Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/791
Karar No
K. 2022/791
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/791 Esas - 2023/1119

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

BURSA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/791
KARAR NO: 2023/1119
VEKİLİ: Av. ...... -
DAVALI: 1- TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - .......
VEKİLİ: Av. ....... - Demirtaşpaşa Mah. 11. Ata Sk. No:5 D Blok D:201-202 Osmangazi/ BURSA

DAVALILAR :2- ... ... - .... Değirmenlikızık Mah. Akıncı Sk. N.15/1 Yıldırım/ BURSA : 3- ... ... - ..... Değirmenlikızık Mah. 1.Akıncı Sk. No:15 İç Kapı No:1 Yıldırım/ BURSA

VEKİLİ: Av. ..... -
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25/09/2018
KARAR TARİHİ: 01/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 14/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin murisi ... ...'in davalıların sürücüsü, maliki ve sigortacısı olduğu 16 LBA 65 plakalı aracın sürücüsü ... ... tarafından alkollü bir şekilde kullanılması nedeniyle meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini belirterek, davalılardan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir.

Davacılar vekili 06/10/2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili ... ... için talebini 189.769,91 TL daha arttırarak, 190.269,91 TL 'nin davalılar ... ve ...'den, bu miktarın 140.628,66 TL'si poliçe limiti dahilinde olduğundan 22/06/2018 temerrüt tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketinden, müvekkili ... ... için talebini 13.406,79 TL arttırarak 13.906,79-TL'nin davalılar ... ve ...'den, 13.906,79 TL'nin poliçe limiti dahilinde olduğundan, 22/06/2018 temerrüt tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketinden, müvekkili ... ... için talebini 43.558,15-TL daha arttırarak 44.058,15 TL'nin davalılar ... ve ...'den, 37.696,64-TL'nin poliçe limiti dahilinde olduğundan 22/06/2018 temerrüt tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, Bursa 8.Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacılar murisinin kazada mütefarik kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir, Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, ölenin aracı kullanının alkollü kullandığını bilerek araca bindiğini, emniyet kemeri takmayarak kusurlu olduğunu, kazada hatır taşıması olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir, KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar murislerinin de içinde bulunduğu, davalı Engün ...'in maliki olduğu, diğer davalı ... ...'ün kullandığı 16 LBA 65 plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle müteveffa ... ...'in vefat ettiği, söz konusu aracın 08/12/2017 -08/12/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 53474565 nolu poliçe ve 330.000,00 TL limitle Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile davalı şirketçe sigortalandığı anlaşılmıştır.

Davalı sigorta şirketi vekili tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; davanın ölümlü trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası olup, fiilin cezai gerektirdiğinden KTK' nın 109/2 .maddesi kapsamında uzamış ceza zamanaşımı olan 15 yıllık süreye tabidir. Dolayısıyla kaza tarihi olan 14/05/2018 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi geçmediğinden bu savunmaya itibar edilmemiştir. Zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.

Taraflarca sunulan tüm deliller toplanmış, tarafların ekonomik sosyal durumları araştırılmış, ZMMS ve Kasko poliçeleri getirtilerek incelenmiş, kazanın oluşumunda tarafların kusur oranlarının tespiti, tespit edilen kusur oranına göre, davacıların uğradıkları maddi zararın miktarının belirlenmesi ve talep olunan tazminatların sigorta poliçesi kapsam ve limiti dahilinde bulunup bulunmadığının tespiti yönünde mahallinde keşif ve bilirkişi incelemeleri yaptırılarak bilirkişiden rapor alınmış, taraflarca gösterilen tanıklar dinlenmiştir.

