Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/361
Karar No
K. 2021/903
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
DAVACI: ....
VEKİLLERİ: ....
DAVALI: ....
VEKİLİ: ....
DAVALILAR: .....
VEKİLİ: ....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 16/05/2022
KARAR TARİHİ: 14/06/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 13/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .... .... maliki olduğu, diğer davalı .... .... sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ....plakalı aracın, davacı müvekkili sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı motora çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, bu kaza neticesinde müvekkilinin hastanede tedavi gördüğünü, kaza ile ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2020/79411 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, yine kaza ile ilgili olarak Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2021/361 esas sayılı maddi tazminat davası açıldığını, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporunda .... plakalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, ayrıca müvekkilinin vücut fonksiyon kaybına uğradığını, müvekkilinin %35 maluliyeti ve bir ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle, davalılar ............ ve .... .... müştereken ve müteselsilen sorumlu olarak 30.000,00 TL manevi tazminat, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2.943,00 TL bakıcı gideri tazminatının alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalılar .... .... ve .... .... vekili cevap dilekçesinde özetle;Manevi tazminatın, kişinin uğramış olduğu haksız fiil nedeniyle üzüntü, elem duyması, kişilik haklarının zedelenmesi sonucu belli bir meblağ ödenmesi talebi olduğunu, bu konudaki Yargıtay kararları dikkate alındığında davacının manevi tazminat davası açmasının yerinde olmadığını, mahkeme tarafından tazminata hükmedilecekse davacının zenginleşmesine ve müvekkillerinin fakirleşmesine neden olmaması gerektiğini, söz konusu manevi tazminat ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığından haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının talebine konu geçici bakıcı gideri trafik poliçesi kapsamı dışında yer aldığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda davacının müterafik kusuru dikkate alınarak tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,

2.Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,

3.Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,

4.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,

5.Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,

6.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,

7.Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/361 Esas ve 2021/903 Karar sayılı dosyası,

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;

Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır.

TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;

Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir.

İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.

İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.

Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ....plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.

Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle.... plakalı aracın maliki olan davalı .... .... araç maliki olarak, davalı .... .... sürücü sıfatıyla davacının zararından sorumludur. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)

Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 20/10/2020 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 28/08/2022 tarihli kusur raporunda özetle; A) ....Plakalı Araç Sürcüsünün;

Sürücünün görüşe engel bulunmayan gidiş ve gelişten meydana gelen düz ve eğimli yol üzerinde sola dönüş yapmak istediği esnada karşı istikametinden gelmekte olan aracın varlığına dikkat etmeyerek ve güvenli geçişini beklemeyerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, sevk ve idare hatası ile kazanın meydana gelmesinde etken davranışının bulunduğunu, sürücünün meydana gelen bu kazada yola gereken dikkatini vermediğini ve dikkatsiz özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/f "Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma" maddesini ihlal ettiğini, B) .... Plakalı Araç Sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada çarpışmanın meydana geldiği şeridin sürücünün şeridi üzerinde olduğunu, aracın ve motosikletin darbe aldığı kısımlar incelendiğinde önlem alabilecek mesafe ve sürenin bulunmayacağından kazanın oluşumuna etken kusurunun bulunmadığını, Meydana gelen bu kazada motosiklet sürücüsünün motosiklet ekipmanlarını bulunup bulunmadığına dair bilgi bulunmamakta olduğunu, motosiklet ekipmanlarının kazanın oluşumuna etken olamayacağı kazanın sonucuna etken olabileceğini mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.

Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporunun, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davacının olayın oluşumunda kusursuz olduğu, davalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacıların maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.

Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Dosyada alınan 23/11/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacı .... .... .... 08/08/2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %35(otuzbeş) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmiştir.

Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporu ile aynı yönde olan maluliyet oranı uyumlu olduğu görülmüş ve bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;

Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 05/12/2022 tarihli raporda özetle; 08/08/2020 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun nihai takdirinin yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, dava dilekçesi ile talep edilen davacının 1 ay tam gün bakıcı süresi içerisindeki maddi tazminatının hesaplandığını, meydana gelen kazada davacıya kusur izafe edilmediğinden kusur indirimsiz; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel uygulamaları kapsamında TRH-2010 Erkek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve "Prograsif Rant %10 arttırım %10 indirim Yöntemi"'ne göre (Brüt asgari ücret üzerinden) yapılan hesaplamanın; Bakıcı/Bakım Gideri Tazminatının = 2.943,00 TL olarak hesaplandığını, 02/04/2021 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ZMMS Genel Şartlar Kapsamında TRH-2010 Erkek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve "Dönem Başı Ödemeli Tam Hayat Anüitesi -1,65 Teknik Faiz Yöntemine" göre (Net asgari ücret üzerinden) yapılan hesaplamanın; Bakıcı/Bakım Gideri Tazminatının = 2.324,70 TL olarak hesaplandığını,

Davacı taraf için hesaplanan bakıcı gideri zararının tazminat tutarından mahsup edilecek herhangi bir ödemeye rastlanılmadığını, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/361 Esas, 2021/903 karar sayılı dosyasında, dava konusu kaza nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından davacıya geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 22/11/2021 tarihinde 307.239,00 TL ödeme yapıldığını, kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 410.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz hesaplama ile yapılan belirlemeleri hükme esas alınmıştır. Davalının bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.

Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı) Hazırlanan bilirkişi raporunda davacının bakıcı ihtiyacının bulunduğu bildirilmekle aktüer bilirkişi raporunda davacının hem genel şartlar esas hem de Yargıtay içtihatları esas alınarak brüt asgari ücret ve net asgari ücret ayrı ayrı olmak üzere hesaplama yapılmıştır.

Bunun yanında Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı) Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;

Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.

İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı taraf 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmemiş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bu haliyle davalı sigorta vekilinin hatır taşıması def'inde bulunmamış olduğundan hatır taşıması bakımından değerlendirme yapılmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yolcu olmaması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Bakıldığı zaman davacının sürücü olarak bulunduğu araç motosiklettir. Kaza tespit tutanağı tetkik edildiğinde kaza esnasında davacının herhangi bir koruyucu tertibatının tespit edilemediğinin belirtildiği ve ayrıca davacının yaralanmasının da diz bölgesinde olduğu tespit edilmiştir.

Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15094 Esas, 2021/3961 Karar sayılı ve 30/06/2021 Tarihli ilamında "....Somut olayda; kazadan sonra düzenlenen tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmamıştır. Hükme esas alınan maluliyet raporuna göre davacının %7,2 kalıcı maluliyetinin ve 270 geçici iş göremezliği olduğu, yaralanmasının sol taraf diz kapağında kırık olduğu rapor edilmiştir.

Bu durumda, davacının kazalı motosiklete koruyucu ekipman olan dizlik kullanmaksızın bindiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Müterafik kusur indiriminde, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekmektedir. Buna göre hesaplanan tazminattan Dairemiz uygulamalarına göre 6098 sayılı TBK md.

52.maddesi gereğince %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davaya konu zararın meydana gelmesinde davacının da müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ve hesaplanan tazminat miktarından Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince % 20 oranında indirim uygulamak gerekmiştir. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak hesaplanan bakıcı gideri zararının 2.943,00 TL olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden mütrafik kusur indiriminden başkaca indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Buna göre müterafik kusur indirimi ile davacının gerçek zararı; 2.354,40 TL olduğu kanaati oluşmuştur.

Davacı tarafından bakıcı gideri yalnızca sigorta şirketinden talep edildiğinden tazminattan yalnızca sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Bunun yanında müterafik kusur indirimi takdiri indirim nedeni olduğundan reddedilen kısım bakımından karşı vekalet ücreti ve yargılama gideri belirlemesi yapılmamıştır. Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirme; Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m.

47.maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m.

47.maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.

Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir.

Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.  Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, sosyal ekonomik durum araştırmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, davalı sürücünün olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olması, davacının sosyal ekonomik durumlarının iyi olmaması, iyileşme süresi, davacının maluliyet oranı ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında; meydana gelen trafik kazası sonucu davacı için 30.000,00 TL manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;

Davacı vekili tarafından dava ikame edilirken davalı sigorta şirketinden bakıcı gideri konusunda faiz talep edilmediğinden faiz konusunda hüküm tesis edilmemiştir. Davalı işleten ve araç sürücünün sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu kapsamında olduğundan haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Neticeten;

Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının manevi tazminat yönünden kabulüne, maddi tazminat yönünden ise kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

Manevi Tazminat Bakımından

1.Davanın KABULÜ ile; 30.000,00 TL manevi tazminatın 08.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar .... .... ve .... .... alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2.Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Maddi Tazminat Bakımından yapılan hesaplamada birlikte açıkça ayrı ayrı gösterilmesi gerekenler ayrı ayrı gösterilerek DEĞERLENDİRİLMESİNE, Maddi Tazminat Bakımından

1.Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 2.354,40 TL bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,

2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 32.354,40 TL üzerinden alınması gereken 2.210,13 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan ‭112,52 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭2.097,61‬ TL harcın (sigorta şirketinin sorumluluğunun 160,83 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafından yatırılan 112,52 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen ‭‭3.241,25 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile ‭80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.321,95 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı .... .... ve .... .... müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi tazminat bakımından davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 2.354,40 TL vekalet ücretinin davalı .... Sigorta A.Ş.'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,

8.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

9.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

Dair; davacı ve Davalı .... .... ve .... .... vekilinin yüzüne karşı, Sigorta vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 14/06/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.