6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
Av. ...
...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil idare ile davalı arasında hizmet alımı Sözleşmesi'nin imzalandığını, davalı bünyesinde 01.11.2014- 31.10.2017 tarihleri arasında çalışan ...'ın ... arabuluculuk bürosuna başvurduğunu 08.06.2018 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşmaya varılarak işçilik alacakları ve arabuluculuk ücretinin ödendiğini, idare tarafından dava dışı işçiye ödenen borçlu şirketin bünyesinde çalıştığı 01.11.2014- 31.10.2017 tarihleri arasında tekabül eden 12457.10 kıdem tazminatı alacağının ödeme tarihi olan 18.07.2018 itibaren yasal faizi ile birlikte davada şirketten rücuen tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmeleri yapılmışsa da anlaşma sağlanamadığını belirterek borçlunun ödeme emrine karşı yerinde olmayan itirazın iptali ile takibin devamına idare lehine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan alınarak idareye verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, işçilere ödenen miktarların müvekkilinden rücuen tahsil edilmesinin kabul edilemeyeceğini, İş Kanunu madde 112/1-a bendine göre aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu sürelere ilişkin kıdem tazminatı başta olmak üzere tazminat ve alacaklarından ilgili kamu kurum veya kuruluşu sorumlu olduğunu, bu miktarların müvekkile rücu edilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE Dava; dava dışı işçiye ödenen bedelin taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca rücuen tazmini amacıyla, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ... sayılı icra dosyasının celbi sağlanmış olup gelen cevabı yazı dosyamız arasına alınmıştır.
Dava dışı ...'ın (TC: ...) davalı şirket nezdindeki Hizmet Dökümünün Uyap üzerinden çıkarılarak dosya arasına alınmasına karar verilmiş, Uyap ekranından alınan çıktı dosyamız arasına alınmıştır. Dosyanın konusunda iş ve sosyal güvenlik uzmanı bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmalarını karşılar, mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktaları ile sınırlı olmak üzere tespitinin yapılması istenilmiş gelen bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi Kök Raporu ve Ek Raporunda Özetle: davacı ... ile davalı Şirketler arasında personel hizmet alımına ait sözleşmeler imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, davacı tarafın dava dışı işçi ... ile ilgili Arabuluculuk Anlaşma Tutanağına istinaden 17500 TL asıl alacak kıdem tazminatı 525 TL Arabuluculuk bürosuna ödenen Arabuluculuk ücreti olmak üzere toplam :18.025 TL ödediğini, ödeme tarihinin 29.06.2018 olduğu, 22.11.2018 tarihli ...Esas Sayılı... takibi ödeme emrinde : 12.457,10TL :asıl alacak (kıdem tazminatı) 390.09 TL : işlemiş Faiz (18.07.2018-22.11.2018 ) olmak üzere toplam 12.847,19 TL olduğu ve buna göre .... ...) sayılı dosyasına davalı itirazının iptali ve takibin devamının gerekeceği kanaatine varılmıştır. 2004 sayılı İİK 67. Maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği hüküm altına alınmıştır. İş bu davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
11.09.2014 gün ve 29116 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesinde; "...4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları;
a)Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından,
b)Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir..." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167.maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve eklerinde sorumluluğun yükleniciye ait olduğuna ilişkin açık hüküm bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının hizmet alımına ilişkin davalı ile sözleşme imzaladığı, dava dışı işçinin hizmet alımına ilişkin davalı şirket nezdinde belirli bir dönem içinde çalıştığı görülmüştür. Alınan bilirkişi kök ve ek raporu denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olduğundan hükme esas alınmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraflar arasında akdedilen sözleşmede işçilik ödemesi bakımından alt işverenin sorumluluğu konusunda açık hüküm bulunduğu, davalının işçinin çalıştığı dönemler sınırlı olmak üzere tam sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2021/12161 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına, davalı tarafça yapılan itirazın haksız ve alacak miktarının likid olduğu anlaşılmakla davacının tazminat talebinin yerinde olduğu görülerek hükmedilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KABULÜ ile;
1.Davalının ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına,
2.Hükmolunan 12.847,19-TL'nin %20'si olan 2.569,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3.Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 877,59-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 219,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 658,19-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 219,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 169,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.469,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/01/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)