Dinlenen davacı tanığı Gülü Yılmaz beyanında; "...ben kazanın nasıl olduğunu görmedim, ben kaza yerine ertesi günü gittim, kaza mahallinde kazaya karışan araçlardan biri vardı, çevredeki esnaflardan kazanın iki aşamada gerçekleştiğini duydum ve bunu kamera kayıtlarında gördüm ,önce kokoreçcinin yanındaki direğe çarpmış,daha sonra 50-60 metre ötedeki araça çarpıldığını gördüm hatta aracın söförü onu hastanaye götürmeyin ben eve götüreceğim ambülansa gerek yok dediğini duydum , müteveffa emekli idi, ayrıca bir fabrikada aylıklı işçi olarak çalışıp evi o geçindiriyordu, 13 yaşında ve 22 yaşında bir kızı vardır ikinci işyerinden 1.800-1900 TL civarında maaş almakta idi dedi..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "... ben trafik kazasını görmedim, müteveffa emekli olup, emeklilikten sonra da bir tektil firmasında bakımcı olarak çalışmakta idi, sanırım asgari ücret olarak maaş almaktadır dedi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dinlenen davacı tanığı İbrahim Işıklan beyanında; "... ben kaza mahallinde çorba salonu işlettiğim için kaza sırasında dükkanın önünde idim, kazayı birebir gördüm, kokoreççiden kokoreç alan kazayı yapan araç kokoreççiden hızlı çıktığı için kokoreççinin hemen yanında bulunan kaldırımın önüne dökülen betona çarptı, bu sırada aracın hava yastığının açıldığını da gördüm, bu arada araç geri geri giderek toparladı sonra hızla patlamış tekere rağmen cant üzerinde giderek bir başka taksi ile çarpıştı, kazadan sonra şöför dışarıya çıkınca kendisinin davranışlarından alkollü olduğunu anladım, ölenin emniyet kemeri takılı olup olmadığını hatırlamıyorum dedi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dinlenen davalı tanığı ... ... beyanında; "... ben kaza tarihinde ... ile birlikte Kaplıkaya 'ya alkol içmek için gittik sonra mekanda ... ..., ..., ... isimli şahıslar vardı, yanyana masalarda oturduğumuz için muhabbet ettik, daha sonra 5 kişi ... ...'ün kullandığı araca bindik, ancak ben kaza mahalline gelmeden evimin yakınında indim, kazanın nasıl olduğunu görmedim, mekanda sürücü ...'de alkol aldı, ben ...'in aracına bindiğim için para vermedim, ...'in aracına binen diğer kişilerin de para verdiğini görmedim, para ile ilgili anlaşma veya konuşma geçmedi, ... ile ...'in tanışıklığı yoktu, mekanda tanıştılar, ... bey isimli arkadaş, ...'e aracında yer varsa bizi bırak demesi üzerine bizde araca bindik, ben aracın arka koltuğunda oturmak suretiyle bindim, ön koltukta ... isimli şahıs oturdu ancak bu şahsın emniyet kemeri takıp takmadığını bilmiyorum, ... 'in arkada oturdu, kemer takmadı dedi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dinlenen davalı tanığı ... ... beyanında; " ....kaza tarihinde ben ve ... ile birkaç kişi alkollü mekanda otururken ... ile ... birlikte geldikler, daha sonra mekana ... de geldi, oturduk eglendik, akşam olunca ...'in aracına biz kendi isteğimiz ile bindik, aramızda para konuşması geçmedi, ben önde şöför koltuğunun yanında otururdum, ..., ... ve ... arkada oturdular, arkada otururken ...'in kemer taktığını görmedim, ben kazadan önce evimde indim, kazanın nasıl olduğunu görmedim, ben evime vardığımda araçtan indiğimde ... arkada sıkıştığını söyleyince benim yerime ön koltuğua geçti, ... kemer takıp takmadığını görmedim dedi. .." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; "... Kaza tarihinde ben, ..., ... ve ... ile hep birlikte dere kenarında alkol alıp eğlendik, geç vakit olunca ...'in aracına binip evimize doğru yola çıktık, araca binmeden önce müteveefa ... kendisini alması için bir arkadaşını aradı, arkadaşı cevap vermeyince bana ...'e söyle bizide evimize bırakır mı diye sor dedi, bende ...'e sordum, bizi evimize bırakmak için aracına aldı, bizden herhangi bir para almadı, kaza mahalline gelmeden araçtan indiğim için kazayı görmedim, ... önce arka koltukta bizimle birlikte oturdu, sonra ön koltukta oturan ... Amca evi çivarında inince ... ön koltuğa geçti, kemer takmadı dedi..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Makine Müh.-Trafik uzmanı bilirkişiden alınan 11/09/2019 tarihli raporda; meydana gelen kazada davalı sürücü nün %100 kusurlu , müteveffa ... ...'in kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Dosyanın bir aktüerya uzman,ı bir de sigorta hukukçusu bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetine tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor aldırılmıştır.

