Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/3765
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVACI: ... (T.C. ...) ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: ... - ...
VEKİLLERİ: Av. ... -
DAVA: Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.12.2022 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile Sivas Caddesini takiben Yahya Kemal Caddesi istikametinden gelip Farabi Caddesi istikametine seyir halinde iken Gürsoy Sitesi No:78 önüne geldiğinde hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağında park halinde bulunan bazı araçlara çarpıp devamında yine gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında park halinde bulunan davacı ...'in ... plakalı MERCEDES C180 K 1.6 AMG model aracına çarpması sonucu kaza meydana gelmiş olduğunu, kazanın ardından olay yeri trafik ekiplerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/1-a maddesinde yer alan “Şerit izleme ve değiştirme kurallarını uymamak” hükümleri ihlal ettiğinden %100(TAM) kusurlu bulunmuş, kaza sırasında ... plakalı aracın sahibi davacı ...' e herhangi bir kusur atfedilmemiş olduğunu, kaza nedeniyle zarar gören davacının ... plakalı aracı, kaza tarihi itibariyle geçerli ..... poliçe numaralı kasko sigortası ile davalı ...Ş tarafından sigortalı bulunduğundan dolayı kaza neticesinde davalı şirkete hasar dosyası açtırılmış ve davacının zararının giderilmesi için talepte bulunulmuş olduğunu, davalı ... tarafından davacıya ait aracın pert edileceği ve aracın rayiç değerinin 620.000 TL olduğundan bahisle ilgili prosedürler uygulanarak davacıya ödeme yapılacağı bildirilmiş olduğunu, akabinde 451.000 TL'si sovtaj tutarı olarak, geri kalan 169.000 TL ise davalı ... tarafından davacı hesabına banka aracılığı ile gönderilmiş olduğunu, davacıya paranın ödenebilmesi amacıyla davalı şirket tarafından ""mutabakatname" imzalaması gerektiği söylenmiş olup davacı tarafından bu belgeye "fazlaya ilişkin haklarımı ve dava açma hakkımı saklı tutarak" ibaresini şerh düşülmek kaydıyla imza atmış olduğunu, kaldı ki; davacının aracının ödeme tarihindeki rayiç değeri olması gerektiğinden çok daha düşük hesaplanmış olduğunu, dolayısıyla davacının aracının gerçek değerini alamadığı için huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 692 Karar: 2020 / 5144 sayılı 06.10.2020 tarihli kararının ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/17138 K. 2020/178 sayılı 18.02.2020 tarihli kararının, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi' nin 2018/3765 Esas, 2018/4907 Krar sayılı içtihadının hep birlikte dikkate alınması gerektiğini, davacıya davalı kasko şirketi tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarı belirlendikten sonra ayrıca davacının alacağına geç kavuşmasından kaynaklanan munzam zararının da hesap edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, sonuç olarak haklı dava sonucunda davacıya yapılmış olan eksik ödeme sebebiyle davacının alacağını zamanında alamamış ve o tarihte aracına muadilinde başka bir aracı satın alamadığı için zarara uğramış olduğunu, dolayısıyla davacının somut olayda munzam zararı da olduğunu ve bu zararında da tazminini talep etmekte olduklarını, belirtilen Yargıtay içtihadından da anlaşılacağı üzere davacı lehine munzam zarar alacağının da hesaplanması ve hükmedilmesi gerektiğinin açık olduğunu belirterek, davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihindeki sigorta limitleri aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline, ayrıca ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik durum ve araç bedellerindeki hızlı ve fahiş fiyat artışları da göz önünde bulundurulduğunda davacı lehine munzam zararın da hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın Yetkisiz ve Görevsiz Mahkemede Açılmış olduğunu, davacı Şirketin adresi “... Ümraniye/İSTANBUL” olup HMK genel yetki kuralları gereğince davaya bakmaya yetkili ve görevli Mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, diğer yandan konu dosyadaki talep kasko poliçesine ilişkin olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı şirket tarafından, 13/02/2022- 13/02/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, K-286125353-0-0 numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan 06BHU988 plakalı aracın 13/12/2022 tarihinde karışmış olduğu trafik kazasında hasarlanmış olduğunu, bakiye pert bedelinin karşılanması talebiyle bu davanın açılmış olduğunu, kabul Anlamına Gelmemek Şartıyla davalı Şirket Tarafından Dava Konusu Hasar Tazminatı Ödenmiş Olup Bakiye Tazminat Bedeli Bulunmamakta olduğunu, davacının davalı şirkete dava konusu kazayı 13/12/2022 tarihinde ihbar etmiş ve 16434183-0 numaralı hasar dosyası açılmış olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesinde, aracın onarım bedelinin KDV hariç ve işçilik dahil 172,382.40TL olduğu, aracın rayiç değerinin 620,000.00 TL ve sovtaj bedelinin 451,000.00 TL olduğu tespit edilmiş onarım maliyeti ve aracın rayiç değeri dikkate alındığında aracın pert edilmesinin daha ekonomik olacağı görüldüğünden araç pert total kabul edilerek tespit edilen rayiç değer davacıya ödenmiş olduğunu, yapılan ödeme davacının de kabulünde olup, bu davanın dava konusunun aracın rayicinin ödenen tutardan daha yüksek olduğu iddasına dayandığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla davalı şirket tarafından dava konusu hasar tazminatı ödenmiş olup davacının iddia ettiği gibi geç / eksik ödeme sebebiyle karşılanacak munzam zararı bulunmamakta olduğunu, davalı Şirket hasar ihbarı sonrası gerekli inceleme işlemlerini gerçekleştirmek için ekspertiz incelemesi başlatmış olup, hasar ihbar tarihi ile aynı gün olan 13-12-2022 tarihinde ekspertiz raporu talep edilmiş olduğunu, dilekçe ekinde sunulan ekspertiz raporunda da bu husus görülecek olduğunu, yine raporun 09-01-2023 tarihinde tamamlanmasından sonra sigortalıya 169.000,00TL ödeme 11/01/2023 tarihinde yapılmış olduğunu, aracın hasarlanması ile ödeme yapılması arasında munzam zararın meydana gelmesine sebebiyet verecek süre olmadığı gibi tarihlerden de açıkça anlaşıldığı üzere gerekli inceleme ivedilikle gerçekleştirilerek ödeme sigortalıya yapılmış olduğunu, sigortalı kendisine bildirilen rayiç değerde mutabık kalmış olduğunu, ekte sunulan Pert Mutabakat Formu’ndan da anlaşıldığı gibi sigortalı taraf kendisine bildirine mutabakat rakamını imzalamış ve belirtilen bedeli tahsil etmiş olduğunu, hal böyle iken hem söz konusu mutabakata aykırı olarak hem de aslen aracın rayici olarak hiçbir yerde yazmayan bir takım rakamlar telaffuz edilerek işbu davanın açılması haksız ve yersiz olduğunu, davacı Şirketin aracın hasar anındaki rayiç değerinin başvuran tarafa ödeyerek tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının iddia ettiği rayiç bedel son derece fahiş olup piyasa şartları ile de örtüşmediğini, davalı Şirketin, dilekçe ekinde sundukları piyasa rayiç bedel araştırma formunda da görüleceği üzere hasarın meydana geldiği tarihte sigortalı aracın gerçek değerinin tespitini gerçekleştirmiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafından talep edilen rayiç bedel son derece fahiş olup hasar miktarının tespiti gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale gelmiş olduğunu, bu sebeple Mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, davacı vekilinin avans faiz talebinin haksız olduğunu, davacının bakiye herhangi bir sorumluluğu olmadığından faiz ve herhangi bir feriden sorumlu olması da düşünülemeyeceğini ancak kabul teşkil etmemek üzere Hakimlik aksi kanaatte olup davalı aleyhinde hüküm kurar ise en erken dava tarihinden ve yasal faiz uygulaması ile hüküm kurulabilecek olduğunu, bu kapsamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/19-73 E. – 1999/106 K. 17.02.1999 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 13/12/2022 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacıya ait ... plakalı araçta rayiç bedelinin eksik hesaplanması nedeni ile eksik ödemeden kaynaklı zarar oluşup oluşmadığı, varsa miktarı ve davalının bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. ... Sigorta A.Ş'ye, Mimarsinan Vergi Dairesine, Erciyes Vergi Dairesine, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine, Türkiye Noterler Birliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Davanın konusu TTK 4. maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1-c. maddesi gereğince bir dava şartıdır ve 115. maddesi gereğince de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.

