Esas No
E. 2012/19192
Karar No
K. 2013/15646
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2012/19192 E.  ,  2013/15646 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle öldürme

Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 63, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii, katılan vekili ve Üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii, katılan vekili ve Üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışının terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir.

Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir.

Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır.

Yapılan açıklamalar ışığında; Birbirlerine komşu olan sanık ve ölen arasında, borç, hayvan besleme ve şikayet nedeniyle husumet bulunduğu, olay günü sanık ve ölenin tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanığın öleni itip düşmesine neden olduğu, ölenin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, ölenin evine döndüğünde yüzündeki kanı gören torununun kolluğu arayarak ihbarda bulunduğu, olay yerine gelen kolluğun her iki şahsı alarak karakola götürdüğü, karakolda bulundukları sırada ölenin kalp hastalığının aktif hale gelerek baygınlık geçirmesinin ardından öldüğü olayda; sanığın ölenin kalp hastalığını bilmediği de dikkate alındığında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçuna temas ettiği gözetilmeksizin, suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de; Sanık hakkında tayin edilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında bir yıl 365 gün yerine 360 gün olarak kabul edilerek sonuç cezanın 12100 TL terine 12000 TL olarak belirlenmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafii, katılan vekili ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY:

Sanık ... ile ölen ... komşu oldukları, daha önceden aralarında ihtilaf bulunması nedeniyle, olay günü sanık ve ölenin tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanığın öleni itip düşmesine neden olduğu, ölenin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, evine döndüğünde yüzündeki kanı gören torununun kolluğu arayarak ihbarda bulunduğu, olay yerine gelen kolluğun her iki şahsı alarak karakola götürdüğü, karakolda bulundukları sırada ölenin kalp hastalığının aktif hale gelerek baygınlık geçirmesinin ardından öldüğü olayda; sanığın ölenin kalp hastalığıın bilmediği de dikkate alındığında, olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu olaydaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirtilmiş olduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 86. maddesinin 1 ve 3 fıkraları kapsamında kasten yaralama eylemleri sonucu ölüm meydana geldiğinde TCK'nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan netice sebebiyle ağırlaştırılmış suça ilişkin genel kuralın özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddenin başında gelen TCK'nın 87/4 maddesinde eylem TCK'nın 86/1 maddesine ve TCK'nın 86/3 maddesine uyan hallerde hapis cezalarını belirlemiş olup,

TCK'nın 86/2 maddesinde düzenlenen basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanma sonucu ölümün meydana gelmesi hali TCK'nın 87/4 maddesi kapsamında değerlendirilemeyecektir. Sanığın maktüle karşı eylemi TCK'nın 86/2 maddesi kapsamında kalan kasten yaralama olduğu yönünde kuşku bulunmadığından TCK'nın 87/4 madde kapsamında değerlendirme imkanı yoktur.

Olayımızda sanık dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak iradi bir hareketiyle kalp hastası olduğunu bilmediği komşusu ölene karşı basit yaralama eyleminde bulunduğu ancak gerçekleşen sonucu yani ölümü öngörmemiştir. Diğer bir anlatımla sanığın kastı kasten yaralamaya ilişkin olup meydana gelen ağır sonuç olan ölüme yönelik değildir. O halde sanığın olayda meydana gelen ağır netice olan ölümden taksirle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulumuzun 14.04.2009 tarih ve 288/1-197 – 2009-93 sayılı kararlarındaki açıklamaları ve gerekçeleri de bu yönde bulunmaktadır.

Bu itibarla Atabey Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2009 tarihli sanık ... hakkında vermiş olduğu taksirle ölüme neden olmaktan dolayı TCK'nın 23. maddesi yollamasıyla 85/1, 62, 63. maddeleri gereğince cezalandırılarak hapis cezasının Adli para cezasına çevrilmesi ile ilgili hükme dair uygulamanın yerinde olduğu yalnız tayin edilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının Adli para cezasına çevrilirken bir yılın 365 gün yerine 360 gün olarak kabul edilerek sonuç cezanın 12.100 TL yerine 12.000 TL olarak eksik belirlenmesi nedeniyle hükmü temyiz edenlerde nazara alınarak diğer yönleri ile usul ve kanuna uygun olan hükmün sonuç cezanın 12.100 TL olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi gerekirken bozulmasına dair çoğunluk görüşüne muhalifiz.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Adam Öldürme 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunu 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışının terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunu 5320 sayılı Kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu K5237 md.4 TCK md.86/1 K5237 md.87/4 K1412 md.321 TCK md.22/2 TCK md.86/3 K5237 md.23 K5237 md.86 K5237 md.22/2 TCK md.86/2 K5320 md.8 TCK md.87/4 TCK md.85/1 TCK md.86 TCK md.23 K5237 md.86/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.