Esas No
E. 2012/33923
Karar No
K. 2013/26645
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2012/33923 E.  ,  2013/26645 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

Hüküm : Beraat

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi,

TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; doktor olan sanığa, çalışmakta olduğu hastahanenin başhekimi olan katılan tarafından hakaret edildiği iddiasıyla açılan davanın Serik Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, katılanın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği sabit görülerek, katılan hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, tarafı olduğu dava dosyasındaki belgelerin fotokopisini alan sanığın, bu dosyada mevcut olan katılana ait 04.08.2009 tarihli adli sicil kaydının ve katılan hakkındaki kararı da gösteren 16.04.2010 tarihli 3 sayfalık duruşma tutanağının örneklerini, “...Başhekim Op. Dr. R.U'nun adli sicil kaydının olması, tarafıma hakarette bulunmaktan dolayı mahkumiyet kararının olmasından dolayı bir amir olarak çalışmasının uygun olup olmayacağının belirlenmesi” ibarelerini taşıyan ve Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce bu konuda tarafına yazılı açıklamada bulunulması talebini içeren 20.04.2010 tarihli dilekçesinin ekinde, Serik Kaymakamlığı İlçe Sağlık Grup Başkanlığına verdiği olayda,

Aleni duruşma sonucunda verilen ve sanığın tarafı olduğu mahkeme kararı, katılana ait “kişisel veri” olarak kabul edilemeyeceği gibi, iddiaya konu 04.08.2009 tarihli adli sicil kaydını, gerektiğinde belge aslını temin edebilecek olan makam dışında, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, dilekçesinde bahsettiği açıklamalarını delillendirme amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiği de kabul edilemeyeceğinden, tebliğnamedeki, adli sicil kaydının kişisel veri niteliğinde olması ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun oluşabilmesi için genel bir suç işleme kastının bulunmasının yeterli olması nedeniyle atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu TCK md.136/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog