10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı/borçlu taraf arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkilnin tanzim ettiği faturalara ilişkin alacağını tahsil edemediği için davalı/borçlu taraf aleyhine-----. İcra Müdürlüğü'nün-----. sayılı icra dosyasıyla başlattığı takibe davalı/borçlunun haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, itirazın iptaline takibin devamına ve %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek davanın kabulüne, ----- İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 21.11.2022 tarihli Genel Kurul Kararı ile şirketin hisselerinin devredilmesi kararının 24.11.2022 tarihli---- Gazetesi'nde tescil edildiğini, devir işlemleri sırasında ve öncesinde işbu fatura alacağına ilişkin müvekkiline hiçbir bilgi verilmediği gibi şirketin ticari defter ve kayıtlarında da mezkur fatura alacaklarına ilişkin bir bilgi veya kayıt bulunmadığını, davaya konu icra takibine dayanak faturalar da 24/08/2022 ve 04/10/2022 tarihli ve devir tarihinden daha eski tarihli olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin böyle bir borç hakkında bilgi sahibi olmadığını ve işbu borçtan sorumlu olmadığını, gerek devir öncesi görüşmelerde gerekse de devir aşamasında ve sonrasında müvekkiline söz konusu borç ve konusu hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, hem müvekkil şirket hem de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davaya konu fatura alacağının ticari defter ve kayıtlarında bulunup bulunmadığının ve davaya konu borcun gerçek bir ticari ilişkiye dayanıp dayanmadığı hususunda rapor tanzim edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından her ne kadar icra takibi başlatmış ise de işbu borcun var olduğuna ilişkin olarak davacı tarafından yalnızca faturaların sunulduğunu, faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığının ve işbu borcun gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığının bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davacı şirket tarafından gönderilen faturaların akdi bir ilişkinin varlığını ispat etmeyeceği gibi faturalara istinaden mal tesliminin gerçekliği hususunu da ispat etmeyeceğini, davacı şirket tarafından yalnızca faturaların sunulmuş olmasının müvekkili şirketin davaya konu borçtan sorumlu olduğunun ispatı açısından yeterli olmadığınıd, davacı şirket tarafından düzenlenen icra takibine dayanak faturalarda ödeme gününe ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığını, ödeme ihtarı yer almayan faturanın tebliği ile borçlunun temerrüde düştüğünün kabul edilemeyeceğini, kural olarak alacaklının borçluya muaccel olan borcu ödemesini ihtar etmesi şartının arandığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin devir sırasında işbu alacağa ilişkin olarak ticari defter ve kayıtlarda bir bilgi olmadığı şeklinde bilgi sahibi olduklarını haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın esastan reddi ile haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine----- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR:
Bilirkişi raporunda özetle;"Davalı-----27.09.2023 günü saat 10:30'da incelenmesinde Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı ve haklarında TTK 83, 84, 85 ve HMK 2019-222 maddelerinin uygulanacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı----- incelenen kayıtlarına göre, davacı ----- davalı ------ 120.00.2123 (TL) Alıcılar Hesabında 170.327,50 TL ve 120.01.2123 (USD) Alıcılar Hesabında 383,77 USD alacaklı olduğu, 120.00.2123 (TL) Hesabındaki 170.327,50 TL bakiye tutarının iş bu dava konusu olmadığı, 120.01.2123 (USD) Hesabındaki 383,77 USD bakiyenin takip ve dava konusu edildiği; İncelemede davacı tartından sunulan takip ve dava konusu edilen söz konusu faturalara ait Sipariş Formları, e-İrasaliyeler ve takip ve davakonusu edilen e-Faturalar görülmüş, davacı tarafından davalıya kesilen e-faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı'nın e-Fatura platformu üzerinden elektronik ortamda davalıya iletildiği; Takip ve dava konusu edilen söz konusu faturalara davalı tarafından itiraz edildiğine ve iade edildiğine dair dava dosyasında herhangi bir belgenin görülmediği; Tarafların Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları, söz konusu beyanların davacının incelenen kayıtları ile uyumlu olduğu, davalının da davacının kestiği KDV hariç 5.000.- TL ve üzerindeki faturaları Ba-Bs formlarına konu ettiği; Davalı ------ Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, faturaya istinaden başlatılan takipte ödeme emrine yapılan itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.
