Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/926
Karar No
K. 2023/1062
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/926
KARAR NO: 2023/1062
DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/12/2023
KARAR TARİHİ: 26/12/2023

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili davacı davacı dışı ----- ile birlikte 27.05.2010 tarihinde davalı şirketi kurmuş olup kurucu hissedarıdır. müvekkili uzun yıllar ilgili şirkette kurucu ortak olarak çalışmalarını sürdürmüş 12.10.2020 tarihinde hisse devri yapmış ve hissesini ------ devretmiştir. müvekkili davalı şirkette ortaklıktan ayrıldıktan sonra dahi çalışmalarını sürdürmüş aile şirketi olan bu şirkette çalışmalarını sürdürdüğü süreçte kendi malvarlığından çeşitli borçlar vermiş ve vermiş olduğu borçlar kendisine ödenmemiştir, 27.05.2010 yılından 12.02.2020 yılına kadar ortak olarak kar paylarını alamamış müvekkili ile kar ve zarara ilişkin bilgi ve evraklar paylaşılmamıştır. müvekkili her aşamada mağdur edilmiş alması gereken alacakları alamadığı için davalı şirketin menfaatine vermiş olduğu borçlar dahi kendisine ödenememiştir.davalı şirket aile şirketi olduğundan müvekkili dönem dönem kendini borca sokmak pahasına dahi olsa katılan şirkete ödemeler yapmış ancak iyi niyetle yapmış olduğu bu işlemin karşılığında borç olarak verdiği miktarların iadesini defaatle talep etmesine karşın müvekkili davacıya herhangi bir iade yapılmamış aksine müvekkiliin borcunu talep etmiş olması yanlış bir eylemmiş gibi görülerek müvekkili davacıya karşı cephe alınmıştır. müvekkili davacı talepleri karşısında böylesine bir tavırla ve yaklaşımla karşılaştığından ailesi ile arasında daha büyük problemler olmasından çekindiğinden ve abisine olan bağlılığından dolayı bu problemi tamamiyle aile içerisinde çözmek istemişse de davalı şirket her geçen gün müvekkili davacının mağduriyetini arttırmaktadır.ayrıca müvekkili davacının davalı şirkette kurucu ortak olduğu süreçte davalı şirket adına ----marka otomobil, ---- marka otomobil, ----marka otomobil ve----- mevki 4031 ada ve 1 parsel ve ----- pafta no’lu arsa nitelikli taşınmaz satın alınmış olup müvekkili davacının hisse devrinden sonra kendisine bu taşınmaz ve araçlara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamış müvekkili mağdur edilmiştir. arsa nitelikli taşınmaz davalı şirket tarafından kullanılmakta olup taşınmaz üzerine bir yapı inşa edilmektedir. müvekkili davacı şirket ortaklığı nedeni ile hak etmiş olduğu alacakları alamamış davalı şirket tarafından daima mağdur edilmiştir. müvekkili davacı kuruluşunda dahi büyük rol oynadığı davalı şirketin bir aile şirketi olduğu bilinci ile yaklaşmış ve daima iyi niyetli tavırlar içerisinde kalmıştır ancak iyi niyeti davalı şirket tarafından daima istismar edilmiştir. müvekkili davacının 3 araç 1 arsa nitelikli taşınmaza ilişkin hak etmiş olduğu alacaklarını yasal faizi ile birlikte talep ettiklerini beyan ederek müvekkili davacının davalı şirkette ortak olduğu sürece ilişkin alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesini talep etme gereği hasıl olmuştur. - müvekkili davacının ortak olduğu sürece ait kar paylarının ve ödenmeyen bağ-kur primlerinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte şimdilik 100,00 tl olarak ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, davacının limited şirkete ortak olduğu döneme ait ödenmeyen bağ-kur primlerinin tahsili talebine ilişkindir.

Mahkememizin ------ Esasına açılan davada tensip ara kararı ile ödenmeyen bağ-kur primlerinin tahsili talebin tefrik edilmesine karar verildiği ve mahkememizin ----- Esasın kaydedildiği görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır.

HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup,

HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir.

HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.

TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda ..." sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 6102 sayılı TTK 16/1.maddesinde: "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." ve TTK'nun 19. maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmasının gerekli ve yeterli olduğu belirtilmiş; müteakip 5. maddesinde ise, “Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak da sözkonusu olmaz.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının limited şirkete ortak olduğu döneme ait ödenmeyen bağ-kur primlerinin tahsili talebinin ticari dava niteliğinde olmadığı, davacının hizmetine bağlı olarak prim ödemesi talebine ilişkin uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla; dava şartı yokluğu nedeniyle usuldan reddi ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,

3.HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,

4.Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.