6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/202 Esas - 2023/151
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
DAVACI...
Av....
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı bankanın muhtelif hizmet binalarında özel güvenlik hizmetinin 01.10.2014- 30.09.2016 tarihleri arasında .... tarafından 01.10.2016- 30.09.2018 tarihleri arasında ... tarafından alt işverenlik ilişkisi kurulmak suretiyle temin edildiği, dava dışı işçiler için 12.06.2015 tarih ve 10154/19753 sayılı Kararı uyarınca kıdem tazminatı ödendiği, 11 işçi için ödenen kıdem tazminatının 182.986,39-TL olduğu, son alt işveren ....'den kendi dönemine isabet eden 97.040,30-TL'sinin tahsil edildiği, ancak davalıdan 85.856,09-TL'nin tahsil edilemediği, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere dava dışı işçiler için kıdem tazminatı olarak ödenen 85.856,09-TL'nin şimdilik 42.900,00-TL'sinin ödeme tarihi olan 14.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın görevli olmayan mahkemede açıldığı ve zamanaşımına uğradığı, davanın görevsiz mahkemede açıldığı, davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığı, davacı banka ile davalı şirket arasındaki sözleşme ve ihale dokümanı kapsamında talep edilen bedelle ilgili bir fiyatlandırmanın tanımlanmadığı, bu nedenle dava dışı işçilere ödenen kıdem ve ihbar tazminatından davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı, taraflar arasındaki imzalanan sözleşmenin 7. Maddesinde sözleşme bedeline dahil giderler arasında kıdem ve ihbar tazminatına yer verilmediği, davada talep edilen alacakların tamamından davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı, davada temerrüt gerçekleşmediğinden faizin dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiği, davada avans faizinin talep edilemeyeceği, 6552 sayılı Kanunla İş Kanunu'nda yapılan değişiklikle kıdem tazminatından kamu kurum ve kuruluşlarının sorumlu olaağı yönünde düzenleme yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE Dava, davacı asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; taleplerini fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımızı saklı tutarak arttırdıklarını ve müvekkili Banka tarafından asıl işveren sıfatıyla dava dışı işçiler için kıdem tazminatı olarak ödenen 85.856,09-TL'nin tamamının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsili için davalarını ıslah ettiklerini belirtmişlerdir.
Dava dışı işçilerin çalıştığı işyerlerini ve sürelerini gösterir ... hizmet dökümü dosyamız arasına alınmıştır.
Dosyanın iş ve sosyal güvenlik uzmanı bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmalarını karşılar, mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktaları ile sınırlı olmak üzere var ise dava tarihi itibariyle davacı alacağının tespitinin yapılması istenilmiş gelen bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle: Davacı banka tarafından dava dışı işçiler için yapılan 182.896,39-TL ödemeden davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın 86.267,69-TL olarak hesaplandığı, davadaki talebin 85.856,09-TL olduğu, ödemelerin 14.11.2018 tarihinde yapıldığı, tespit ve değerlendirmelerde bulunmuştur.
11.09.2014 gün ve 29116 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesinde; "...4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları;
a)Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından,
b)Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir..." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167.maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve eklerinde sorumluluğun davacıda olduğuna ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. .... karar sayılı ilamı; "Belirtilmelidir ki, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ne var ki, müşterek hukukun “Gasp eden daima temerrüt hâlindedir” şeklindeki genel ilkesi, günümüzde de uygulama alanı bulmaktadır. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt hâlinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez." Buna göre; Kaza tarihinde haksız fiil sorumlusunun temerrüdü gerçekleştiğinden haksız fiil tarihinden itibaren, zarar gören zararının faizi ile karşılanmasını talep edebilir. Nitekim , 6098 Sayılı Yasanın 117/2. Maddesinde "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." şeklindedir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açılmış bulunduğundan TBK' nın 146. Maddesi uyarınca davalının zamanaşımı itirazının ve taraflar tacir olduğundan görev itirazının reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının güvenlik hizmetleri işi için davalı ile sözleşme imzaladığı, dava dışı işçilerin hizmet alımına ilişkin davalı şirket nezdinde belirli dönemler içinde çalıştığı görülmüştür. Alınan bilirkişi raporu denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olduğundan hükme esas alınmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sözleşme ekinde işçilik ödemesi bakımından alt işverenin sorumluluğu bulunduğu, akdedilen sözleşme nedeniyle o döneme denk gelen kıdem tazminatı ödemesinden davalının sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, yukarıda değinilen içtihat uyarınca asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile; 85.856,09-TL'nin 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2.Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 5.864,83-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.502,63-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.362,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 13.737,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 732,63-TL Peşin/nisbi Harcı, 770,00-TL Islah Harcı, 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 140,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.723,83TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2023 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim...
(e-imzalıdır)