Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/708
Karar No
K. 2023/1034
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/708 Esas
KARAR NO: 2023/1034
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 18.07.2023
KARAR TARİHİ: 14.12.2023

Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas – ... Karar sayılı dosyasıyla açmış olduğu davada 18.07.2023 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilleri ... Sigorta A.Ş. ile dava dışı ... Ticaret A.Ş. arasında 15.05.2020-15.05.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere meydana gelecek rizikolar için ... numaralı Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, davalı / borçluların kusuru ve sorumluluğu ile poliçe kapsamında hasar meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya hasar kapsamında 843,65 Euro ödeme yapıldığını, sigortalıya yapılan ödemenin TTK m. 1472 gereği tahsil edilmek üzere İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve itirazın iptaline ilişkin bu davayı açtıklarını, sigortalı ... Ticaret A.Ş. tarafından Fransa’da bulunan sigortalı ... France S.A. firmasına toplam 3.932 koli (82.616,88 Brüt Kg – 77.633,84 Net kg) muhtelif mutfak eşyaları (Buzdolabı, bulaşık makinesi, gazlı ocak vb.) cinsi emtiaların satıldığını, emtiaların 10 adet 40’lık konteynerlere yüklendiğini, 25.12.2020 tarihinde ... ve adlı gemi ile Aliağa / Türkiye’den Fos Sur Mer / Fransa’ya deniz yolu taşındığını, varış limanından sonra konteynerlerin alıcı ... firma adresine 06.01.2021 tarihinde karayolu ile taşındığını, tahliye işlemi sırasında yapılan kontrollerde ... numaralı konteyner ile taşınan ... model ... marka gazlı ocak emtiasının bir kısmının ıslak teslim alındığının beyan edildiğini, bu duruma ilişkin CMR belgesi üzerine 40 koli emtianın ıslak teslim alındığına ilişkin Fransızca hasar notunun yazıldığını, oluşan hasardan dava dışı sigortalının adına nakliye faturası düzenleyen davalı/borçlu şirketin sorumlu olduğunu, nakliye esnasında konteynerin kapaklarından yağmur veya deniz suyunun içeri girerek emtiaya sirayet etmesi sonucu oluştuğunun rapor altına alındığını, dava dışı ... şirketine hasar dosyası ve sigorta poliçesi kapsamında 843,86-Euro ödeme yapılarak müvekkili sigorta şirketinin, TTK m. 1472 gereği sigortalının haklarına halef olduğunu, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla 759,60-Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz sonucu takibin durduğunu, zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin işlemiş ve işleyecek faizi ile devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas – ... Karar sayılı 19.07.2023 tarihli kararla; davanın görevli İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar 08.09.2023 tarihinde kesinleşerek davacı vekilinin süresinde verdiği 16.08.2023 tarihli tahrik dilekçesiyle dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin ... Esas sırasına kayıtlanmıştır.

