Esas No
E. 2021/1206
Karar No
K. 2023/1986
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1206 Esas

KARAR NO: 2023/1986 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2014/261 Esas - 2021/385 Karar

TARİH: 25/03/2021

DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 14/12/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ile sigortalısı ... A.Ş arasında ... sayılı taşıyıcı sorumluluk sözleşmesi akdedildiğini, dava dışı ... Ltd. Şti tarafından 69 kap muhtelif otomotiv yedek parça cinsi emtianın Çek Cumhuriyetinden satın alındığını, emtianın nakliye için sigortalı ... AŞ tarafından alt nakliyeci olan davalı şirkete verildiğini, emtialar Çek Cumhuriyeti'nde iki ayrı depodan sigortalının alt nakliyecisi olan davalı tarafından ... plakalı araca yüklendiğini, araç sürücüsünün Dozvola tabir edilen seyahat izninin veya personel azlığından ötürü aracın Kapıkule Sınır Kapısında bekletildiğini ve Türkiye'ye girişine bir süre izin verilmediğini, taşımada meydana gelen gecikme nedeniyle dava dışı ... Ltd. Şti 'in üretiminin durduğunu bu gecikme ve hat durması nedeniyle davacı şirket tarafından sigortalı ... AŞ'ne 16.581 Euro tazminat ödendiğini, bu ödemeyle sigortalının haklarına yasal ve akdi halef olunduğunu, tazminatın kusurlu olan alt nakliyeci firmadan tahsili amacıyla başvurulmuşsa da sonuç alınamadığını, bunun üzerine işbu davanın açıldığını, davalının kusuru nedeniyle ödenen 16.581 Euro'nun "aynen" kaydı ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının iddia ettiği gibi davalı şirketin ... şirketinin Türkiye şubesi olmadığını, taşımada hiçbir şekilde yer almadığını bu nedenle öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddini talep ettiği, davacının tanzim ettiği poliçenin gecikmeden kaynaklı zararları kapsamadığını, davacının sigortalısına yaptığı ödemenin hatır ödemesi olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen bedelin ödenmesi gerektiği bir an kabul edilse bile bedelin zararın üzerinde doğduğu taraf olan yani hak sahibi olan "gönderilene" ödenmesi gerektiğini, davacı sigortalısının hak sahibine ödeme yaptığını ve sigortalısının gönderilenin haklarına halef olduğunu belgeleyemediğini, CMR konvansiyonu 23/5 maddesine göre nakliyeciniin gecikme nedeniyle ile doğan zararlardan sorumluluğu navlun bedeli ile sınırlı olduğunu, bedelin afaki olduğunu nasıl belirlendiğinin açık olmadığını bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/03/2021 tarih 2014/261 Esas 2021/385 Karar sayılı kararında;"...Davacının, somut olayda sigortalısı tarafından emtianın geç teslimi nedeniyle dava dışı ... adlı şirketin 16.851,00 euro zararını, dava dışışirket olan ... adlı şirket yerine sigortalısı ... adlı şirkete ödediği, davacı şirketin sigortalısı şirket tarafından Dava Dışı .... adlı şirkete yapılmış bir ödemeye dair dosyada bir delil de olmaması karşısında, Tüm açıklanan nedenlerle, davalı alt taşıyıcı ve dava dışı fiili taşıyıcı açısından teslimde gecikmenin sübuta ermediği, bu nedenle CMR Konvansiyonu 23’ncü madde kapsamında bir tazminat yükümlülüğünün doğamadığı, davacı şirketçe yapılan ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğu saptanmakla, açılan işbu davanın reddine karar verilmiştir. ..."gerekçesi ile, Davanın Reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka ve CMR Konvnasiyonuna aykırı olduğunu, Somut olayda akdedilen sigorta sözleşmesi, zarar sigortası olup riziko gerçekleştiği takdirde sigortacı gerçek zararı hak sahibi olan âkidi olan sigortalı tarafa ödemek ile yükümlü olduğunu, somut olayda da müvekkili şirket tarafından sigorta tazminatı sigorta sözleşmesinin tarafı olan ... A.Ş.'ne ödemiş ve tazminat dekontu gerek delil dilekçesinin XI numaralı ekinde fiziken ve gerekse de 07.12.2020 tarihli rapora itiraz dilekçemizin ekinde UYAP üzerinden sunulduğunu, bu gerekçe ile davacı şirket tarafından sigortalısına yapılan ödeme halefiyet hakkı verdiğini, ... A.Ş. tarafından sigorta tazminatının ... isimli şirkete ödenmediği meselesinde ilk derece mahkemesi tarafından atlanan iki nokta bulunduğunu, birincisinin Türk dava teorisi uyarınca hâkim taraflarca getirilen maddi vakıalar uyarınca Türk hukuku mucibince karar verileceğini, ikincisi ekli sunulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2014 T. 2014/1024 E. 2014/8041 K. sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere dosyada temlik belgesi bulunması durumunda bu belge alacağın temliki hükmünde olup davanın esasının incelenmesi gerektiğini, sigortalı şirket tarafından verilen ve artık alacağın temlikinin delil dilekçesinin XII numaralı ekinde fiziken sunulduğunu,Sigorta sözleşmesinin üçüncü şahıs lehine olacak şekilde değil normal zarar sigortası şeklinde akdedilmiş olması karşısında sigorta tazminat ödemesinin primi ödeyen sigortalı şirkete yapılmış olması, cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen (... ödeme yapmadı) bir savunmanın hâkim tarafından red gerekçesi yapılmış olması ve en önemlisi dosyada ibraname (temlik belgesi) bulunması durumunda bu belge alacağın temliki hükmünde olmasına rağmen davanın reddi gerekçesinin kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme davayı reddederken; "...davalı alt taşıyıcı ve dava dışı fiili taşıyıcı açısından teslimde gecikmenin sübuta ermediği,..." gerekçesine dayandığını, Dava dilekçesi ve delil dilekçesinde ibraz edilen CMR Senedi ve TIR Karnesi emtianın 9 günde taşındığını ispat ettiğini, bu delillere ve 9 günlük taşımaya rağmen gecikmenin sübuta ermediğinin ileri sürülmesinin hukuka açık şekilde aykırı olup davacı delillerinin değerlendirilmediğini gösterdiğini, Dosyaya görüş sunan bilirkişi .., 21.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda meydana gelen gecikmeden davalı Şirket'in sorumlu olduğunu belirttiğini, 06.04.2018 tarihli ... bilirkişi raporunda da meydana gelen gecikmeden davalı Şirket'in sorumlu olduğunu belirttiklerini, Somut olayda araç sürücüsünün Dozvola tabir edilen seyahat izninin veya personel azlığından ötürü araç, Kapıkule Sınır Kapısında beklediğini ve Türkiye’ye girişine bir süre izin verilmediğini, bunun üzerine taşımada gecikme meydana geldiğini ve bu gecikme nedeni ile dava dışı .. Ltd. Şirketi’de üretimin durduğunu, zararın meydana geldiğini, tazminat ödendiğini ve işbu davanın açıldığını, CMR Konvansiyonu md. 17/1 hükmüne göre taşıyıcı, taşıma süresinin aşılmasından mütevellit dolaylı malvarlığı zararlarından sorumlu olduğunu, taşıma süresinin aşılması sebebiyle tazmin talebinde teslimdeki gecikmenin belirleyici olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, malların geç teslimi sebebiyle davacının sigortalısına ödemiş olduğu gecikme bedelinin akdi ve kanuni halefiyete dayalı olarak davalıdan tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. CMR madde 17 ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, CMR madde 23/5 ile de; gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşıyıcının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere bir tazminat ödeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının sigortalısı akdi taşıyıcı ... A.Ş. İle dava dışı ithalatçı firma ... Ltd. Şti arasında imzalanan uluslararası lojistik hizmetleri ana sözleşmesi uyarınca davacının sigortalısı tarafından dava dışı ithalatçı ... Ltd. Şti tarafından Çek Cumhuriyetinden satın alınan 69 kap muhtelif otomotiv yedek parça cinsi parsiyel yükün Çek Cumhuriyetinden Türkiye'ye taşınması işinin üstlenildiği, davacının sigortalısı tarafından bu taşıma işinin alt taşıyıcı olarak davalıya, davalının da dava dışı fiili taşıyıcı ....'ya yaptırıldığı, teslimatın 17/07/2013 tarihinde yapılacağının belirtildiği halde teslimatın 19/07/2013 tarihinde yapılmak suretiyle 2 gün gecikme nedeniyle oluşan zararın davacı tarafından sigortalısı akdi taşıyıcıya banka havalesi yoluyla 29/05/2014 tarihinde 16.851,00 EURO olarak ödendiği ve davacı tarafından 27/05/2014 tarihli ibraname ile alacağın temlik alındığı, iş bu davanın akdi ve kanuni halefiyete dayalı olarak açıldığı belirtilmiştir.

