21. Hukuk Dairesi
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/208 Esas 2023/1792 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2020
NUMARASI : 2020/264 Esas 2020/239 Karar
DAVACI
VEKİLİ
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin dosyanın incelemesi sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmediğini, hesabın kat edildiğini, davalı şirket hakkında mahkemece konkordatonun tasdikine karar verildiğini, tasdik edilen konkordato projesinde müvekkili bankanın alacağının eksik belirlendiğini, çekişmeli alacağın tespiti ve tahsili amacıyla dava açılması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalıdan 46.620.847,32 TL ile 8.105.492,14 USD alacağının tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili duruşmadaki beyanlarında; açılan davayı kabul etmediklerini, dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilmediğini davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kredi borcunu ödemediğini, tarafların sulh olmadığının konkordatoya ilişkin davada ara karar ile tespit edildiğini, arabuluculuk müessesine başvuru şartının aranmasının hukuka aykırı olduğunu, usul ekonomisine aykırı bulunduğunu, mahkeme ara kararı neticesinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinin ortaya konulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı vekili 09/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ile konkordato kararının tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılması nedeniyle açılan bu davanın konusunun kalmadığından davanın konusuz kalmasına ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmediğini, davalı şirket konkordato projesinde alacağın eksik miktar ile tespit edildiğini iddia etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava, konkordato tasdik yargılamasında çekişmeli hale gelen alacağın tahsili talebine ilişkin olup, her iki tarafın tacir olması ve işin tarafların ticaret işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle dava,
TTK 4. Maddesi kapsamında ticari dava niteliğindedir. 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle,
TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiş olup, aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiğinden, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
İİK'nun 308/b-1.maddesindeki çekişmeli hale gelen alacak için açılan dava genel dava niteliğinde olan tarafların üzerilerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir dava türüdür. Sonuçta verilecek hüküm konkordato şartlarına tabi olması (konkordato tasdiki halinde) davanın genel mahkemelerde o mahkemelerin tabi olduğu usul hükümlerine göre görüleceği hukuki durumu değiştirmez.
Davacı yan dava dilekçesi ekinde arabuluculuk faaliyet sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini ibraz etmemiş, dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının sunulmamış olması nedeniyle mahkemece 06/07/2020 tarihli ara kararla davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin dava tarihinden öncesine ait son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmak üzere ara kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından 14/07/2020 tarihli beyan dilekçesi ile dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı, bu nedenle 06/07/2020 tarihli ara karardan dönülmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan inceleme sonunda 25/06/2020 tarihinde açılan dava tarihinden önce sonuçlanmış arabuluculuk faaaliyetine ilişkin son tutanağın sunulmadığı, 5235 sayılı kanunun 5/a maddesi gereğince ticari alacak davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı tarafından arabuluculuk süreci sonuçlanmadan dava açıldığı, bu şekilde dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle 5235 sayılı kanunun 5/a, 6325 sayılı kanunun 18/a-2,
HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olduğu ve mahkemece verilen kesin süreye rağmen de dava tarihinden önce sonuçlanmış arabuluculuk faaliyetine ilişkin son tutanağın sunulmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gerekli olan 80,70 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/12/2023 Başkan- Üye Üye - Zabıt Katibi Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.