2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İstinaf öncesi incelemede;
İDDİA
Davacı vekili ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde nakliyat poliçesi ile sigortalı bulunan .... İplik Kumaş Mensucat Tic. Ve San. A.Ş.'ye emtianın 04/01/2016 tarihinde davalıya ait.... plakalı çekici/römork ile nakliyesi esnasından İtalya'da yer alan sevkiyat adresine doğru ilerlerken davalının beyanına göre çalınması sonucu hasar olduğunu, bundan dolayı sigorta şirketinin sigortalıya toplam 122.173,99 Euro hasar tazminatı ödediğini, sigorta konusu olan malın sevki için müvekkili şirket sigortalısı ile davalık taşıma şirketi arasında taşıma ilişkisi kurulmuş olduğunu, davalı taşıma şirketinin emtianın sevki sırasında oluşan hasardan sorumlu olduğunu, diğer davalı .... .... .... Sigorta şirketinin davalınan CMR sigortacısı olduğunu, poliçe teminatı kapsamında zararı tazmin etmekle sorumlu olduğu halde müvekkili şirketçe yapılan ihbara rağmen gerekli hasar ödemesini yapmadığını, açıklanan nedenlerle davalılar adına kayıtlı ise 2....lakalı araç ve UYAP taramasında davalı adına tespit edilecek başkaca araç ile taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, davacı müvekkilin sigorta şirketi olması ve tedbir talebinin kayda münhasır olması sebebiyle teminatsız olarak trafiğe kaydına ihtiyati tedbir konulması talep etmiş, rücuen tazminat bedeli 122.173,99 Euro'nun poliçe muafiyet tatbiki sonrası temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 oranında faizi yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı .... Nakl. Tic. Ve San. A.Ş. Vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, davaya konu malın kimliği belirsiz maskeli kişilerce çalındığını, suç teşkil eden bir olaydan müvekkilinin sorumlu olamayacağını, taşımacının engel olamayacağı türden bir olay olduğunu, iddia edilen güzergahın en kısa ve en güvenilir yol olduğunu, müvekkilinin bir sorumluluğunun olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... .... Sigorta vekili ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; CMR konvansiyonu uyarınca yurt dışı taşımalarda oluşan hasarlar için zamanaşımı olay tarihinden itibaren 1 yıl olduğunu, dava dosyasının zaman aşımı geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle reddi gerektiğini, plakası bildirilen araçların müvekkili şirkete bildirilen araçlar olmadığını, .... Nakliyat'ın sorumluluğunu yerine getirmediğini, ancak hırsızlık durumunun CMR m 17. Uyarınca kaçınılmaz ve sonuçlarına engel olunamayacak nedenler arasında yer aldığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2.Sigorta şirketlerince oluşturulan hasar dosyaları poliçeler,
3..... Sigorta Ekspertiz Hizm. Ltd. Şti. tarafından hazırlanan nakliyat hasarı ekspertiz raporu,
4.25/12/2015 tarihli CMR taşıma belgesi,
5..... Jandarma Karakolu kayıtları,
6.İlgili yasal mevzuat, uluslararası anlaşmalar, yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taşınan emtianın zayi olması nedeniyle dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin taşıyıcı ve taşıyıcının sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma işinde taşımanın ülkemiz sınırlarını aştığı ve uluslararası taşıma niteliğinde olduğu görülmektedir. Bu haliyle yani taşımanın uluslararası nitelikte olduğu da dikkate alındığında uygulanacak olan hükümlerin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
CMR (Convention Marchandise Routier) uluslararası karayolu taşımacılığında koşulları standardize ederek taşıyıcının sorumluluklarını belirleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme 1978 yılında Cenevre'de yazılmış ve 1979 yılında Birleşmiş Milletler tarafından imzalanması için Dünya devletlerine gönderilmiştir. Ülkemiz 1995 yılında bu sözleşmeyi imzalayarak Uluslararası Karayolu nakliyesini bu sözleşmenin yükümlülükleri altında gerçekleştirmeye başlamıştır. Dolayısıyla burada gerek taşımanın uluslararası nitelikte olması, gerekse de ülkemizin CMR'ye taraf olması birlikte dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümü noktasında CMR hükümlerinin nazara alınması gerekeceği kuşkusuzdur.
CMR'nin "Taşıyıcının Sorumluluğu" başlıklı m.17 hükmünün 2. fıkasında "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." denilmektedir. Görüldüğü üzere bu hüküm ile taşıyıcı bakımından bir nevi sorumluluktan kurtulma sebebi ihdas edilmiştir. Anılan hükme istinaden de taşıma esnasında taşınan emtianın zayi olması; taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumundan kaynaklanır ise taşıyıcının herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Esasen eldeki uyuşmazlığın da bu bağlamda çözümlenmesi gerekmektedir. Mümkün olan, beklenebilir bütün özenin gösterilmesine rağmen eğer bir zararın önüne geçilemiyorsa önlenemezlik ve kaçınılamazlık var demektir.
Yine burada taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği olaya dayanarak sorumluluktan kurtulabilmesi için, sadece olayın varlığının belirlenmiş olması yeterli değildir. Taşıyıcının ayrıca tacirden beklenen özenden daha fazlasını; ekonomik yönden kendinden beklenebilecek en üst düzeydeki dikkat ve özeni göstermiş olması gerekir. Dava ve cevap dilekçeleri tetkik edildiğinde tarafların dava dışı .... Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından hazırlanmış olan nakliyat hasarı ekspertiz raporuna delil olarak dayanmış oldukları görülmektedir. Rapor tetkik edildiğinde raporunda davacının talebi üzerine düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Davalılar da söz konusu ekspertiz raporuna delil olarak açıkça dayanmışlardır. Söz konusu ekspertiz raporu ortak delil olarak taraflarca ileri sürülmüş olmakla söz konusu ekspertiz raporunda yer alan tespitler mahkememizce irdelenmiştir.
Anılan raporun 7. sayfasında başlayan "Sonuç" bölümünde dava dışı şirkete ait emtianın davalı taşıma şirketince taşıma halindeyken Barletta - Nord çıkışına geldiğinde kimlikleri belirsiz 4 kişi tarafından gasp eylemi gerçekleştirilmesi neticesinde emtianın içinde bulunduğu .... plakalı dorsenin çalınmış olduğu görüş ve kanaatine varıldığı mütalaa edilmiştir. Görüldüğü üzere taraflarca ortak delil olarak dayanılan ekspertiz raporunda gasp eyleminin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Buradan hareketle mahkememizce de gasp eyleminin gerçekleşmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Yine anılan ekspertiz raporunun içeriğinden taraflarca spesifik olarak bir nakliye güzergahının belirlenmemiş olduğu ve taşıma eyleminin gerçekleştiği güzergahın en kısa ve en güvenli yol olduğu, bunun yanında belirtilen güzergahta sigortalının aynı alıcıya daha önce taşınma yapmış olduğu da sabittir. Dolayısıyla her ne kadar gasp eylemi gerçekleşmişse de gasp eyleminin gerçekleştiği taşıma güzergahının seçilmiş olmasında taşıyıcının herhangi bir kusur söz konusu değildir. Olaya ilişkin olarak ilgili adli merciler tarafından soruşturmanın yürütüldüğü, dorsenin bulunamadığı ve cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma işlemlerine devam edildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan davacı taraf GPS cihazının ve takip / panik butonunun bulunmamasının da kusur teşkil edeceği yönünde iddiada bulunulmuştur. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/14484 Esas, 2013/12520 Karar sayılı ve 17/06/2013 Tarihli ilamında "...Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan tekstil türü emtianın Türkiye'den Tunus'a nakliyesinin davalı .... AŞ tarafından üstlenilip, fiili taşımanın ise alt taşıyıcı .... AŞ tarafından yapıldığı, malları taşıyan aracın İtalya'dan geçişi sırasında silahlı kişilerce durdurulup, şoför etkisiz hale getirildikten sonra aracın bir başka yere götürülmek suretiyle malların çalındığı, davacı sigorta şirketinin çalınan mallar nedeniyle sigortalısına 43.293,54 Euro tazminat ödediği, CMR'nin 17. maddesine göre taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli olmayıp, kendisinin herhangi bir kusuru olmadığını kanıtlamak zorunda olduğu, taşıyıcının aracında GPS cihazı bulundurmasının da bu yönde bir önlem olduğu halde taşımayı yapan araçta sözkonusu cihazın bulunmadığı, bu nedenle hırsızlığın meydana gelmesinde ve oluşan zararda taşıyıcıların %20 oranında sınırlı sorumlu bulundukları, CMR'nin 23-29. maddelerine göre tespit edilen zarar miktarının 142.369,18 TL'ye tekabül ettiği, bu tutarın %20'sinin ise 28.473,83 TL olduğu gerekçesiyle 28.473,83 TL'nin 18/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taşıyıcılardan müşterek ve müteselsil tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince, dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlığa uygulanması gereken CMR'nin 17/2. maddesi, eğer kayıp, hasar veya gecikme taşımacının önlemesine olanak bulmayan durumdan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz, hükmünü haizdir. Somut olayda da taşıma konusu malların gasp edilmek suretiyle alındığı sabit olduğuna göre, davanın reddine karar vermek gerekirken, taşımacının önlenemeyecek bu durumdan sorumlu tutularak davanın kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir..." denilmektedir. İlamın içeriği ve emtianın silahlı kişilerce gasp eylemi neticesinde zayi olması birlikte nazara alındığında GPS cihazının ve takip / panik butonunun bulunmaması hususu taşıyıcıya kusur olarak izafe edilemeyecektir. Yine iş bu davaya konu uyuşmazlığa benzer uyuşmazlıklara ilişkin olarak; - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/50 Esas, 2017/189 Karar sayılı ve 11/01/2017 Tarihli ilamında "...Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı emtianın bulunduğu aracın 25/10/2012 tarihinde davalı şirketin denetim ve kontrolü altında İtalya'nın Bari bölgesinde ilk teslimat adresine doğru hareket halinde iken kimliği meçhul kişi veya kişilerce durdurulması suretiyle gasp edildiği ve aracın yol kesilerek gasp edilmesi halinde ön planda olanın can emniyeti olduğu, sefere refakat eden muavin veya ikinci bir sürücünün bulunması ve bu kişilerle çatışmaya girmesinin beklenemeyeceği, gaspın önünü kesmeyeceği, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca zarar sorumlusu olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..."
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/450 Esas, 2018/26 Karar sayılı ve 18/01/2018 Tarihli ilamında "...Dava CMR hükümlerine tabi taşımaya konu emtianın gasp sonucu kayıp- zayi olmasından dolayı malları nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalayan davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın taşıyıcıdan tahsiline yönelik TTK'nın 1472. maddesine dayanan rücuan tazminat davasıdır. CMR sözleşmesinin 17/2. maddesine göre kayıp, hasar veya gecikme taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz. Uyuşmazlığın çözümü için önce olayın nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi, ardından olayın CMR Sözleşmesinin 17/2. Maddesi kapsamında taşımacının sorumlu olmadığı belirtilen istisnai durumlar kapsamına girip girmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu emtianın davalıya 22 /01 2014 tarihinde teslim edildiği konusunda ihtilaf yoktur. Dosyada bulunan belgelere göre: Deniz yoluyla ulaşılan İtalya-Bari kentinde gümrük işlemleri sonrasında liman bölgesinden ayrıldıktan sonra 27/01/2014 saat 18.30 sıralarında emtianın yüklendiği araç (.... Çekici-....0 Römork) içinde dava konusu olan emtia ile birlikte İtalya'nın Salerno kentine gitmek üzere ayrıldığı Bari limanına 10-15 km mesafede yolda kimliği meçhul şahıslarca gasp edilmiştir. Olay tır şoförünün İtalya Puglia karakoluna (Eyalet Jandarma Bölüğü Bari Sannicandro Karakolu) başvurusu üzerine tutanağa bağlanmıştır. Tutanağın 20.45 sularında tutulduğu anlaşılmaktadır. Araç sürücüsü 28/01/2014 tarihli ek tutanakta araçta bulunanları ayrıntılı olarak bildirmiştir. Puglia Jandarma Karakolu mobil kolluk ekibi (Puglia Eyaleti Jandarma Bölüğü Bari İl Komutanlığı Harekat Birimi-Acil Müdahale Ekibi) tarafından tutulan 28/01/2014 tarihli diğer bir tutanakta ise gasp edilen araç (çekici ve römork) saat 18 sularında Bari'nin bir caddesinde boş olarak bulunmuştur. Taşıyıcı 29/01/2014 tarihinde olayı dava dışı sigortalıya bildirmiştir. Sürücünün olayı ilk bildirdiği tutanaktaki ifadesine göre olay Bari Limanından çıktıktan sonra bir stadyum yakınındaki bir yol üzerinde bir müddet gittikten sonra çevre yolu yönünde köprü yakınında Foggia istikametinde 16 sayılı karayolu çevre yolu girişi mıntıkasında gerçekleşmiştir. Taşıyıcının seçtiği güzergah nedeniyle olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin analizi gerekirse şoförün ifadesine göre 16 nolu karayolu girişi yakınında olay gerçekleşmiştir. Davacı vekili uygun rotanın E 55 otobanı olduğunu fakat davalı sürücüsünün Foggia üzerinden 16 no.lu ücretsiz otoyolu tercih ettiğini, bu yolun daha uzun olduğunu seçilen güzergahın davalının kusurunu gösterdiğini bu nedenle emtianın alıcıya ulaştırılmamasında gerekli özeni göstermediğini ve CMR 17. Md. Hükmüne göre sorumlu olduğunu öne sürmektedir. Taşımanın hangi güzergah üzerinden yapılacağı konusunda gerek taşıma senedinde (CMR belgesi) gerekse başka bir belgede açıklama yoktur. Olayın salt 16 no.lu güzergahın seçilmiş olmasından kaynaklanmış olduğu hukuken geçerli bir çıkarım sayılamaz. Zira olay 16 no.lu otoyolda gerçekleşmediği gibi velev ki gerçekleşse bile o yola girilmiş olması mutlaka gasp olayının olacağı ve taşıyıcının bunu bilerek girdiği şeklinde yorumlanamaz. Yani taşıyıcının o güzergaha gasp olacağını bile bile yahut ağır ihmal ya da kusurlu bir şekilde girmek üzere olduğunu kabul etmeye yarayacak yeterli veri dosyada bulunmamaktadır. Tarafların tüm delilleri toplanmış olup, dava taraflarca hazırlanması gereken bir davadır. (HMK 25) Hukuk yargısı adli gerçeğe, tarafların iddia ve savunmalarının diyalektiği çerçevesinde ulaşmak durumundadır. Bu itibarla fiilen gerçek olduğu anlaşılan gasp olayının seçilen güzergah nedeniyle işlendiğini kabul etmeye yarayacak yeterli ispat vasıtasının da bulunmadığı kabul edilmelidir..." denilmektedir. Bunun yanında gerek ekspertiz raporunda, gerekse de dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda her ne kadar taşıyıcının hasardan sorumlu olduğu mütalaa edilmişse de; sorumluluğun sadece emtianın taşıyıcının sorumluluğunda iken zayi olmasına dayandırıldığı açıkça görülmektedir. Bunun dışında sorumluluğa ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Yine burada her ne kadar emtia taşıyıcının sorumluluğunda iken zayi olmuşsa da bir nevi sorumluluktan kurtulma sebebi olarak ihdas edilmiş olan CMR m.17/2 hükmünün yeterince ve gerektiği gibi irdelenmemiş olduğu da ortadadır. Bu nedenle de anılan görüşlere mahkememizce katılmak mümkün olmamıştır. Burada gerçekleşen gasp olayı CMR m.17/2 hükmünde yer alan "önlenmesine olanak bulunmayan" hal niteliğindedir. Taşıyıcının daha doğrusu sürücünün gasp olayını önceden sezme veya ortaya çıktıktan sonra engelleme gibi bir şansı bulunmamaktadır. Nitekim somut olayda taşıyıcı en kısa ve en güvenli güzergahı tercih etmiştir, seçilen güzergahta daha önce aynı alıcıya birden çok kez taşıma işi gerçekleştirmiştir ve önce can güvenliğinin gelmesi nedeniyle de gasp eylemine karşı direnmesinin veya karşı koymasının beklenmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda da dava dışı sigortalıya ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması esnasında kimliği belirsiz silahlı kişilerce gasp edilmesi neticesinde zayi olduğu ve gasp eyleminin gerçekleşme şekli de nazara alındığında emtianın zayi olması noktasında taşıyıcının CMR m.17/2 hükmü bağlamında herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/806 esas ve 2022/1760 karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. İstinaf incelemesinde; CMR sözleşmesinin 17/2. maddesine göre; “Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz”. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Her ne kadar taşıyıcının kusurunun bulunmadığı durumlarda gasp eyleminin varlığı taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarır ise de, taşıyıcının gasp olayının gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun bulunmaması gerekir. (Yargıtay 11.HD, 2016/678 E., 2017/3370 K.) Uyuşmazlığın çözümü için önce olayın nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi, ardından olayın CMR Sözleşmesinin 17/2. maddesi kapsamında taşımacının sorumlu olmadığı belirtilen istisnai durumlar kapsamına girip girmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, davalıya ait aracın İtalya’da silahlı kişilerin taşınan malı gasp ettikleri ve taşıyıcının CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi gereğince zarardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, zararın gasp nedeniyle oluştuğu kabul edilmiş ise de, dosyada bu hususu doğrulayıcı yeterli bir delil bulunmamaktadır. Salt davalı şirketin aracının sürücüsünün İtalya’da kolluk görevlilerine verdiği beyandan hareketle gaspın gerçekleştiğini kabul etmek mümkün değildir. Kolluk görevlilerine verilen beyanın doğruluğunun başkaca deliller ile ispat edilmesi gerekir. CMR 17/2. maddesi gereğince taşıyanın sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin varlığını ispat yükü davalı taşıyanda olmakla, İtalyan yetkili makamlarınca sürücünün beyan ve şikayeti ile ilgili ne gibi işlem yapıldığının ilgili bakanlık aracılığı ile sorulması ve davalı taşıyıcının tüm delilleri birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekir. İlk derece mahkemesi tarafından her ne kadar Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla Roma Büyükelçiliği'ne İtalya Cumhuriyeti Puglia Bölgesi Jandarma Komutanlığı Trinitapoli Jandarma Karakoluna ilgili soruşturma dosyasının akıbetinin ve olay ile ilgili dava açılıp açılmadığının sorulması için müzekkere gönderilmiş ise de; Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 10/07/2020 tarihli cevabına göre yazıya cevap alınamadığı bildirilmiş ve olayın oluşu ile ilgili başkaca bir araştırma yapılmadan; taşıyıcının malın gasp edilmesinde bir kusurunun bulunmadığının ispatlandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu şekilde; olayın oluş şeklinin taşıyıcının beyanlarındaki gibi gerçekleşip gerçekleşmediği, taşıyıcının gasp olayının gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken; taşıyıcıya gasp olayının gerçekleşmesinde bir kusurunun bulunmadığını ispatlaması için soruşturma dosyasının akıbetine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunmak üzere kesin süre verilerek, bunun sonucuna göre yapılacak değerlendirme ile karar verilmesidir. Anılan şekilde eksik incelemeye dayanılarak yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD, 2020/7833 Esas, 2022/4643 Karar) İlk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan işlemlerin yapılmamış olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/806 esas ve 2022/1760 karar sayılı ilamı sonrası yapılan yargılamada ; Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir. Gaziantep BAM 11. HD'nin kaldırma ilamının sonuç bölümünde taşıyıcıya gasp olayının gerçekleşmesinde bir kusurunun bulunmadığını ispatlaması için soruşturma dosyasının akıbetine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunmak üzere kesin süre verilerek, bunun sonucuna göre yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olduğu, Davalı .... Nakliyata verilen kesin süre içerisinde davalı tarafça ibraz edilen beyan dilekçesinde Adalet Bakanlığı Talebine rağmen ibraz edilmeyen talep evraklarının kendilerinden talep edilmesinin hakkaniyetli olmadığı gerekli görüldüğü üzere Adalet Bakanılığı aracılığı ile yeniden İtalya Cumhuriyetindeki kolluk biriminden mahkeme aracılığıyla istenilmesi gerektiğini mahkememize bildirildiği görülmekle; Her ne kadar BAM kaldırma ilamında davalı tarafça soruşturma evrakları dosyaya ibraz edilmek üzere davalı tarafa kesin süre verilmesi gerektiği bildirilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan ekspertiz raporunun her iki tarafın da delil olarak dayanmış olduğu, kaldı ki bu ekspertiz raporunun davacı tarafça bizzat dosyaya ibraz edilmiş olduğu, ekspertiz raporunun içerisinde yer alan soruşturma evraklarına göre gasp olayının gerçekleşmesinden davalı tarafa atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, buna rağmen mahkememizce ilgili kolluk biriminden bizzat soruşturma evrakları getirtilmek istenilmesine rağmen Adalet Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği genel müdürlüğünün 10/07/2020 tarihli cevabi yazısına göre ilgili kolluk birimi tarafından yazılan müzekkereye cevap verilmediği bu durumda davalı tarafa bizzat soruşturma evraklarının sunmak üzere kesin süre verilmesinin davalı taraf yönünden hakkaniyete aykırı olduğu, kaldı ki mahkememizce de her iki tarafça delil olarak dayanılan ekspertiz raporu içerisindeki soruşturma evraklarının meydana gelen gasp olayında davalı tarafın herhangi bir kusurunun bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye yeterli olduğu kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 7.754,42 TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 7.574,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalılar tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden dolayı karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT m.3/2 ve m.13/1 hükümleri nazara alınarak hesaplanan 39.753,59 TL nispi ve tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
6.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair davacı ve hazır bulunan davalı vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/06/2023