6.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davalı ------ Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği" yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari defterlerin delil olması için gerekli şartlar HMK'nın 222/2 maddesinde "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. " ifadesi ile sayılmıştır. Buna göre ticari defterlerin delil olması için;
a)Ticari bir dava olması,
b)Uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir işlemden kaynaklanması,
c)Ticari defterler kanuna uygun eksiksiz tutulmuş olması,
d)Ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması,
e)Uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. 7251 sayılı kanunla yapılan değişiklik ile davalının ticari defterlerini sunmaması halinde davacı kayıtlarının davacı lehine (aleyhine kayıtların ise aleyhine) olacağı düzenlenmekle görüş ayrılıklarına temel teşkil eden kanunun ilk düzenlendiği zaman var olan eksiklik giderilmiştir. Nitekim burada unutulmaması gereken husus davacı ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK'nın 222/2.maddesine uygun tutulmuş olmasıdır. Davacı ticari defterlerinin usulune uygun olmaması halinde davacı lehine delil teşkil etmeyecek ve 6100 sayılı HMK'nın 222/4.maddesi uyarınca aleyhine delil olacaktır. Nitekim defter inceleme ara kararı sonrasında mahkememize sunulan davacı ticari defterlerinin iddialarını doğrular nitelikte olduğu görülmekle faturanın ispat gücü ve ticari defterlerin ispat gücü göz önüne alınarak faturalara konu edimlerin davacı tarafından ifa edildiği kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, hükme esas alınabilecek yeterli teknik nitelikteki bilirkişi raporu hükme esas alınarak, taraflar arasındaki takibe konu bedelin 383,77 usd üzerinden davacı tarafça ispatlandığı anlaşılmış alacağın faturaya bağlı olması nedeniyle belirli ve likid olduğu kanaatine varılmış kabul edilen asıl alacak miktarı olan 383,77 usd'nun takip tarihi olan 04/04/2023 tarihindeki ----- usd efektif satış oranı olan 19.2636 TL ile çarpılması sonucu oluşan 7.392,80 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (1.478,55 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmiştir (Yargıtay -----.Hukuk Dairesi ------23/11/2015 Tarihli kararı). Tarafların tacir olduğu ve alacağın yabancı para alacağı olduğu görülmekle -----. İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 383,77 usd üzerinden iptali ile kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin devamına karar verilmiştir.
Vekalet ücreti ile harç hesaplaması Yargıtay -----Hukuk Dairesinin-----Sayılı kararı doğrultusunda dava tarihindeki (17/05/2023) ----- USD/TR efektif satış oranı olan (19.7988) esas alınarak yapılmıştır.Her ne kadar davacı yan takipte faiz talebinde bulunmuş ise de davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünün ispatlayamaması karşısında temerrüd faizine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Davada hükmolunün miktarın 2023 yılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir.
Zira ----- Bölge Adliye Mahkemesinin ----. Hukuk Dairesi'nin ----esas ve----- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1.----. İcra Müdürlüğünün----- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 383,77 usd alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.83,77 usd'nun takip tarihi olan 04/04/2023 tarihindeki ------ usd efektif satış oranı olan 19.2636 TL ile çarpılması sonucu oluşan 7.392,80 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (1.478,55 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 519,03 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 339,13 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç toplamı 359,80 TL ile 2.572,50 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, Dosya ücreti) olmak üzere toplam 2.932,30 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,93 ve red 0,07 oranına göre hesaplanan 2.727,03 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6.Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin kabul oranına göre 2.901,60 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin red oranına göre 218,40 TL'sinin göre davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8.Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
9.Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 7.598,18 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10.Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 525,66 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.