Davalı taraf ise cevap dilekçesi ve mahkemece hükme esas alınan 12/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçelerinde, dava dilekçesinde bahsi geçen bedelin ödenmesi gerektiği bir an kabul edilse bile bedelin zararın üzerinde doğduğu taraf olan yani hak sahibi olan "gönderilene" ödenmesi gerektiğini, davacı sigortalısının hak sahibine ödeme yaptığını ve sigortalısının gönderilenin haklarına halef olduğunu belgeleyemediğini ileri sürüp itiraz etmiştir. CMR 23/5 maddesinde de açıkça gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşıyıcının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere bir tazminat ödeyeceği düzenlenmiş ise de davalı tarafında itiraz ettiği gibi somut olayda dava dışı ithalatçı ... Ltd. Şti tarafından davacının sigortalısı akdi taşıyıcı ... Firmasına zarara uğradığına ilişkin yansıtma faturası düzenlediği ve ... Firması tarafından da bu zararın ödendiğine yönelik delil olmadığı, ayrıca akdi taşıyıcı ... ile ithalatçı firma ... arasındaki mail yazışmalarından taşıma süresinin 5 gün olduğu, nakliyenin varış tarihinin 17/11/2013 şeklinde kararlaştırıldığına dair zımmen bir anlaşma olduğu kabul edilecek olsa bile davalı vekili tarafından 15/03/2018 tarihinde sunulan davacının sigortalısı ile davalı arasında yapıldığı anlaşılan alt taşıma sözleşmesinde tahmini yükleme tarihi 12/07/2013, tahmini boşaltma tarihi 19/07/2013 şeklinde yazıldığı, sözleşmenin özel şartlar bölümünde ise;'' yukarıdaki tarihler, tahmin edilen yükleme ve boşaltma tarihleridir. Eğer tırda bir gecikme olursa , ... asla bir ceza ve masraf ödemeyecektir,'' şeklinde düzenleme içerdiği, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilip mahkeme gerekçesinde de yazıldığı üzere üzere yükün yüklendiği noktadan bahsedildiği gibi 12.07.2013 tarihinde değil, 15.03.2013 tarihinde çıktığı, buna göre taşıyıcıdan kaynaklı bir gecikmeninde olmadığı ve davacının davalıdan alacaklı olmadığı anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog