7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2014/22043 E. , 2014/20315 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : K.Y.B. - 2014/230774
Patent hakkına tecavüz suçundan şüpheliler ... A.Ş. Ve ....... Su Sistemleri İmalat İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret LTD. ŞTİ. yöneticileri ve yönetim kurulu üyeleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/01/2014 tarihli ve 2013/180901 soruşturma, 2014/820 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına dair Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/02/2014 tarihli ve 2014/64 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09/06/2014 gün ve 39590 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/06/2014 gün ve KYB. 2014-230774 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13/09/2012 tarihli ve 2012/19852 esas, 2012/22950 sayılı ilamında yer alan, “5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5.maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2.maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suç oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sanıklara atılı tescilli patent faydalı model hakkına tecavüz eylemleri ve bu fiilleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde;
10.03.1926 tarihli ihtira beratı kanunu ile bu konuda hükümler getirildiği, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren patent haklarıyla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 551 sayılı patent haklarının korunması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 4128 sayılı yasanın 1.maddesiyle yürürlükten kaldırılan 174 üncü maddesiyle ihtira beratı kanununun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Patentten faydalı modelden doğan hakkın cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızla ilgili olarak yapılan hukuki değişikliklere işaret edildikten sonra somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar hakkında 551 sayılı KHK'nın 73/a-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 136.maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde "diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK.nun 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1.maddesinde "bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2. maddesinin birinci fıkrasında ise "kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz..." hükümleri yer almaktadır. Olayımızda sanıklara atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5.maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza "içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK. nun 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir.
Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK.nun 2.maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 05.02.2009 gün ve 2005/57 E, 2009/19 K sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, kanun hükmünde kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK. nun 2. maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5.maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 551 sayılı KHK’nın suç tanımlayın hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 551 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Öte yandan 551 sayılı KHK'ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4128 sayılı yasayla 551 sayılı KHK'ya eklenen ceza hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte bu hükümler daha önceden yürürlükte bulunan ve aynı hukuki değeri koruyan diğer kanunlardaki ceza hükümlerini zımni olarak yürürlükten kaldırmış olduğundan bu nedenle sanıklara atılı eylem 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle koruma altına alınan patent hakları yönüyle haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır.” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında şüphelilerin eylemlerinin suç oluşturmayacağı ve haklarında kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Bakırköy 16.Ağır Ceza Mahkemesinin 10/02/2014 tarihli ve 2014/64 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.