03/01/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı ... ...'in toplam destek zararının 274.483,98 TL, ... ...'in toplam destek zararının 55.719,90- TL, ... ...'in toplam destek zararının 14.527,60 TL olup, davacı ... ...'nın destek yoksun zararının bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından 18/09/2018 tarihinde davacılara yapılan toplam 11.870,00 TL ödemenin indirime tabi olduğu, ancak hasar dosyası içinde hangi davacıya ne kadar ödeme yapıldığının belirli olmadığından ödenmiş tazminat güncelleme ve indirimi yapılamadığını, davalılardan Halk Sigorta ile davalı ... ... adına kayıtlı 16 LBA 65 plakalı araç için 53474565 nolu KZMSS poliçesi düzenlendiği ve düzenlenen poliçede davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin 330.000,00 TL 'ye kadar sorumluluğunun bulunduğu, yapılan ödeme neticesinde bakiye borç limitinden sorumluluğunun devam ettiği bildirilmiştir.

Davalı araç sürücüsü ... ... hakkında Bursa 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/486 esas sayılı dosyasında görülen kamu davasının yapılan yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumundan aldırılan 30/06/2020 tarih ve 2020/55086/6558 sayılı adli tıp raporunda ise ; sanık ... ...'ün asli kusurlu, müteveffa yolcu ... ...'in alt düzeyde tali kusurlu olduğu, kazaya karışan 34 NH 7468 plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Davalı sigorta vekili tarafından hangi davacıya ne kadar ödeme yapıldığı açıklandığı takdirde bu açıklamalar doğrultusunda bu konuda açıklama yapılamaması halinde ise davalı sigorta şirketi tarafından 18/09/2018 tarihinde yapılan 111.870,00 TL ödemenin bilirkişi raporuna göre tazminata hak kazandığı iddia olunan davacı ..., ... ve ...'nin miras payları oranında garameten ödendiği kabul edilerek, ödenen bu bedelin güncellenmesi ve davacı vekilinin 2020 yılı asgari ücretine göre raporun güncellenmesi ve davacı ...'nin yaşının 13 olarak dikkate alınması talepleri doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.

Bilirkişi kurulunca düzenlenen 02/04/2020 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda;

Davacılar destek zararlarının PMF yaşam tablosu ve %10 artış Iskontolu olarak hesaplanan tutarlara göre davacılardan ... ...'in isteyebileceği toplam destek zararının 190.269,91 TL, ... ...'in isteyebileceği toplam destek zararının 44.058,15 TL , ... ...'in isteyebileceği toplam destek zararının 12.152,19 TL olduğu, Trafik sigortacı davalı Halk Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğu Trafik Sigorta Genel Şartları nedeni ile TRH 2010 yaşam tablosu ile ve 1,6 teknik faizle hesaplanan tutarlarının ise; davacı ... ...'in isteyebileceği destek zararının 140.628,66 TL, ... ...'in isteyebileceği destek zararının 37.696,64 TL, ... ...'in isteyebileceği destek zararının 13.906,79 TL olup, davacı ...'in destek zararının bulunmadığı bildirilmiştir.

Mahkememizce maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bam 13.HD'nin 25/05/2022 tarih, 2021/1230 E. 2022/905 K.sayılı ilamı ile "...Mahkeme tarafından hükme esas alınan aktüerya raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde sigorta şirketi açısından Genel Şartlara göre TRH 2010 Yaşam Tablosu, %1,8 Teknik Faiz ve "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant Formülü", diğer davalı yönünden ise PMF1931 Yaşam Tablosu ve "Progresif Rant Yöntemi" uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Kaza tarihi ve ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle KTK'nın 90. maddesi gereğince hesaplamada sürücü, işleten ve sigorta açısından ayrım yapılmadan "TRH 2010 Yaşam Tablosu 1,8 Teknik Faiz ve "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant Formülü" uygulanması gerekirken mahkemece belirtilen şekilde ayrı hesaplama yöntemi uygulanması doğru olmadığı gibi Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir.

Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekmekte olduğundan davalı Halk Sigorta vekilinin genel şartlardaki hesaplama yöntemlerinin uygulanması gerektiği hususundaki istinaf isteminin reddi ile sigorta şirketi yönünden TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılan hesaplama ile diğer davalılar yönünden PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın davalıların lehine olduğu ve maddi tazminat ile ilgili davacıların istinaf talebi bulunmadığından bu husus kaldırma sebebi olarak değerlendirilmemiş ise de aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınacak olması halinde TRH 2010 tablosunun esas alınarak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılarak tazminat hesabı yapılması ile davalıların kazanılmış haklarının korunması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam).

Bilirkişi tarafından öncelikle davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce davacıya bir miktar ödeme yapıldığının belirlenmiş olmasına göre; ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacının zararının karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması yani ödemenin yapıldığı tarih itibarı ile geçerli verilere göre hesaplanan tazminatı yapılan ödeme tamamen karşılıyorsa zarar görenin zararının kalmadığı, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 19/12/2013 tarih 2012/12123 esas 2013/18083 karar sayılı emsal kararı )

Somut olayda aktüerya bilirkişisi tarafından sigorta şirketinin ödeme tarihi olan 2018 yılı verilerine göre gerçek zarar belirlenmeden doğrudan rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak tespit edilen tazminattan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplama yapıldığı anlaşılmakla bu durumda öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre gerçek zararın tespiti ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçek zararı karşılayıp karşılamadığının denetlenmesi ile karşılıyor ise zararı kalmadığından maddi tazminat isteminin reddine ,karşılamıyor ise rapor tarihine en yakın veriler kullanılarak gerçek zararın belirlenmesi ile davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin hesap tarihine kadar güncellenerek gerçek zarardan mahsubu ile bakiye miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme karar verilmesi nedeniyle davalılar ... ve ... ... vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.

Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma devresini oluşturduğu; işgücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği, Yargıtay yerleşmiş içtihatlarındandır.

Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasında esas ücrete dâhil edilemez.

Somut olayda, kaza tarihinde 43 yaşında olan henüz aktif dönem içerisinde bulunmakta olup davacılar vekili murisin emekli olduğu ve emekli olduktan sonra başka bir işte çalışmaya devam ettiğini iddia etmesi ve tanıkların da murisin emekli olduktan sonra fabrikada işçi olarak çalıştığını beyan etmesi karşısında aktüerya bilirkişisi raporunda müteveffanın gelirini hesaplarken aktif çalışma süresinin sonununa kadar AGİ'li olarak hesaplamıştır.

Murisin kaza tarihinde emekli olduğunun ve emekli olduktan sonra çalışmaya devam ettiği iddiası kapsamında; mahkeme tarafından SGK dan müteveffanın emekli olup olmadığı ile olmuş ise hangi tarihte emekli olduğu , emekli olduktan sonra çalışıp çalışmadığı ve çalışıyor ise iş yeri ve aldığı son ücrete ilişkin kayıtlarının gönderilmesi talep edilmediği anlaşılmakla bu yönüyle yeterli inceleme ve araştırma yapıldığından bahsetmek mümkün değildir. Davacının kaza tarihinden aktif çalışma döneminde bulunduğu anlaşılmakla SGK ya yazılacak müzekkereye verilen cevapta müteveffanın emekli olduğu ve başka bir işte çalışmaya devam ettiğinin bildirilmesi halinde aktif dönem sonuna kadar ücretin AGİLİ olarak hesaplanması ile emekli olduğunun ancak emekli olduktan sonra başka bir işte çalıştığının tanık anlatımları dışında resim kayıtlarla ispatlanamaması halinde emekli olduğu tarihten aktif dönem sonuna kadar ücretin AGİ'siz olarak hesaplanması gerektiğinden eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.

Yargıtay yerleşik ve kabul gören uygulamasına göre, desteğin, küçük çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.

Mahkeme tarafından aktüerya bilirkişisinden alınan raporda davacı çocuklar ... ve ... için Türkiye'de ortalama evlenme yaşının 25 yaş olduğu gerekçesi ile destek yaşı 25 yaş kabul edilerek hesaplama yapılması hatalıdır Davacı ...'in sosyal ekonomik durum araştırmasında 22 yaşında olduğu ,yüksek okul mezunu olduğu ve herhangi bir işte çalışmadığı tespit edilmiş ancak davacının öğrenim durumu ile ilgili yukarıdaki açıklamalar ışığından mahkeme tarafından her hangi bir araştırma yapılmamıştır. Yapılacak araştırma ile davacı ...'nin yüksek okuldan hangi tarihte mezun olduğu ve mezun olduktan sonra öğrenimine devam edip etmediğinin araştırılması ile 2 yıllık yüksek okuldan mezun olduktan sonra öğrenim hayatına devam etmediğinin anlaşılması halinde davacı ... için destek yaşının yüksek öğreniminin son bulduğu 22 yaş kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca diğer davacı ...'nin kaza tarihinde sosyal ekonomik durum araştırması için yazılan müzekkereye verilen cevapta 13 yaşında olduğu ve orta okula gittiği tespit edilmiş ise de; davacı ...’nin öğrenci olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu durumda, mahkemece, davacı çocuk ...’nin öğrenim görüp görmediğinin tespiti açısından anılan davacının varsa öğrenci belgesinin, öğrenci olduğunun tespiti halinde diğer davacı ablasının da yüksek okul mezunu olması nedeniyle yükseköğrenim görmesinin kuvvetle muhtemel olduğundan öğreniminin sona erdiğinden söz etmek mümkün olamayacağından öğrenim süresi 25 yaşına kadar devam edeceğinden 25 yaşına kadar babasından destek göreceğinin kabul edilmesi, öğrenci olmadığının tespiti halinde ise 22 yaşına kadar babasından destek göreceği kabul edilmesi gerekmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak davacı çocukların eğitim durumları ile ilgili gerekli araştırmanın yapılarak destek yaşlarının belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin sadece davacı ...'nin destek yaşı ile ilgili kararı istinaf etmesi nedeniyle davacı ... yönünden destek yaşı 25 yaş kabul edilerek yapılan hesaplama yönünden davacının kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilerek davalı Halk Sigorta vekili ile davalılar ... ve ... ... vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir.

Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır.

Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 07/07/2021 tarih 2021/485 E,2021/971 K ) Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere '' şeklinde beyanda bulunarak destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmadığından sonuç itibariyle davanın kısmi dava şeklinde açıldığı anlaşılmıştır.

Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında kural olarak faiz başlangıcı olay tarihidir. Hükmedilen maddi tazminatın tamamı için olay tarihi olan tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte olup mahkemenin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf istemlerinin yerinde olmadığı görülmüştür. Kabule göre de; mahkemece verilen hükümde, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti uyarınca sorumlu olacağı belirtilmiş olmasına rağmen, poliçe limitinin ne miktarda olduğunun belirtilmemesi ve tazminat miktarının poliçe limitini aşması halinde her bir davacı yönünden garamaten hesaplama yapılarak poliçe kapsamında ödenmesi gereken miktarın belirtilmemesi davalının sorumlu olduğu miktarın tespiti açısından sorun oluşturacağından doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17.HD 30/06/2020 tarih 2018/5104 E 2020/4170 K) Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; kusur, zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.

Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 56.] maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.

Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacıların ve davacılar murisinin kaza tarihindeki yaşı, davalının kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacıların uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olandan bir miktar az manevi tazminata hükmedilmiş olup, davacılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü ile davalılar ... ve ... ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir. 6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekilinin, davalı Halk Sigorta vekili ve davalılar ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (a-6) bendi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir...." gerekçesiyle bozularak mahkememize gönderilmekle, mahkememiz yukarıda esası belirtilen sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.

Mahkememizce dosyanın önceki aktüerya bilirkişiye tevdi ile ibraz edilen belgeler ve BAM kararı doğrultusunda tazminat hesaplanmasının yapılmasına karar verilmiş olup, aldırılan 03/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; ... ...’in vefat tarihi olan

14.05.2018 itibariyle, aktif dönemde asgari ücret üzerinden ve bilinen asgari ücret devresi 2020 yılı olmak kaydıyla hesaplanan destek zararlarının; ... ... için; 412.115,35 TL toplam destek zararları, 82.423,07 TL %20 hatır taşıma, 65.938,46 TL %20 müterafik kusur, 140.248,74 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 123.505,09 TL istenebilecek tutar olduğu, ... ... için; 59.700,32 TL toplam destek zararları, 11.940,06 TL %20 hatır taşıma, 9.552,05 TL %20 müterafik kusur, 17.963,41 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 20.244,80 TL istenebilecek tutar olduğu, ... ... için; 12.152,19 TL toplam destek zararları, 2.430,44 TL %20 hatır taşıma, 1.944,35 TL %20 müterafik kusur, 0,00 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 7.777,40 TL istenebilecek tutar olduğu, davacı ... ...’nın destek zararının bulunmadığı, davalı Sigorta Şirketi tarafından 18.09.2018 tarihinde yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki veriler ile hesaplanan davacılar zararını karşılamadığı, bu nedenle yapılan ödemenin rapor tarihine yasal faiz ile güncellenerek indirime konu edildiği, bakiye istenilebilir davacılar destek zararlarının davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe limiti içinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce dosyanın önceki bilirkişiye tevdi ile Türkiye Sigorta vekilinin itirazları ve özellikle BAM kararında davacı ... ...'in destekten yararlanabileceği yaşa ilişkin açıklamalar da dikkate alınarak ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, aldırılan 15/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; ... ...’in vefat tarihi olan

14.05.2018 itibariyle, aktif dönemde asgari ücret üzerinden ve bilinen asgari ücret devresi 2020 yılı olmak kaydıyla hesaplanan destek zararlarının ; ... ... için; 418.879,34 TL toplam destek zararları, 83.775,87 TL %20 hatır taşıma, 67.020,69 TL %20 müterafik kusur, 143.570,88 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 124.511,90 TL istenebilecek tutar olduğu, ... ... için; 63.085,84 TL toplam destek zararları, 12.617,17 TL %20 hatır taşıma, 10.093,73 TL %20 müterafik kusur, 18.388,92 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 21.986,02 TL istenebilecek tutar olduğu, ... ... için; 382,81 TL toplam destek zararları, 76,56 TL %20 hatır taşıma, 61,25 TL % 20 müterafik kusur, 0,00 TL sigorta ödemesi güncel tutarı, 245,00 TL istenebilecek tutar olduğu, davacı ... ...’nın destek zararının bulunmadığı, davalı Sigorta Şirketi tarafından 18.09.2018 tarihinde yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki veriler ile hesaplanan davacılar zararını karşılamadığı, bu nedenle yapılan ödemenin rapor tarihine yasal faiz ile güncellenerek indirime konu edildiği, bakiye istenilebilir davacılar destek zararlarının davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe limiti içinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Müteveffa ... ...'in, davalı sürücü ... ...'ün kullandığı araca birlikte alkol aldıktan sonra şoförün alkollü olduğunu bildiği halde binmesi nedeniyle müterafık kusurlu olup hesaplanan tazminat miktarından %20 oranında indirim yapılmış,ölenin davalı şoför ile birlikte alkol aldıktan sonra onun aracına bindiği,tanıklar beyanlarında şoförün ücret almadığını bildirdikleri gibi Türk örf ve ananelerine göre de benzer durumlarda ücret alınmayacağı bilindiğinden davalının davacıyı evine bırakması hatır taşıması olarak kabul edilmiş ve hesaplanan tazminattan hatır taşıması nedeniyle de %20 oranında indirim yapılmıştır.

Maddi tazminat talepleri yönünden davalıların istinaf talepleri olup, davacıların istinaf talebi olmadığından TRH 2010 tablosunun esas alınarak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılarak yapılan tazminat hesabına göre davacı ...'nin tazminat miktarı daha yüksek çıktığı halde davalıların kazanılmış hakları korunarak davacı ... için önceki kararda hükmolunan 121.772,73 TL'ye hükmolunmuş, diğer davacılar ... için hesaplanan 21.986,02 TL, davacı ... için ise 245,00 TL tazminata hükmedilmiştir. Davacılardan ... kaza tarihinde evli olup, ölenin desteğine muhtaç olmadığından bu davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu durumda; davacıların toplam maddi zararları 144.003,75‬-TL olup, bu tutar 330.000,00 TL olan ZMMS poliçe limiti dahilindedir. . Destekten yoksun kalma tazminatı, destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.

Somut olayda, davacı ... müteveffanın eşi, davacı ... ve ... müteveffanın kızları olup, ölümü ile onun desteğinden yoksun kalmışlardır. Davacı kız ... ise , kazanın olduğu tarihte evli olduğundan desteğe ihtiyacı yoktur. Davalı sürücü, haksız fiili nedeniyle, davalı araç maliki işleten sıfatıyla ve davalı sigorta şirketi ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere meydana gelen zarardan sorumludur. Manevi tazminat ise; meydana gelen olay nedeniyle duyulan acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesine yöneliktir. Bir teselli ve avunma tatmin aracı yaratmaktan ibarettir. Tazminatın takdirinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tazminatın tatmin duygusu oluşturacak durumda olması, olayın oluş şekli,kusur durum, desteğin ölüm tarihindeki yaşı ve destek ile aralarındaki ilişkinin niteliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Davacılar desteğin eşi ve kızları olup, destek ölüm tarihinde 44 yaşındadır. Davacı eş 44 ve kızı ... 13, kızı ... 22 yaşında genç yaşta babalarını kaybetmiştir. Tazminat miktarı hesaplanırken ölenin müterafık kusuru ve taşımanın hatır taşıması olduğu ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve BAM kararı da gözetilerek, davacı eş ... için 34.000,00 TL , davacı kız ... için 25.000,00 TL, davacı kız ... için 22.000,00 TL , davacı kız ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 101.000,00 TL manevi tazminat uygun görülmüştür. Açıklanan gerekçe dosya kapsamına göre, davacı ... yönünden maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, diğer davacılar yönünden maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,

1.a)Davacılardan ...'in maddi tazminat talebinin REDDİNE,

b-Diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; ölenin kazadaki mütereffık kusuru nedeniyle %20 ve hatır taşıması nedeniyle %20 indirim yapıldıktan sonra hesaplanan davacı ... için 121.772,73-TL, davacı ... için 21.986,02-TL, davacı ... için 245,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

2.Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; kazada ölenin müterefık kusuru kazanın hatır taşıması olduğu tarafların mali ve sosyal durumları ve kazanın oluş şekli gözönüne alınarak takdiren davacı ... için 34.000,00-TL davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ... için 22.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

3.Harçlar yasası gereği alınması gereken 16.736,21- TL harçtan peşin alınan 2.011,11- TL harcın ( peşin ve ıslah harcı toplamı ) mahsubu ile bakiye 14.725,10 TL harcın ( 9.836,89-TL 'sinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmak kaydıyla ) davalılardan tahsiline,

4.Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 2.468,10- TL yargılama giderinin tümü maddi tazminat davası için yapıldığından bu kalem üzerinden kabul red oranına göre hesaplanan 1.027,11-TL yargılama gideri ile peşin alınan 2.011,11- TL harcın ( peşin ve ıslah harcı toplamı ) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 150 TL yargılama gideri davanın kabul red oranına göre hesaplanan 63,15-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,

6.Diğer davalılar tarafından gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Davacılar yararına maddi tazminat yönünden ölçümlenen Davacı ... ... için; 19.483,64-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, Davacı ... ... için; 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, Davacı ... ... için; 245,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine,

8.Davacılar yararına manevi tazminat yönünden ölçümlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacılara verilmesine,

9.Reddedilen maddi tazminat istemi yönünden davalılar yararına ölçümlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

10.Rededilen manevi tazminat istemi yönünden davalılar ... ve ... yararına ölçümlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine,

11.Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bursa Bamda istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/11/2023 Başkan .....

(e-imzalıdır)

Üye ..

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Bozmadan önce Davacı gideri ; Bozmadan sonra davacı gideri; 38,00 TL tebligat posta gideri

41,10 TL ilk gider

1.800,00 TL bilirkişi gideri,

314,00 TL keşif harcı 150,00 TL Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. gideri

275,00 TL tebligat posta gideri

2.430,10 TL toplam gider

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.