4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/1724 E. , 2023/7528 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, borçlu ... hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, dava konusu 8494 Ada 11 Parsel 1 nolu bağımsız bölümü 07.06.2010 tarihinde davalı ...'a aynı ada ve parselin 2-3-5-6-7 nolu bağımsız bölümlerini 11.06.2010 tarihinde davalı kardeşi ...'a sattığını belirterek, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.12.2015 tarihli ve 2014/1015 Esas, 2015/1303 sayılı kararıyla; dava konusu 1 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a yapılan satışının iptaline, bu iptal kararı ile davacı alacağını tahsil edeceğinden diğer bağımsız bölüm ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 27.02.2019 tarih ve 2016/10264 Esas, 2019 /2230 Karar sayılı ilamında ; "...Anayasanın 141/3 maddesi hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gereğini düzenlemektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nun 428.maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanır. Diğer bir ifadeyle Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Somut olayda, mahkemece hüküm kısmında davalı borçlu ile davalı 3. kişi ... arasında tasarrufun iptaline karar verildiği halde gerekçe kısmında bunun hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığı tartışılmamıştır..." gerekçesi ile bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "...İİK'nun 278/11-2 maddesine göre ; aktin yapıldığı sırada , kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama gibidir ve İİK'nun 278/1 maddesine göre iptale tabidir.yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tasarruf tarihindeki değerinin, tapuda gösterilen değerinden fazla olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay bozma ilamı, mahalinde yapılan keşif , dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporu dikkate alınarak ; İİK 280/1 maddesine göre , mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir , davalı borçlu ... ve ...'ın da öz kardeş olma durumları dikkate alınarak, tasarrufa konu olan Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Çerçideresi Mahallesinde, Suadiye Caddesine cepheli imarın 8494 ada 11 parselde kayıtlı 2,3,5,6,7 nolu bağımsız bölümlerdeki davalı borçlu ...'ın hissesinin diğer davalı ...'a devrine ilişkin 11/06/2010 tarih 24517 yevmiye nolu tasarrufun iptaline karar verilmiş. Davaya konu olan Yenimahalle tapu kütüğüne kayıtlı 8494 ada, 11 parselde kayıtlı 2,3,5,6,7 nolu bağımsız bölümlerdeki davalı borçlu ...'ın hissesinin diğer davalı ...'a devrine ilişkin 11/06/2010 tarih 24517 yevmiye nolu tasarrufun iptaline, Diğer davaya konu olan 07/06/2010 tarih 8494 ada , 11 parselde kayıtlı 1 nolu daire cebri icra yoluyla 06.02.2012 tarihinde Hamdi Yılmaz'a satıldığından buna ilişkin tasarruf iptal davasının REDDİNE, " şeklinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ...
ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece verilen ilk kararın davacı vekilinin temyiz etmediğini, karanın davalılar tarafından ... yönünden temyiz edildiğini ve bozma kararının buna ilişkin olduğunu, davanın kısman red edilmesine rağmen lehe vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, dava koşullarının oluşmadığını, davanın kabulüne karar verilmesinin ve lehe vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri.
3.Değerlendirme
1.İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacının iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.
Somut olayda, davacı alacaklı borçlu tarafından, dava konusu 8494 Ada 11 Parsel 1 nolu bağımsız bölümün 07.06.2010 tarihinde davalı ...'a, aynı ada ve parselin 2-3-5-6-7 nolu bağımsız bölümlerini 11.06.2010 tarihinde davalı kardeşi ...'a yapılan satışların iptalini istemiştir.
Yapılan yargılama sonucunda ilk kararda 8494 Ada 11 Parsel 2-3-5-6-7- nolu bağımsız bölümlerle ilgili davanın reddine, 1 nolu bağımsız bölümle ilgili davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmemiş, davalı borçlu ... tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi, kabul kararı verilen 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin olarak kabul gerekçesinin olmadığından bahisle mahkemenin ilk kararını bozmuştur. Bu halde davalı ... yönünden dava konusu 8494 Ada 11 Parsel 2-3-5-6-7 nolu bağımsız bölümlerle ilgili davanın reddine ilişkin karar kesinleşmiş ve borçlu ve üçüncü kişi ... yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. İlk kararda kabul kararı verilen 1 nolu bağımsız bölümün davadan önce 06.02.2012 tarihinde icradan satılmış olduğu anlaşılmıştır.
Bu halde mahkemece, davalılar lehine oluşmuş usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak, dava konusu 8494 Ada 11 Parsel 2-3-5-6-7- nolu bağımsız bölümlerle ilgili dava kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 1 nolu bağımsız bölümle ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2.Kabule göre, dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm ile ilgili dava red edildiğine göre davalı borçlu ... yararına lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemesi de isabetsiz olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılar ... ve ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.