44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2046 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/09/2018
NUMARASI: 2016/549 E. - 2018/1019 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2013 yılından itibaren ticari ilişkileri mevcut olduğunu, davalı şirket müvekkil şirkete ait reçel ve kremalı ürünlerin tedarikçisi olduğunu, müvekkil şirket davalı şirket ile çalışmalarında devam edebilmek için teminat olarak dava konusu 30.000,00 USD bedelli çeki davalı şirkete verdiğini, davalı şirketin daha sonra iflas ettiğini, davalı şirkete verilen çekin 8.684 USD kadarının karşılığı kadar ürün davalı şirketten tedarik edildiğini belirterek ... Bankası A.ş. Bahçelievler Şubesinde ait ... çek nolu 10.06.2016 vade tarihli 30.000,00USD bedelli çekin 21.224,00USD'lık kısmından borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çek davacının elinden rızası dahilinde çıktığını, çek hakkında ödeme yasağının kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin şirketin devam eden iflas erteleme davası bulunduğunu, iflas ertelenmesi nedeniyle müvekkili ekonomik olarak sıkışık olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın KABULÜNE davacı tarafın ... Bankası A.ş. Bahçelievler Şubesinde ait ... çek nolu 10.06.2016 vade tarihli 30.000,00USD bedelli (alacaklısı davalı şirket olan) çekin 21.224,00USD'lık kısmından borçlu bulunmadığının tespitine,Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2013 yılından itibaren ticari ilişki olduğunu, teminat olarak dava konusu 30.000,00 USD bedelli çekin davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin daha sonra iflas ettiğini , çekin 8.684 USD kadarının karşılığı kadar ürün davalı şirketten tedarik edildiğini, 30.000,00 USD bedelli çekin 21.224,00 USD'lık kısmından borçlu bulunmadığını çekin , ... Bankası T A.O. ... Caddesi Sivas Şubesi tarafından 10.06.2016 tarihinde ibraz edildiğini ve çekin arkasına ödeme yasağına ilişkin kayıt düşüldüğünü, tedbir kararında yapılan değişiklik sonrası, 20.06.2016 tarihinde ... Bankası T A.O. ... Caddesi Sivas Şubesi çeki yeniden ibraz edilen çekin ödendiğini, ihbar olunan ... Bankasının davalı şirketten olan borcunu müvekkil şirketin hesabından tahsil ettiğini ve fakat Yerel Mahkeme kararı ile müvekkil şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespit edildiğini, yerel mahkeme kararında menfi tespit hükmüne ek talep olunmasına rağmen istirdat hükmü tesis edilmediğini, bu durum müvekkil şirketi zarara uğratmakta ve ihbar olunan bankanın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, ihbar olunan vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Tic, Ltd. Şti., müvekkil Bankadan kullandığı kredilerin karşılığında, keşidecisi ... A.Ş. Olan ... çek numaralı, 10.06.2016 tarihli, 30.000 USD bedelli çeki müvekkili bankaya teslim ettiğini, 19.06.2016 tarihinde, çekin ibraz süresi dolmadan, yasal hamil olunan çekin bedelinin müvekkili bankaya ödediğini, alınan ödemenin,... Tic. Ltd. Şti.'nin kredi borcundan mahsup edildiğini, müvekkil bankaya ihbar edilen olaylar ile müvekkil bankanın hiçi bir ilgisi bulunmadığını, yalnızca yasal hamil olduğu çeki tahsil ettiğini, iyi niyetli üçüncü şahıslar, senedin muhtevasının doğruluğuna, geçerliliğine güvenmekte, çek keşidecisi ve cirantalarından çek bedelinin tahsil edilebileceği inancıyla, temel borç ilişkisinin varlığını/geçerliliğini araştırmadan çek üzerinde hamil olmadığını, çek asılları incelemesinde banka cirosunun olduğu görüleceğini, tarafların aralarında hesap alacağının bulunmadığını, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; önceki dilekçelerinin içeriğini tekrarla ... T.A.O iyi niyetli çeki elinde bulunduran son hamil olduğunu iddia etse de; yapılan usulsüz çek tahsilatında .... T.A.O'nun da kusuru bulunduğunu, ara karar ile kaldırılan tedbir kararı sonrası çek ... tarafından çek ... Bankası'na sunularak alınan ödeme davalı ... kredi borcuna mahsup edildiğini, dava konusu çekin davalı tarafça ...'ya devredilmesi iyi niyetli keşideci olan müvekkilini zarara uğrattığını, yerel mahkemenin, kararında menfi tespit hükmüne ek olarak talep edilmesine rağmen istirdat hükmü tesis etmemesi müvekkil şirketi zararının yanı sıra ve ihbar olunan bankanın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini borçlu olmadıkları kısmın davalı ... ve aradaki ilişkiye haiz olan ... tarafından alınarak istirdadı gerektiğini, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: Dava çek nedeniyle kısmi menfi tespit istemine ilişkindir.Dava konusu çekin ihbar olunan ... Bankası tarafından tahsil edildiği anlaşıldığından davanın davalı şirkete karşı (genel hükümlere tabi sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili istemli) istirdat davasına dönüştüğü görülmektedir.
