2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin sahip olduğu ... plakalı araç 18.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile perte ayrıldığını, ilgili kazada karşı taraf olan ... plakalı aracı tam kusurlu bulunduğunu, karşı tarafın ... plakalı aracın trafik sigortası ... Sigorta A.Ş. İle müvekkili arasında gerçekleştirilen mutabakat ve ibraname ile müvekkilinin ... plakalı aracı adına 340.000TL tutarında rayiç bedel ödemesini olacağı konusunda mutabakat imzalandığını, karşı tarafın zmms ... SİGORTA A.Ş. tarafından en ust poliçe limiti olan 120.000-TL tutarında ödendiğini, davalı ... Oto AŞ'nin mutabakat kapsamında ödemesi gerekli miktar 220.000-TL olduğunu ancak diğer taraf tarafından müvekkiline 180.700 TL ödenerek, 39.300-TL tutarda eksik ödemede bulunulduğunu, söz konusu alacağın hem haksız fiil sonucu hem de sözleşme ilişkisi kapsamında alınması gerekli para alacağı olduğunu, bu sebeple İzmir ... İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosya ile ilamsız icra takibe geçildiğini ancak davalı tarafından icra dosyasına 18/12/2023 tarihinde itiraz edildiğini ve dosyanın durduğunu, bu sebeple ilgili icra dosyasına yönelik itirazın iptali öncesi zorunlu arabuluculuğa muracaat edildiğini ancak arabuluculuk dosyasında anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin gerçekleşen kaza sonucunda aracının perte ayrılmasında tam kusurlu bulunan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası tarafından ibraname sağlanmış ve 2023 yılı poliçe limiti olan 120.000TL 'nin tamamı sigorta şirketi tarafından ödendiğini, sigorta şirketi ile pert aracı satın alan davalının arasındaki anlaşma gereği, davalının poliçe limitleri dışında ödemesi gerekli miktarı ödememiş olduğunun sabit bulunduğunu, davalının icra dosyasına sunmuş olduğu itiraz haksız ve hukuka aykırı olup ayrıca dürüstlük kuralının ihlalini oluşturduğunu, bakiye miktar adına ibraname ve mutabakatname imzalanmış olup ruhsat sahibi yahut kasko poliçesinin sorumluluğuna da gidilebilmesi mümkün olmadığını, sözleşmelerin nispi etki doğuracağı kuralının ortada olduğunu, bu sebeple bakiye miktar olan 39.300TL tutar adına, uyuşmazlığın ZMMS kapsamlı olması sebebi ile dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek davanın kabulü ile İzmir ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına davalı tarafından sunulan itirazın kaldırılarak icra takibinin devamına,%30 oranında icra inkar tazminatının davalıya yükletilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava; trafik kazasından kaynaklanan bakiye tazminatın zarara sebebiyet verdiği iddia edilen davalı/işleten tarafça ödenmesi için başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde davacı davalı aleyhine toplam 39.300,00-TL üzerinden takibin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiği, davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiği ve itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalara göre; somut olayda her ne kadar davalı taraf tüzel kişi tacir ise de davacının tacir olmadığı bu hususta dava dilekçesinde iddianın da yer almadığı, davacının maliki olduğu aracın ruhsatında kullanım amacının "yolcu nakli-hususi" yazılı olduğu, yargılamanın bahsedilen temel hukuki ilişki kapsamında genel mahkemenin görevi kapsamında kaldığı uyuşmazlığın TTK' da düzenlenen dava türlerinden olan mutlak ticari dava sayılan hallerden birinin somut olayda yer almadığı, zarar gören aracın hususi olarak kayıtlı olduğu anlaşıldığından; haksız fiile ilişkin uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi' ne gönderilmesine,
3.HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonda davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altın alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilememesi halinde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden de bu durumun tespiti ile yargılama giderlerine ilişkin karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda,tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)