Davalı ... Konteyner Taşımacılık A.Ş’ye izafeten acentesi ... Denizcilik ve Nakliyat Anonim Şirketi vekili 20.10.2023 tarihli cevap dilekçesiyle; davacının sigortalısına ait emtiaların sigortalı şirketin adresinde konteynere yüklenerek İzmir/Aliağa Limanı'na dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yolu taşındığını, Aliağa Limanı’ndan Fransa/Fos Sur Mer Limanı’na davalılardan ... Konteyner Taşımacılık A.Ş tarafından deniz yolu ile taşındığını, Fransa/Fos Sur Mer Limanı'ndan dava dışı alıcının adresine ise dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yolu ile taşındığını, söz konusu taşımanın ... numaralı taşıma senedi tahtında taşıyan ... Konteyner tarafından gerçekleştirildiğini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, bu yönde davanın reddi gerektiğini, TTK m. 1188/1f da “Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.” Hükmünün yer aldığını, davacı tarafça dayanılan ekspertiz raporuna göre iddia olunan hasarın 06.01.2021 tarihinde tespit edildiğinin ifade edildiğini, bu nedenle tazminat davasını ancak 06.01.2022 tarihine kadar açabileceğini, davacı tarafından İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 10.01.2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz ettiklerini, itiraz sonucu takibin 21.01.2022 tarihinde durduğunu, davacı tarafından TTK 1188'de düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin icra takibi ile kesildiğini ve takibe itiraz ile TTK m. 1888 maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin 21.01.2022 tarihi itibari ile yeniden başladığını, bu tarihten sonra davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yani 21.01.2023 tarihine kadar açması gerektiğini, teslim/hasar tespit tarihi olan 06.01.2021 tarihinden 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 10.01.2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, İcra takibinde son işlem tarihi olan ve takibin durdurulmasına karar verildiği 21.01.2022 tarihinden 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 12.09.2023 tarihinde bu davanın açıldığını, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle öncelikle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, aktif husumet yönünden ise, davacının delil dilekçesi ekindeki gümrük beyannamesi ile 22.12.2020 tarihli mal faturasına göre sigortalısının satıcı sıfatıyla bir alım – satım anlaşması yaptığını, bu anlaşmada teslim şeklinin ... teslim şekli olarak belirlendiğini ... teslim şekline göre yükten doğabilecek risklerin, malın gemiye yüklenmesinden itibaren alıcıya geçtiğini, emtianın deniz taşıması esnasında hasarlandığı kabul edilse bile riskin, gemiye yüklemeden itibaren alıcıya geçeceğinden davacı satıcının maldan doğan hasardan sorumluluğu bulunmadığını, malın gemiye yüklenmesi anından itibaren malda meydana gelebilecek hasarlardan davacının sigortalısı olan satıcı değil, dava dışı alıcının sorumlu olduğunu, taşıyanın dava dışı alıcıya karşı olan sorumluluğunun devam ettiğini, satış sözleşmesinde yer alan "..." kaydının her ne kadar taşıma sözleşmesi taraflarını bağlamasa da, eşyadan doğan riskin satıcı ile alıcı arasındaki ilişkiye göre yer değiştirmesinin söz konusu olacağını, ... kaydı satış sözleşmesinin tarafları riskin yer değiştirmesi yönünden bağlayacağını, davaya konu olayda eşyadan doğan riskin ... kaydına göre gemiye yüklendikten itibaren alıcısı "..." firmasına geçtiğini, ... teslim şeklinin öngörüldüğü satışta malların geminin küpeştesini aştığı andan itibaren yarar ve hasarın alıcıya ait olduğunu, satıcının mal üzerinde sigortalanabilir bir menfaati kalmadığını, sigortalı ... Tic. A.Ş. hak sahibi olmadığından, yapılan ödemenin davacıya halefiyet hakkı kazandırmadığını, Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi'nin 8. Sayfasında "Ambalaj Notu" başlığı altında "Teminat sigorta konusu emtianın orjinal ambalajında taşınması koşulu ile geçerli olup, ambalaj yetersizliğinden veya uygunsuzluğundan kaynaklanan zıya, hasar ve masraflar teminat dışıdır." maddesinin yer aldığını, ambalaj kaynaklı hasarların teminat dışı bırakıldığını, emtianın taşımaya uygun ambalajlanmamış olabileceğini, yine poliçenin 10. Sayfasında "İthalat & İhracat Notu" başlığı altında poliçeye konu ihracat / ithalat yoluyla alım / satımı gerçekleştirilen emtiaya ilişkin alım/satım sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu oluşan hasarların teminat kapsamı dışında bırakıldığını, davacının Nakliyat Abonman Poliçesi şartlarına aykırı olarak sigortalısını ödeme yaptığını, davacının yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi niteliği taşıdığını, yapılan hatır ödemesinin davacıya halefiyet kazandırmayacağını, bu nedenle davacının davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiğini, sigortalının usulüne uygun süresi içinde hasar ihbarında bulunmadığını, tarafların katılımıyla bir inceleme yapılmadığını, TTK m. 1184 gereğince; gönderilenin varma limanında teslim almadan önce, eşyanın hâl ve durumunu, ölçü, sayı veya tartısını tespit ettirmek amacıyla incelettirebileceğini, gönderilenin bu incelettirme hakkını eşyayı teslim almadan önce kullanması gerektiğini, eşyada ziya veya hasar var ise, bu sefer gönderilenin TTK m. 1185'e göre en geç eşyanın teslimi sırasında taşıyana yazılı bildirim yapmak zorunda olduğunu, eşyadaki ziya veya hasarın haricen belli olmaması halinde gönderilene teslim tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde bildirim yapmasının zorunlu olduğu, TTK m. 1184 - 11885 gereğince gönderilenin teslimden önce tarafların katılımı ile inceleme yaptırmaması veya üç günlük yasal süresi içerisinde hasar ihbarında bulunmadığından yükü taşıyanın konşimentoda yazılı şekilde ve tam olarak teslim ettiği, eğer yükte bir eksiklik, hasar var ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği hususlarında taşıyan lehine karine oluştuğunun kabulünün gerektiğini, survey ekspertiz raporunun tek taraflı hazırlandığını, müvekkili şirket yokluğunda tek taraflı hazırlanan ekspertiz raporunun kabul etmediklerini, taşıma senedinde görüldüğü üzere taşıyanın sadece deniz taşımasını üstlendiğini, davaya konu taşımanın kombine taşıma olduğunu, dava dışı satıcı adresinden yükleme limanına kara taşıması dava dışı üçüncü kişi tarafından, deniz taşımasını takiben boşaltma limanından davacı sigortalısının adresine yapılan kara taşıması dava dışı üçüncü kişi tarafından gerçekleştirildiğini, ... Konteyner A.Ş nin taşımanın sadece Aliağa Limanından ... Limanına olan deniz yolu kısmını gerçekleştirdiğini, ... Konteyner A.Ş'nin kara taşımaları sırasında gerçekleşmiş olabilecek hasarlardan sorumlu tutulamayacağını, davacının hasarın deniz taşıması sırasında gerçekleştiğini ispatlaması gerektiğini, konteynerlerin boşaltma limanına indirildikten sonra alıcı tarafından teslim alındığını, alıcının konteynerleri teslim alırken imzaladığı ordino ve taşıma senedinde herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmadığını, konteynerin herhangi bir yerinde hasar olması halinde limanda tutulan bir interchange raporu (Konteyner Hasar Raporu & El Değiştirme Evrakı) bulunmadığını, konteynerin hiçbir ihtirazi kayıtsız ve hasarsız şekilde teslim edildiğini, 06.01.2021 tarihli, ... limanında taşıyanın tesliminden sonra 06.01.2021 tarihli depo teslim belgesinde konteynerin "İYİ DURUMDA" (Fransızca karşılığı "BON ETAT" kutucuğunun işaretlendiğini, bu nedenle konteynerin hasarsız olarak boşaltma limanına indirildiğinin ispatlandığını, ekspertiz raporunda iddia olunan hasarın ne şekilde oluştuğunun tespit edilemediğini, ekspertizlerin konteynerleri görmeden, hasarlandığı iddia olunan emtiayı da görmeden rapor düzenlediklerini, tamamen varsayıma dayalı olarak bir görüş bildirildiğini, somut gerekçe sunulmadığını, bu nedenle ekspertiz raporunun delil niteliği taşımadığını, emtia üzerinde nitrat testi dahi yapılmadığını, eşyanın deniz suyu ile ıslandığının ispatlanamadığını, eşyanın deniz taşıması sırasında ıslandığı ve hasarlandığının ispatlanamadığını taşıyan müvekkilinin hasardan sorunlu tutulamayacağını, dava dışı üçüncü kişi tarafından yapılan Fransa'daki dahili nakliye sonrası ilk kez hasara ilişkin kaydın tutulduğunu, bu durumun iddia olunan hasarın dahili nakliye esnasında gerçekleştiğini gösterdiğini, 07.10.2021 tarihli ekspertiz raporunda emtianın dava dışı yabancı ... firmasına 06.01.2021 sevk edildiğinin belirtildiğini, hasarın tespit edildiği iddia edilen tarihten 9 ay sonra düzenlenen raporunun delil niteliği taşımadığını, taşımaya konu emtiaların mühürlü olarak teslim alındığını ve alıcısına mühürlü olarak teslim edildiğini, konteynerlerin davacı yükletenin adresine taşındığını ve malların konteyner içerisine yükleyici tarafından yerleştirilerek konteyner mührü davacı yükleyici tarafından takıldığını, müvekkili şirketin malların istifleme, emniyete alma ve sağlamlaştırma işlemlerine nezaret yükümlülüğü bulunmadığını, sorumluluğun davacının sigortalısında olduğunu, taşımanın “.../...” olarak gerçekleştirildiğini, yani konteynerin yükleten tarafından tamamen doldurulduktan sonra taşıyana mühürlü durumda teslim edildiğini, taşıma senedi üzerinde “..., ..., ...” yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı, mühürledi klozunun yer aldığını, yine taşıma senedinde ... / ... klozunun bulunduğunu, buna göre taşıyanın yükleme ve boşaltma yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, dolayısıyla yükleme ve boşaltma sırasında meydana gelen hasarlardan sorumlu olmadığını, zarara hesabının dayanağı bulunmadığını, müvekkilinden talep edilen rakamın fahiş olduğunu, ekspertiz raporunda hasar tutarına %10 ilave bedel eklendiğini, bu ilave bedeli de kabul etmediklerini, davacının sigortalısının malların değerini bildirmediğini, taşıma senedinde mal bedelinin yazılmadığını, taşıyanın taşınan mal bedellerini bilmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 1186 gereğince hesaplama yapılması gerektiğini, taşıma senedinde ad valorem navlun uygulamasının yapılmadığını, davacının icra inkar tazminatı koşullarının oluşabilmesi için borçlunun itirazının haksız olması ve alacağın likit (belirlenebilir) olması gerektiğini, davaya konu taşıma sonucunda hasarın kimin kusurundan kaynaklı olduğunun yargılamayla belirlenebileceğini belirterek öncelikle davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle, aktif husumet yönünden, işin esasına girilmesi halinde ise davanın esastan reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava; davacı sigorta şirketinin sigortalısının yapmış olduğu taşıma sözleşmesinden kaynaklan hasar nedeniyle açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Sigorta Poliçesi, Ekspertiz raporu, Nakliyat Emtia Abonman Poliçesi, ödeme dekontları, faturalar, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, konşimento, fotoğraflar, arabuluculuk tutanağı incelenmiştir.

İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ...

Sigorta A.Ş.'nin takip borçlusu ... Taş. AŞ ye ... ... Denizcilik ve ... A.Ş. aleyhine 06.01.2022 tarihinde yapmış olduğu ilamsız icra takibinde 759,28 Euro asıl alacak ve 0,32 Euro işlemiş faiz ile birlikte toplam 759,60 Euro üzerinden takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 19.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlunun 20.01.2022 tarihinde takibe ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir.

Davalı tarafın hak düşürücü süre itirazı değerlendirildiğinde; taşımaya konu emtianın 25.12.2020 tarihinde gemiye yüklendiği, yükün 30.12.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 04.01.2021 tarihinde gönderilene teslim edildiği, (yükü teslim alan tarafın konteyneri boşaltarak 06.01.2021 tarihinde konteyneri iade ettiği), davacının 06.01.2022 tarihinde icra takibine geçtiği, böylece 04.01.2021 – 04.01.2022 tarihleri arasında hak düşürücü sürenin geçtiği belirlenmiştir. TTK m. 1188 'de " Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer. (4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." hükmü bulunmakla; davacının bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde yani 04.01.2022 tarihine kadar takip yapması ve dava açması gerektiği, davacının 06.01.2022 tarihinde takibe başladığı, mahkememizde 18.07.2023 tarihinde dava açtığı belirlenmiştir.

Belirtilen sürenin hak düşürücü süre olması nedeniyle takibin durduğu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde davanın açılması gerekmekte olup, en son icra dosyasında işlem yapıldığı tarihin davalının itiraz tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren 21.01.2022 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın ise 18.07.2023 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. Mevcut durum itibariyle icra takibi başlamadan TTK m. 1188'de yer alan hak düşürücü sürenin dolduğu ve davacının süresi içerisinde dava açmadığı belirlenmiştir.

TTK m. 1188’ye göre zararın meydana geldiği yani eşyanın ziya ve hasarının teslim edildiği ve öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sigorta şirketinin açacağı davada da hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra açacağı davada da tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesinin tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde açılması gerekmektedir. Yine TTK m. 1188/3f hükümlerine göre "Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir." hükmünün sigortacılara ilişkin olmayıp (somut olayda olduğu üzere halefiyet ilkesine dayalı olarak zarar görenin halefi olduğundan) zararı ödeyen üçüncü kişilerin dava açması için tanınan 90 günlük hak düşürücü süreyi belirttiğinden hak düşürücü sürenin davacının belirttiği süre olmadığı sorumlu olan kişinin yapmış olduğu, ödeme nedeniyle rücu halinde uygulanması gerektiği, belirlenmektedir. Somut olayda olduğu üzere 90 günlük hak düşürücü sürenin halefiyet ilkesine dayanarak dolmadığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Zira sigortalı ile sigortacı TTK m. 1472 gereği birbirinin halef ve selefi olmaktadırlar. Bu halde rücu davası açabilmesi için tıpkı sigortalısının tabii olduğu hak düşürücü süreye tabii olması söz konusu olmaktadır. Somut olayda da sigortalı aleyhine açılan bir davada sigortalının bu davadan itibaren 90 günlük süre de dava açması veya sigortalının ödeme yapması halinde 90 günlük sürede dava açması imkânı sağlamaktadır. Davacı da selefinin sağladığı bu hakkı ancak bu şartlarda kullanabilecektir. Oysa somut olayda bu hak düşürücü süre geçmiştir.

Davacı taraf haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebi reddedilmiştir. Davalının diğer itirazı olan aktif husumet itirazının ise değerlendirilmesine gerek kalmadığı belirlenmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacının davasını hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine, Davalının %20 kötüniyet tazminat talebinin ise şartları gerçekleşmediğinden reddine, Davalının aktif husumet itirazının hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle değerlendirilmesine yer olmadığına, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine, Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/12/2023 Katip...

(e-imzalıdır)

Hakim...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.