar No
K. 2023/946
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/19 Esas
KARAR NO: 2023/946
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/01/2023
KARAR TARİHİ: 12/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, inşaat sektöründe ürün satışı ile iştigal ettiğini, ...

20.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı hakkında icra takibi yapıldığını, müvekkili şirketin faturaları ve cari hesap dökümlerinden alacağın olduğu sabit olduğunu, yapılan itirazın müvekkili alacağını geciktirmek ve mal kaçırmak amaçlı, haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek itirazın iptaline, itiraz kötü niyetli ve ödemeyi geciktirme amacında olduğunu %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat sektöründe ürün satışı işi ile iştigal ettiğini, davacı yan kötü niyetli olarak ...

20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası başlatıldığını, borca, faize, ferilerine itiraz edildiğini, müvekkili ... Bankası ... Şubesi ... hesap no ... müşteri no ... nolu hesabından davacı şirketten alımlarına ilişkin ödemelerin tamamı gönderdiğini, beyan ederek davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Toplanan Deliller: ...

20.İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,... tarafından hazırlanan 09/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, Murat Kutanoğlu tarafından hazırlanan 27/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:

1.İlamsız takip yapılmış olması,

2.Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

3.Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,

4.İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.

Somut olayda, ...

20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 38.940,00-TL asıl alacak ve 1.411,44-TL işlemiş faiz toplamı olan 40.351,44-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının fatura ve cari hesap alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 12/11/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 18/11/2022 tarihli itirazı ile takibin durduğu, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, taraflara buna ilişkin tebligat yapılmadığı, eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 05/01/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Kural olarak takip dayanağı faturaya itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir. Ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura sayılmaz ve bu belgeye itiraz edilmemesi de bir sonuç doğurmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/09/2018 Tarih 2017/19-915; 1338). Bir sözleşmeye dayanarak açılan davada fatura düzenleyen kimsenin sözleşmenin varlığını kanıtlaması gerekir. Akdi ilişki davalı tarafından inkar edildiğine göre, davalı akdin varlığını 6100 sayılı HMK'nın 200 ve sonraki maddeleri uyarınca yöntemine uygun kanıtlamalıdır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 28/02/1997 Tarih 96-4290/2016, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 2021/1077 Esas 2021/1040 Karar). Zira fatura sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi 2020/409 Esas 2021/219 Karar).

Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı ve tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporları ile, davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 35.116,60-TL alacaklı olduğu, davacı şirkete ait ticari defterlerin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği ve lehine delil niteliği bulunduğu, davalı tarafın işletme defterleri incelendiğinde, aynı faturaların görüldüğü ve ödeme evrakının bulunmadığı, talep konusunun her iki tarafın da ticari kayıtlarında yer aldığı, BA/BS formları da incelendiğinde takip tarihi itibariyle davalının borç miktarının 35.116,60-TL olduğu ve takip tarihi itibariyle davalının mütemerrit olmadığı kanaatinin bildirildiği tespit edilmiştir.

Dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, tanzim edilen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı tarafın ticari defterlerinin 35.116,60-TL borcu doğruladığı, kayıtların söz konusu bedel bakımından birbiriyle uyumlu olduğu, davacının dava konusu bedele hak kazandığı, nitekim söz konusu kayıtların tarafların ticari defterlerinde de kayıt altına alındığı anlaşılmış olup, yürütülen takibe yapılan itirazın kısmen yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

Davacı taraf her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de, temerrüt tarihini tespite yarayan ve faiz başlangıç tarihini belirleyecek delil sunulmadığı, davacı tarafından davalıyı temerrüde düşürmeye yarar ihtar yapılmadığı anlaşılmakla icra takibindeki söz konusu faiz kaleminin haksız olduğuna kanaat getirilmiştir.

Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,

Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

1.Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 35.116,60-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2.maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,

3.Alacak tutarı olan 35.116,60-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 7.023,32-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (35.116,60-TL) üzerinden alınması gereken 2.398,81-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 463,24-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.935,57-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5.Davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 463,24-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 2.765,50-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 2.493,96-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8.Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9.Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 3.823,40-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin,

a)Davanın kabul oranına isabet eden 2.813,66-TL'sinin davalıdan,

b)Davanın red oranına isabet eden 306,34-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,

11.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,

Dair, davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023 Katip ... Hakim ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog