2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
DAVALILAR ....
....
....
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/01/2022 tarihinde maliki .... Global Lojistik Petrol İnşaat İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi sürücüsü .... .... olan .... çekici ile maliki .... Kardeşler Uluslararası Nakliyat Otomotiv İnşaat Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited şirketi sürücüsü .... .... olan .... plakalı çekicilerin kusurları sebebiyle Nurdağı Gaziantep TAG otoyolu 2. Kilometresinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında müvekkile ait .... plakalı aracın çok büyük oranda hasar alarak pert olduğu, kaza sebebiyle Nurdağı Cumhuriyet Başsavcılığına 2022/184 soruşturma sayılı dosyasıyla soruşturma başlatıldığı, olayla ilgili tutulan trafik kazası tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davalılara ait ve davalıların sevk ve idaresinde olan .... çekici ile .... plakalı çekici sürücüleri kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğu, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığı, davanın haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebinden ibaret olduğu, söz konusu tazminat talebinin haksız fiilin işlendiği tarih ile muaccel olduğu, müvekkiline ait araçta oluşan araç pert bedelinin henüz belli olmamasından dolayı belirsiz alacak davası açtıkları, asgari değer olarakda şimdilik 200,00 TL bedelini dava ettikleri, davalıların taşınır taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, işbu kaza nedeni ile müvekkilinin aracında oluşan araç total pert bedelinin haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faiziyle şimdilik 200,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafından müvekkil şirkete başvuruda bulunulmadığını, zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilin şirketin adresinin bulunduğu Doğubayazıt Mahkemelerinde açılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava Haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine İlişkindir.
Nizip 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla); 2022/126 Esas sayılı dosyada tahkikat devam ediyor iken 07/09/2022 tarihli kararı ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 karar sayılı kararına ve bu karar ile Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinin Gaziantep ili mülki sınırları olarak değiştiğine işaret ederek, dosyanın Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilmesine karar vermiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 karar sayılı kararı ile, Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yargı çevresi yeniden düzenlenmiş, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi yönünden de yargı çevresi Gaziantep ilinin mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Kararın, 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
Öncelikle ifade edilmelidir ki; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. Buna göre, yeni bir mahkeme kurulurken veya mahkemenin yargı çevresi yeniden belirlenirken, o mahkemenin kuruluş yasasında ya da yargı çevresini yeniden belirleyen idari kararda zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla, her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. Hangi davaların Ticari dava olduğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davanın açılış tarihi 24/03/2022 tarihi olduğuna göre davanın ticari dava olması halinde görevli mahkemenin mahkememiz olacağı kuşkusuzdur. Fakat öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması gerekmektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz Mahkeme duruşma yapmadan yani taraflara tebligat yapıp anları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 12/1 maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir derir."Aynı Yasa'nın 15. Maddesi hükmünce de; "ister gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak tacirlere özgü 20 ve 53. Maddeler ile Türk Medeni Kanunu'nun 950. Maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da ugulanır." düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.
22.gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunun'unun 3/1-a maddesinde, "Esnaf ve sanatkar: ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri" olarak ifade edillmiştir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK m.11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK m.11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1). Bu durumda ticari işletmeden bahsedilebilmesi için şu üç unsurun bulunması gerekir: * Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet * Bu faaliyetin devamlı olması * Faaliyetin bağımsız yürütülmesi
Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise,
TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Bu kriterin neyi ifade ettiği hususu TTK'nın 15.maddesinde yer alan esnaf kavramı ile açıklanıp anlaşılabilir. Buna göre; İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat ve ticaretle uğraşan kişi '' esnaf '' olarak adlandırılmıştır. 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararında esnaf ve sanaatkarla ile tacir ve sanayicilerin ayrımına ilişkin 1.maddesinde eski TTK'nın 12.ve 17.maddeleri ile ilgili uygulama bakımından tanım yapılmıştır ki kararname de Ticaret Kanunu ile verilen madde hükümleri yürürlükte bulunan TTK'nın 11.ve 15.maddelerinin karşılığıdır.
Kararnamenin 1/a maddesinde Esnaf ve Sanaatkarlar ile tacir ve sanayici ayrımını belirlemek koordinasyon kurulunun tespit edeceği resmi gazetede yayınlanacak esnaf ve sanaatkarlar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte beden çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir ve sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan basit usulde vergilendirilen ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3.numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerinin yarısını 2 nolu bendinde yazılı nakdi limitini tamamını aşmayanların esnaf ve sanaatkarlar sayılmaları gerektiği, esnaf ve sicil odasına kaydedileceği belirtilmiştir.
Normların somut olaya uygulanması bakımından yapılan değerlendirme; Davacının tacir olup olmadığına ilişkin yapılan araştırmada Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabında davacının 25.06.2021 tarihinde tacir iken işi terk ettiği mahkememize bildirilmiştir. Bunun yanında davanın açıldığı tarihte davacının herhangi bir esnaf veya tacir kaydının olmadığı da mahkememize bildirilmiştir.
Davacının kullandığı aracın ruhsat bilgilerine bakıldığında şahsi kullanıma özgü bir araç olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında kazanın meydana geldiği tarihte de davacının tacir veya esnaf olmadığı da müzekkere cevapları ile anlaşılmıştır. Davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğu da gözetildiğinden davayı ticari dava olarak görülmesine neden olacak hiçbir neden bulunmamaktadır.
Tarafların davayı ticari dava olarak nitelendirmesi davayı ticari dava yapmamaktadır. Tarafların tacir olmadığı halde tacir olarak değerlendirilmesi veya davayı ticari dava olarak nitelendirmek tarafları TTK'nda düzenlenen tacir olmanın hüküm ve sonuçları ile karşı karşıya bırakmakta bu ise taraflara bulunduğu statüden daha fazlası yükümlülük yüklemektedir. Nitekim benzer uyuşmazlığa ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45'nci Hukuk Dairesi'nin 2021/957 Esas ve 2021/1325 Karar sayılı ilamında; "Davaya konu uyuşmazlıkta; ihlali geçişe konu iki adet aracın kamyon-tır olarak belirtilmesi karşısında, davalının tacir sayılıp sayılamayacağının tespiti ile bunun sonucunda görevli mahkemenin belirlenmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir.... Daya konu somut olayda; İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca mahkemeye gönderilen bilgi yazısında davalının, kara yolu ile şehirlerarası yük taşımacılığı faaliyetinde bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2019 gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen yıllık gayrisafi hasılatının, VUK md.177/2'de düzenlenen limiti aşmadığı, bu nedenle ticari araç sahibi olsa da faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." aynı noktalara işaret etmektedir. (Emsal kararlar için bknz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45'nci Hukuk Dairesi'nin 2021/1258 Esas ve 2021/1202 Karar sayılı ilamı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6'ncı Hukuk Dairesi'nin 2022/308 Esas ve 2022/227 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi'nin 2016/4848 Esas ve 2017/3686 Karar sayılı ilamı)
Bu sebeplerle, açılan davanın mahkememizin görev alanı dışında kaldığı ve bu davalara davanın açıldığı tarihteki görevli mahkemenin bakmaya devam etmesi gerektiği değerlendirilmiş, Nizip 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2022 tarih ve 2022/126 Esas 2022/503 Karar sayılı görevsizlik kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2.6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli ve yetkili Nizip 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA,
4.Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi.14/06/2023