Esas No
E. 2014/14319
Karar No
K. 2014/14593
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2014/14319 E.  ,  2014/14593 K.

"İçtihat Metni"Tebliğname No : K.Y.B.- 2014/121949

Teşekkül halinde kaçakçılık suçundan sanıklar A.. A.. ve Ş.. T.. hakkında açılan kamu davasının 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'un 34. maddesi gereğince ayrı ayrı düşürülmesine dair Bakırköy 13. Ağır Ceza (kapatılan Eyüp 1. Ağır Ceza) Mahkemesinin 21/09/2006 tarihli ve 2002/233 esas, 2006/416 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 26/03/2014 gün ve 21768 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/04/2014 gün ve KYB. 2014-121949 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre,

1.Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01/03/2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 4926 sayılı Kanun'un 5/son madde-fikrasında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, hükümden önce 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde "Toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder" şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi de nazara alınarak dosyası tefrik edilen suça sürüklenen çocuk S.. A.. hakkındaki İstanbul 1. Çocuk Mahkemesinin 2002/167 esas sayılı dosyasının 15/07/2005 tarihli ve 25876 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 17/3. maddesinde “Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür”, hükmünün uygulanabilirliği tartışılmaksızın ya da sonucu beklenmeksizin sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceği ve mevcut delil durumuna göre de sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak nitelendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı ön ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre hukukî durumlarının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında,

2.Sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı ön ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerekirken sanıklara yapılan tek ve aynı önödeme ihtaratına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesinde,

3.Dosya içeriğindeki kovuşturma aşamasında 18/05/2006 tarihli duruşması ara kararı gereğince düzenlenen 18/05/2006 tarihli ön ödeme önerisine ilişkin olarak, iddiaya konu olan eşyanın gümrüklenmiş değeri 10/11/2005 tarihli Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasında 216.129,70 Yeni Türk lirası olarak gösterildiği hâlde, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndaki Anayasa Mahkemesinin 18/09/2008 tarihli ve E. 2006/47, K. 2008/14 sayılı iptal kararı öncesinde yürürlükte bulunan 34/4. maddesine göre uygulama yapılırken Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasında belirtilen değer esas alınmadan 972,58 Yeni Türk lirası para cezası belirlenip usul ve yasaya aykırı şekilde ihtarat yapılmasında,

4.Ön ödeme ihtaratında belirtilen miktar, İstanbul Gümrük Saymanlık Müdürlüğünün 04/07/2006 tarihli alındı belgesine göre sadece sanık Ş.. T.. tarafından ödenmesine rağmen öngörülen para cezasının yatırdıklarından bahisle diğer sanık hakkında da kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I- Kanun Yararına Bozma talebinin 1, 2 ve 4 numaralı bentlerine ilişkin yapılan incelemede;

Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı yasanın 5/son maddesinde belirtilen toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki kişi tarafından gerçekleştirilmesi yeterli olup, anılan yasada öngörülen para cezasının tazmini nitelikte olması nedeniyle tek önödeme önerisi yapılması ve çıkarılan önödeme ihtaratında belirlenen tutarın sanıkların birisi tarafından ödenmesi durumunda tüm sanıklar yönünden kamu davasının ortadan kaldırılması mümkün bulunduğunun anlaşılması karşısında;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden REDDİNE,

II- Kanun Yararına Bozma talebinin 3. bendine ilişkin yapılan incelemeye gelince;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Bakırköy 13. Ağır Ceza (kapatılan Eyüp 1. Ağır Ceza) Mahkemesinin 21/09/2006 tarihli ve 2002/233 esas, 2006/416 karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 07/07/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog