9. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2020
NUMARASI : 2017/... Esas, 2020/... Karar
İSTİNAF KARARININ
...
2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin müvekkili aleyhine kefaletten kaynaklı alacağın tahsili için ...
2.İcra müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı icra dosyasıyla takip başlattığını, takip dayanağı 07/09/2010 tarih ve 5656 numaralı taksitlendirme borç senedi adı altında ...'ın borçlu olduğunu, müvekkili ile beraber ...'ın borca kefil olarak göründüğünü ancak icra takibine dayanak yapılan senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın müvekkili kooperatiften 07/09/2010 tarih ve 5656 sayılı taksitlendirme borç senedinden kaynaklanan borcuna ... ve davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, asıl borçlu ...'ın borcunu ödememesi nedeni ile her üç borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe dayanak yapılan borç senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesi ile iş bu davayı açtığını davanın haksız ve dayanıksız olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
...
2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararı ile; alacaklı ... tarafından ...
2.İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının kooperatife ait 07.09.2010 tarihli ve 5656 numaralı "taksitlendirme borç senedi" olduğu, asıl borçlunun ... olduğu ve senedi davacı ile beraber ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, akabinde davacı tarafından eldeki davanın açıldığı ve imza itirazında bulunularak kooperatife borçlu olmadığının tespitinin istendiği, mahkememizce toplanan deliller ve ATK'dan alınan bilirkişi raporuna göre takip dayanağı belgedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edilemediği, ayrıca ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça rapora itiraz edilmediği, rapordaki bu belirsizliğin davacı lehine yorumlanması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının ...
2.İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf talebi ile; ATK tarafından düzenlenen 24.02.2020 tarihli rapor Yargıtay HGK'nun aradığı niteliklerde olmadığını, karşılaştırılan imzanın hangi sebeple farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesi şart olduğu halde raporda bu yönde bir fotoğraf veya görüntü tekniği kullanılmadığını veya rapora yazılarak eklenmediğini, yine optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle inceleme yapılmadığını, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılmamış, sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanaklarının gösterildiğini, Mahkemece usul ve yasa ile Yargıtay HGK'nun yukarıda açıklanan niteliklere sahip bir Bilirkişi heyetinden rapor almadan hükme dayanak yapılamayacak nitelikte ki ATK tarafından düzenlenen 24.02.2020 tarihli rapora göre hüküm tesisi ile davanın kabulünün hatalı, usul ve yasaya aykırı olduğunu, 1581 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Ve Birlikleri Kanunu'nun 19.maddesindeki; ''B) Bu Kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatifler, bölge ve merkez birlikleri,...b) Sermaye ve yedek akçeleri ile taşınmaz malları ve bunların gelirleri, kendi ihtiyaçları için satın aldıkları ve alacaklarının tahsili gayesiyle mülk edindikleri taşınmaz malları ve bunların 15 inci madde hükmüne göre sahiplerine geri verilmesi işlemi, bütün vergi, resim ve harçtan,... Muaftır'' hükmü gereğince müvekkil kooperatifin harçtan muaf olduğunu, bu sebeple hükümde müvekkil kooperatiften 1.044,45.Tl ilam ve karar harcı alınmasına karar verilmesinin 1581 Sk.nun a9/B-b maddesine aykırı olduğunu, yapılacak yargılama ile ortaya çıkacak hususlar ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla ...
2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.11.2020 tarih ve 2017/... Esas 2020/... Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve/veya düzeltilmesine, dava konusu imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda usul ve yasaya ayrıca Yargıtay HGK ile yerleşik Yargıtay kararlarına uygun Bilirkişi incelemesi yaptırılması ve rapor aldırılması ile çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/... Esas, 2020/... Karar sayılı tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taksitlendirme borç senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve iş bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 3. fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun'un 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir.
İİK’nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra İcra Mahkemesinde HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
HMK'nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK'nın 266 ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun'un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır.Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlaması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. ile 07.10.2009 tarihli ve 2009/12-382 E., 2009/415 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Vurgulamakta yarar vardır ki anılan düzenlemelerde geçen karşılaştırmaya esas belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 tarihli ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı ile 06.02.2008 tarihli ve 2008/12-77 E., 2008/90 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.
Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminilastiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. (HGK'nın 08/10/2019 tarih ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar)
Somut olayda, davacı taraf, takibe ve davaya konu taksitlendime borç senedinde kendi adına atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Yukarıda izah edildiği üzere, “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.
Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 24.02.2020 tarihli rapora içeriğine göre "İnceleme konusu borç senedinde ... adına atılı basit tersimli imza ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur" şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.Rapor incelendiğinde söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğu şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüş bu tespitin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde bir değerlendirme olmadığı, kesin bir kanı içermediği bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Hazırlanan bu rapor 24.09.2020 tarihli duruşmada taraf vekillerine elden tebliğ edilmiş ve rapora karşı beyanda bulunmaları için 2 haftalık süre verilmiştir.Davacı vekili rapora karşı itiraz haklarını saklı tuttuğuna ilişkin beyan dilekçesi sunmuş, davalı vekili ise Uyap sistemi üzerinden gönderdiği 25.11.2020 tarihli dilekçesi ile rapora itiraz etmiş ve yeniden rapor aldırılmasını talep ettiği görülmüştür.İlk derece mahkemesince 26.11.2020 tarihli duruşmada davalı vekilinin rapora itirazının süresinde olmadığı gerekçesiyle yeniden rapor aldırılması talebinin reddine dair karar verildiği görülmüş ise de ilk derece mahkemesinin 24.09.2020 tarihli duruşmada rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi vermeleri hususunda taraflara 2 haftalık süre verildiği, bu sürenin kesin süre olmadığı zira kesin sürenin sonuçlarını hatırlatır bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin süresinde rapora itiraz ettiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesince ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça rapora itiraz edilmediği, rapordaki bu belirsizliğin davacı lehine yorumlanması gerektiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazı süresinde olduğundan ve ATK Fizik İhtisas Dairesince hazırlanan rapor kesin bir kanı içermediğinden bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığından dava konusu belge altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda 3 kişilik Grafoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 gereği kaldırılmasına, eksik hususlar tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin harçtan muaf oldukları yönünde istinaf sebebinin şu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.-Davalı vekili tarafından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurularının KABULÜNE,
2.-... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3.-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4.-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 262,00 istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,
5.-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
6.-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,
7.-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8.-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 362/1-a maddesi gereği kesin olmak üzere 18/12/2023 tarihinde karar verildi. ...
Başkan
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Katip
...
(e-imzalıdır)