Davacı vekili, iflas eden davalı şirkete verilen dava konusu 30.000,00USD bedelli çekin 8.684USD kısmı için mal aldığını kalan 21.224,00USD'lık kısmı nedeniyle borçlu olmadıklarını beyanla menfi tespit kararı verilmesini talep etmiştir. Dava konusu çekin , ... Bankası, Bahçelievler şubesinde ait ... nolu 10.06.2016 vade tarihli 30.000,00USD bedelli, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu görülmektedir. 20.06.2016 tarihinde ... Bankası T A.O. ... Caddesi Sivas Şubesi tarafından ibraz edilen çek bedelinin ödendiği görülmektedir. Ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile, davacı ... A.Ş nin cari hesap ekstresinde dava konusu çekin, çek çıkışı işlemi açıklaması ile 30.000 USD TL karşılığı nın 90.321 TL olarak belirtildiği, 16.02.2016 da satın alma faturası ile 8.648 USD karşılığı 25.566,57 TL nın belirlenerek bakiye alacağın 64,754,43 TL, daha sonra ise 31.12.2016 tarihinde kur değerlemesi ile 10.260,84Tl borç kalemi gösterilerek döviz bakiyesi 21.316 USD karşılığı olarak bakiye alacağın 75.015,27 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece "Davacı tarafın da belirttiği gibi söz konusu verilen çekten yalnızca 8.648 USD bedelinde ürün gönderildiği anlaşıldığından açılan davanın kabulü davacı tarafın ... Bankası A.ş. Bahçelievler Şubesinde ait ... çek nolu 10.06.2016 vade tarihli 30.000,00USD bedelli (alacaklısı davalı şirket olan) çekin 21.224,00USD'lık kısmından borçlu bulunmadığının tespitine,(ödendiği bildirilen çek nedeniyle 75.015.27 Tl karşılığı 21.224 USD nun ödeme tarihindeki yabancı para birimi karşılığında işletilen döviz cinsinden para birimine uygulanan faizi ile birlikte istirdadının gerekeceği) " gerekçesi ile menfi tespit hükmü kurulmuştur. Hemen belirtilmelidir ki,Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Hükümler davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (HMK, m. 294). Bilindiği üzere,
HMK 297/2 maddesi hükmüne göre, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Dolayısıyla taleplerin her biri hakkında hüküm verilmesi zorunludur.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması hukuka aykırılık oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkindir. (10.04.1992 tarihli 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı). Eldeki dosyada kurulan hükmün HMK 297. maddesine uygun şekilde, yeterli incelemeye ve gerekçeye dayalı olduğunu, yine tüm taleplerle ilgili açık ve teredütsüz , eksiksiz hüküm kurulduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Zira dava konusu çekin bedelsiz kaldığı ileri sürülen bölümü yönünden istirdat davasına dönüştüğü ve bu bedelin tahsili talep edildiği halde bu konuda hüküm kurulmadığı, gerekçe kısmında parantez içerisinde çekin bedelsiz kalan bölümünün istirdadının gerekeceği belirtilerek menfi tespit şeklinde hüküm kurulduğu, bu haliyle gerekçe ve hüküm kısmının çelişki oluşturduğu, ayrıca çekin tedavül gördüğü, ciro yoluyla ihbar olunanın hamil olduğu ve çeki ibraz ederek davalının kredi borcuna mahsup edilmek üzere tahsil ettiği, bu duruma göre TTK 686-687. maddeleri uyarınca bir değerlendirme yapılmadan, ihbar olunanın meşru hamil olup olmadığı, çeki tahsile hakkının olup olmadığı, diğer taraftan keşideci ile lehtar arasındaki şahsi defi olan bedelsizlik iddiasına göre tedavül gören çek nedeniyle keşidecinin hukuki durumunun temel ilişki ve kambiyo ilişkisi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi ve kambiyo hukuku çerçevesinde çeki elinde bulunduranın keşideciye başvurması halinde çek nedeniyle borçlu olup olmadığı ve davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı (temel ilişki sebebiyle) davalı şirkete borçlu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre, menfi tespit talebi haklı ise davalı hakkında menfi tespit ile birlikte alacağın tahsili niteliğindeki istirdat istemi hakkında eda hükmü kurulması gerektiği halde eksik inceleme ve yasal olmayan gerekçeyle usule aykırı hüküm oluşturulmuştur.
İhbar olunanın istinaf talebine gelince; yargılama sonunda hüküm davanın tarafları hakkında kurulur. İhbar oluna davanın taraflarına göre 3. Kişi konumundadır ve hakkında hüküm kurulmaz. Bir mahkeme hükmünü istinaf etme hakkı da davanın taraflarına ait olduğundan dava ihbar olunan kişinin istinaf hakkı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada ... bankasının ihbar olunan sıfatı dışında başkaca bir sıfatı bulunmayıp, aleyhine hüküm de oluşturulmadığı ve bu nedenle hükmü istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla istinaf hakkı bulunmayan ihbar olunanın istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği , mahkemece bu konuda işlem yapılmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davanın kabulü yönündeki gerekçeli kararın ve hükmün usul kurallarına aykırılık teşkil eden yönleri nedeniyle hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığından esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ihbar olunanın istinaf talebinin usulden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.İhbar olunan vekilinin istinaf talebinin HMK 352.maddesi uyarınca usulden reddine,
Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.a.4.,6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.