2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
....
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İstinaf öncesi incelemede;
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı tarafından 15.08.2018 keşide, 21.10.2018 vade tarihli, keşide yeri Araban olan 350.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız takıp başlatılmıştır. İmzaya, borca ve yetkiye itirazları üzerine Gaziantep 1.İcra Hukuk Mahkemesi 28.03.2019 tarihinde yetki itirazını kabul ederek dosyanın Araban İcra Dairesi ne gönderilmesine karar vermiş, karar 09.04.2019 tarihinde kesinleşmiş, iki haftalık süre (23.04.2019) geçtikten sonra dosya 07.05,2019-10.05.2019 tarihindeki taleplere istinaden Araban İcra Dairesi’ne gönderilmiş, Araban İcra Müdürlüğü’ncc 2019/. esasa kaydedilmiştir. 19.06.2019 tarihinde ödeme emri tebliği üzerine takibe yönelik itiraz ve şikayetileri Araban Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi’nin 2019/8 esas nolu dosyasında kayıtlı olup halen derdest olduğunu, Takibe konu bonoda yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin imza atma yeteneğinin bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasında hukuki ilişkin bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde bono düzenleyip davalıya vermediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile el işareti ıslak imza yerine geçemeyeceğinden takibe konu belge bono vasfında olmadığını, açıklanan nedenlerle keşidecisi ..., Lehtarı ... olan 15/08/2018 keşide 21/10/2018 vade tarihli 350.000 TL bedelli bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile senedin/takibin iptaline, davalının senet bedelinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı aleyhinde 15/08/2018 tanzim ve 21/10/2018 vade tarihli 350.000,00.Tl’lık bonodan dolayı icra takibi yapıldığını ve takibe dayanak bonodan dolayı borca ve imzaya itiraz nedeniyle işbu dava açıldığını, Davacı takibe konu bonoyu müvekkiline olan borcuna karşılık müvekkilinin annesi ve dayısının huzuru ile imza ederek verdiğini, Borçlunun okur yazar olmaması imza kullanmadığına karine teşkil etmez okur yazar olmasa da insanlar imza kullanmakta olduğunu, Takibe konu bono borçlu tarafından imza edilerek borcuna karşılık alacaklı müvekkiline verildiğini, Okur yazar olmayan kişilerde kazandırıcı ve borçlandırıcı işlemler yapabileceklerini, Borçlu yurtdışı giriş çıkışlarda ve seçimlerde oy kullanırken imza kullanmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle imza incelemesi yaptırılarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, senet bedelinin % 20 den az olmamak üzere tazminata ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2.İlgili takip ve dava dosyaları,
3.Kurumlardan celp edilen cevabi yazılar,
4.İsticvap ve yemin,
5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile borçlu olmadıklarının tespitine yönelik olarak birçok iddiada bulunmuş olup mahkememizce her iddia ayrı ayrı olarak değerlendirilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ve imza atma yeteneğinin de bulunmadığı yönünde iddia ileri sürmüştür.
Hemen belirtmek gerekir ki kişinin okuma yazma bilmemesi kambiyo senedi düzenlemesine engel bir durum değildir. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/24332 Esas, 2016/21434 Karar sayılı ve 13/10/2016 Tarihli ilamında "...Senedin tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-g maddesi uyarınca, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "düzenleyenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Somut olayda, takibe dayanak yapılan senette tanzim edenin imzasının bulunduğu görülmektedir. Okur yazar olmama, dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmayacağı gibi borçlunun başka belgelerde parmak izi kullanmış olması da dayanak bonodaki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmez..." denilmektedir. Bu haliyle de davacı yanın okuma yazma bilmediği yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan imza atma yeteneğinin bulunmadığı yönünden iddia değerlendirilecek olursa; Araban İlçe Seçim Kurulu'ndan celp edilen cevabi yazı ve ekindeki belgeler tetkik edildiğinde davacının 31/03/2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde kullandığı oya istinaden imza atmış olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle de davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığına kanaat getirilmiş ve itibar edilmemiştir.
Davacı vekili taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkin bulunmadığı yönünde iddiada bulunmuştur. Bakıldığı zaman ortada bir bono bulunmakta olup bu haliyle dayanak senet kambiyo senedi niteliğindedir.
Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku uygulanır. Öğretide ve uygulamada yerleşik bir biçimde kabul edildiği üzere kambiyo senetleri soyut / illetten mücerret nitelikte senetlerdir. Bu haliyle de davacı yanın taraflar arasında bir hukuki ilişki bulunmadığına yönelik iddiasına itibar edilmemiştir.
Davacı vekili bono altındaki el işaretinin imza vasfında olmadığı yönünde iddiada bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki imza belirli bir şekil şartına tabi değildir. Önemli olan kişinin elinin ürünü olmasıdır. Bu nedenle de davacı yanın bono altındaki imzanın el işareti olduğu ve bu haliyle de imza vasfında olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Yine davacı yan dava dilekçesi ile davacının herhangi bir suretle bono düzenlemediği yönünde iddiada bulunmuştur. Bakıldığı zaman bu iddia içerisinde imza inkarı iddiasını da barındırmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Sahtelik İncelemesi" başlık m.211/1-a hükmü uyarınca sahtelik iddiasında bulunulması durumunda mahkemece öncelikle imza inkarında bulunanın isticvabı yoluna gidilerek imza örneklerinin alınması gerekmektedir. Bu yönde davacı adına isticvap davetiye çıkartılarak tebliğ sağlanmış olup belirlenen gün ve saatte davacı asil bizzat duruşmada hazır bulunmuştur. Davacı asil kendisine gerekli izahat yapılmasına rağmen imza atamayacağını belirterek imza örneklerini vermemiştir. Yukarıda da izah edildiği üzere davacı asil 31/03/2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde kullandığı oya istinaden imza atmıştır. Dolayısıyla da davacı asilin duruşmada imza örneklerini vermemek adına ileri sürdüğü imza atamadığı iddiası yerinde değildir. Davacı asilin imza örnekleri tamamen davacı asilin tasarrufu nedeniyle duruşmada alınamamış olduğundan davaya konu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde inceleme yapmak da mümkün olmamıştır. Bu haliyle de davacı taraf imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayamamış olup bu iddiasına da itibar edilmemiştir.
Davacı taraf davacının köyde kendi halinde ve çocuklarının desteğiyle yaşayan birisi olduğu ve 350.000,00 TL tutarında borçlanmasını gerektirecek bir durumun olmadığı yönünde iddia bulunmuştur. Yukarıda da izah edildiği üzere kambiyo ilişkisi bağımsız bir ilişki olup düzenleyenin ekonomik ve sosyal durumunun tek başına kambiyo senedinin geçerliliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla da davacının yanın bu iddiası yani davacının sosyal ve ekonomik durumu tek başına davaya konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yeterli değildir.
Bu hususların yanında davacı taraf dosyaya sunduğu delil dilekçesi ile davacının Türkçe konuşma ve okuma yazma bilip bilmediği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu vb. hususlara ilişkin 2 adet tanık bildirilmiştir. Tanıkların dinletileceği hususlar müstakilen değerlendirilecek hususlar olup tanıkların dinlenilmesi yargılamaya herhangi bir katkı sağlamayacaktır. Kaldı ki somut olayda senede karşı iddiada bulunulduğundan, hata, hile ve tehdit gibi bir iddiada bulunulmadığından ve davalı yanın da açıkça tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini bildirdiğinden usul hükümleri uyarınca tanık dinlenilmesi de mümkün değildir. Bu haliyle de mahkememizce davacı yanın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu hususların dışında davacının davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine elverişli dosya kapsamında başkaca bir iddia ve delil de bulunmamakta olup mahkememizce davanın ispatlanamadığına kanaat getirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da ispatlanamayan davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/1503 esas ve 2023/315 karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. İstinaf incelemesinde;
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. 6102 sayılı TTK'nın 778. Maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 680. maddesi gereğince açık bono düzenlenebileceği ve davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını da ancak yazılı delille ispat edebileceği görülmektedir. Kural olarak bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde, kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. (Yargıtay 19.HD. 15/03/2016 gün, 2015/10609 Esas-2016/4537 Karar
Bu halde davacının bonoyu imza yoluyla düzenlemesi halinde bono geçerli sayılacaktır. Ancak dava dilekçesinde davacı taraf bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece bu husus araştırılmaksızın yani bono üzerinde imza incelemesi yapılmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken senet üzerinde imza incelemesi yapılarak sonuca göre karar verilmesidir. 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6 maddesinde, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.
Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan işlemlerin yapılmamış olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/1503 esas ve 2023/315 karar sayılı ilamı sonrası yapılan yargılamada ; Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir.
Gaziantep BAM 11. HD'nin kaldırma ilamında davaya konu bono üzerinde imza incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile mahkememizce verilen karar kaldırılmış ise de, kaldırma kararından önceki yargılamanın 4 nolu celsesinde davacı asilin duruşma salonunda hazır bulunmasına rağmen imza atmayı bilmediğini beyan ederek imza örneklerinin alınmasından imtina ettiği, fakat davacı asilin Araban İlçe Seçim kurulundan celp edilen cevabi yazıya göre 31/03/2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerine göre kullandığı oya istinaden imza atmış olduğu, 6100 Sayılı HMK madde 211'deki düzenlemenin "Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a)Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b)(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." şeklinde olduğu, ilgili madde hükmünün a bendinden de anlaşılacağı üzere yazı ve imzayı inkar eden tarafın örnek imzaları alınarak imzaları inkar edilen belge altındaki imza ile kıyaslanmasının gerektiği isticvap için mahkemeye davet edilen taraf belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde inkar etmiş olduğu belgedeki yazı ve imzayı ikrar etmiş sayılacak ve her ne kadar davacı tarafça belirtilen gün ve saatte duruşma salonunda hazır bulundurulmuş ise de mahkeme huzurunda imza incelemesine esas olmak üzere imza örnekleri vermediği, imza etmeyi bilmediği hususunda beyanına ise 31/03/2019 tarihinde seçimlerde kullandığı oya istinaden imza attığına dair Araban İlçe Seçim Kurulundan gelen cevabi yazıya istinaden itibar edilmediğinden davacının davasının ispat edemediği değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
1.Davanın REDDİNE.
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcının davacı tarafça yatırılan 5.977,13 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.797,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Yargılama esnasında ilgili kurumlardan celp edilen evrak asıllarının kararın kesinleşmesinden sonra ilgili yerlere İADESİNE,
6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 32.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/06/2023