5. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2023
NUMARASI : Esas - Karar
2.... - ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin inşaat yapım ve mühendislik faaliyetleri ile uğraşan bir şirket olduğunu, davacı şirketin temsilcisi olan...'nun da davalılardan.... Kooperatifinin üyesi olduğunu, davalı kooperatifin dava dışı arsa sahipleri ile inşaat yapım işi nedeniyle birtakım sorunlar yaşadığını, dava dışı arsa sahipleri tarafından davalı kooperatif ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararıyla feshedildiğini, bu fesih sonucunda yüklenici kooperatifin yapılan imalat bedelinin tahsili amacıyla Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dava dosyası ile alacak davası açtığını, dava devam ederken mahkemece davalı .... kooperatifine; dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılan mevcut fiili imalatların yasal hale getirilebilmesi için inşai ve mimari açıdan gerekli bütün resmi işlemlerin yapılabilmesi için süre ve yetki verildiğini, bunun üzerine davacı ve kooperatif arasında 11.03.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, 11.03.2016 tarihli sözleşme ile iş sahibi kooperatife ait Konya ili, Selçuklu ilçesi,... mah, ... ada. parselde.. dairelik ve ... ada . parselde ... dairelik tamamlanmamış inşaatlara ait yapı ruhsatlarının kooperatif adına veya kooperatifin belirleyeceği üçüncü şahısların adına alım işi yüklenici davacı müvekkili tarafından üstlenildiğini, sözleşmede yapılacak işlerin; yukarıda anılan yapı ruhsatlarının alınabilmesi için, zemin etütleri, karotların alınması, performans analizleri, güçlendirme raporu, mimari proje, statik proje, elektrik proje, mekanik proje, aplikasyon projesi yapılması, yaptırılması, haritacılık işleri, yapım denetim işlerinin yaptırılması vs. işleri olarak gösterildiğini, sözleşme konusu işlerin toplam bedelinin; 210.000,00 TL+KDV olup, işin süresi sözleşme onayından itibaren 150 gün olduğunu, ödemelerin iş bitimi fatura edildiğinde tahsil edileceği hükümlerinin getirildiğini, davacı müvekkilinin bu kapsamda davalı kooperatif adına 18.03.2016 tarih 012723 nolu, 247.800,00 TL lik proforma fatura düzenlediğini, davalı kooperatif tarafından davacı müvekkili tarafından yapılan işe ait teklif, sözleşme ve faturanın Konya.. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen.. esas ve .. karar sayılı dava dosyasına 07.02.2017 tarihli dilekçe ekinde sunulduğunu, davacı müvekkilinin söz konusu projeler üzerinde değişiklik, düzenleme yapma faaliyetlerinin 27.12.2016 tarihde tamamlandığını, taşınmazın bulunduğu Selçuklu Belediye Başkanlığınca bu tarih itibarıyla taşınmazlardaki binaya ruhsat verildiğini ve bunun sonucunda da davalı kooperatif yararına mahkemece 756.519,00 TL imalat bedeline hükmedildiğini, daha sonra davalı kooperatif ile dava dışı arsa sahipleri arasında hükmedilen imalat bedelinin nakdi olarak değil, bir kısım taşınmazların davalı kooperatife devri şeklinde anlaşmaya varıldığını, dava dosyasından feragat edildiğini, dava dışı arsa sahipleri tarafından davalı kooperatife imalat bedeli olarak yapılması gereken tapu devirlerinin davalı kooperatife değil, davalılardan ...... ltd. Şti. ye devredildiğini öğrendiklerini, devrin gerçek bir devir olmadığını, karşılığında bir ödeme alınmadığını, diğer davalı ...'ın işlemlerin gerçekleştiği tarihte bu şirketin tek ortağı ve sahibi olduğunu, davalı kooperatif iş sahibi olarak, davalı şirket ve tek sahibi olarak iki davalının da davalı kooperatife devredilecek tapu devirlerini haksız olarak üzerine almak suretiyle bu alacaktan sorumlu olduklarını, devralınan taşınmazların davalı kooperatifin imalat bedeli alacağı olup, içinde de binaları yasal hale getirme işini üstlenen davacı alacağının bulunduğunu bu haliyle davalıların diğer davalı kooperatifin halefi olarak davacı yükleniciye karşı sorumlu olduklarını ileri sürerek 10.000 TL alacağın teslim tarihi olan 27.12.2016 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...... Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen eser sözleşmesine konu sözleşmenin 11.03.2016 tarihli, proforma fatura düzenlenme tarihinin ise 18/03/2016 olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin sözleşmenin tarafı olmadığından müvekkilleri açısından pasif taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ..... Kooperatifi'nin 29/05/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunan işlem ile ticaret sicilinden 22.05.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, davacının sunmuş olduğu teklif mektubu ve sözleşme tarihlerine bakıldığında o tarihlerde ortada terkin edilmiş bir kooperatif olduğunu Konya ..Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ve... K. sayılı ilamına bakıldığında davacının iddia ettiği ve eser sözleşmesine konu ettiği alacak kalemlerini mahkemenin kabul etmediğini, arsa sahipleri ile müvekkili şirketin kendi aralarında kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, bu inşaatı tamamlarken iddia olunan davacının tamamladığı eser sözleşmesine konu hiçbir mimari proje, statik proje, elektrik proje, mekanik projenin kullanılmadığını, sözleşmeye istinaden yeni bir yapı ruhsatnamesi alarak bu ruhsatnameye uygun inşaatın yapıldığını ve bu sözleşmeye göre inşaat bittiğini ve iskanı alınmış bir şekilde dairelerin arsa sahiplerine teslim edildiğini, dava konusu olan eser sözleşmesi ile müvekkili şirketin hiçbir hukuki ve illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın öncelikle usul bakımından zamanaşımı ve sözleşmelerin tarafı olmayan müvekkilleri yönünden HMK 114/1-d ve 115 maddeleri gereğince pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini ve açık kötüniyetli dava nedeni ile HMK 329. maddenin uygulanmasını istemiştir.
Davalı Kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen proforma fatura tarihi 18/03/2016 tarihli olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili Kooperatifin 22/05/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,....Karar Sayılı ilamı ile 19.07.2017 tarihinde kooperatifin ihyasına karar verildiğini, 28.04.2018 tarihinde genel kurul yapıldığını ve davacı şirketin yetkilisi...'nun yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak belirlendiğini, kooperatif tasfiye sürecinde olduğunu, davacının iddia ettiği ve davasına dayanak yaptığı tüm iddiaların kooperatifin ticaret sicilinden resen terkin edildiği ve yeniden ihyasına karar verildiği dönem arasında olduğunu, davaya konu edilen sözleşmenin kimle imzalandığı hususunun belli olmadığını, müvekkili kooperatifin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde tek imzaya dair yöneticilerin yetkilendirilmediğini, genel uygulamanın çift imza ile yetkilendirildiklerini, iddia olunan sözleşmenin müvekkilini bağlamayacağını, Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen .. esas ve ... karar sayılı dava dosyasına 07.02.2017 tarihli dilekçenin, tarihi itibari ile müvekkili kooperatifin ticaret sicil kaydının terkin edildiği dönemde verildiğini, davacı şirket yetkilisi...'nun 28.04.2018 tarihinden 25.01.2020 tarihine kadar müvekkili kooperatifin yetkilisi olarak görev aldığını savunarak, davanın reddini ve açık kötüniyetli dava nedeni ile HMK 329. maddenin uygulanmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ... sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı haline getirmiştir. TTK’nin 5/A maddesine göre, “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” denilmektedir.
Mahkememizce bu tespit yapıldıktan sonra dava dosyası incelendiğinde; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18 A,"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereği 09.03.2022 tarihli dava tensip zaptının 6. Maddesi ile davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulması için 1 haftalık KESİN SÜRE verildiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarının yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin verilen kanuni kesin süreye rağmen arabuluculuk tutanağı ile ilgili gereğini yapmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkememizce ön inceleme duruşma tutanağı ile davacıya yeniden bu hususta süre verilmiş ise de, HMK Madde 94 uyarınca verilen kesin süre için ikinci kez kesin süre verilemeyeceği açıktır.
Davacı kesin süre içerisinde dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı görülmekle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18 A/2 maddesi gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile eklenen 5/A, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 7155 sayılı yasa ile eklenen 18/A-2 ve 6100 Sayılı HMK'nın 114/2, 115/1-2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulen reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk için gereken başvurular 24.12.2021 tarihinde yapıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağı istemine ilişkindir. 6102 sayılı kanunun 5/A maddesine göre; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk başlıklı 18/A-2.maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK nun dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115/3. Maddesi; "Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmünü içermektedir.
Somut olayda Mahkemece, 09.03.2022 tarihli dava tensip tutanağı ara kararı ile, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarının yapıldığı, davacı vekiline tensip tutanağının 14.03.2022 tarihinde tebliğ olduğu, yine mahkemenin 16.09.2022 tarihli ön inceleme duruşma tutanağı ile davacıya yeniden bu hususta süre verildiği, arabuluculuk tutanağının aslının 19.09.2022 havale tarihli dilekçe ile davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğu, mahkemece 07.03.2023 tarihinde, arabuluculuk tutanağının tensip tutanağının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin sürede sunulmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Esasen arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklendiği, Mahkemece de tensip tutanağının tebliği ile verilen 1 haftalık kesin süreye rağmen akabinde kesin sürenin bitiminden itibaren karar verilmeyerek ve yargılamaya devam edilerek davalı tarafa tebligat çıkartıldığı, dilekçeler aşamasının tamamlandığı, ön inceleme duruşmasının yapıldığı ve ön inceleme duruşmasından sonra yapılan ikinci celse duruşmasında, 07.03.2023 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiği, karar tarihi itibariyle ise arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulduğu, gecikmeye sebep olunulmadığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece, yargılamaya devam olunarak taraf delilleri toplanıp davanın esasının incelenmesi gerekirken, son tutanak aslının kesin süre içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi isabetli görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2023 tarihli, ... Esas- ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harçlarının ilk derece mahkemesince talep halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 16/11/2023 ...
Başkan
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Katip
...
(e-imzalıdır)
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