28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/1396 E, 2021/1556 K sayılı kararında “Somut olayda dava konusu aracın kullanım şeklinin aracın trafik ruhsat kaydında açıkça “hususi” olarak kayıtlı olduğu, kasko poliçesinde de söz konusu aracın kullanım şeklinin "özel" olduğunun belirtildiği, davacının tacir olduğu yönünde dosyada herhangi bir belge veya delil bulunmadığı gibi, bu hususta herhangi bir iddianın da bulunmadığı, 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinin (l) bendi uyarınca sigortacı ile sigortalısı arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olarak nitelendirildiği, bu durumda mahkemece "Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla" davaya bakılması gerekirken "Asliye Ticaret Mahkemesi" sıfatıyla davaya bakılmış ve karar verilmiş olması nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4136 E - 2020/3619 K, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2017/861 E - 2018/576 K sayılı kararları) bu itibarla istinaf edilen kararın esası ve davalının istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının mahkemenin görevsizliği nedeniyle kaldırılmasına dair kesin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denildiği görülmüş olup dava konusu aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacı hususi olup davacının da Mimarsinan Vergi Dairesi'nin yazı cevabına göre tacir olmaması nedeni ile tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş,

HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiş,

HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Tüketici Mahkemesinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1.HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,

2.Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Tüketici Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Mahkememsinde Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,

3.Görevsizlik kararından sonra dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinen yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/11/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog