2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı taraflar arasında 23/09/2020 tarihinde eski plakası ... yeni plakası ... olan Renault marka 2011 model, premium 430.19T tipi, 221503 motor, ... saşi numaralı araç için ...
9.Noterliği'nin 23.09.2020 tarih ve 27364 yevmiye numaralı noter huzurunda satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin bu aracı ... Otomotiv Tır Pazarı Kuyumculuk Sanayi Limited Şirketi ve bu şirketin ortaklarından ... 225.000,00-TL bedel ile aldığını, bu bedelin 181.448,00-TL'sini müvekkilinin davalı ...'ın banka hesabı225.000,00-TL bedel ile aldığını, bu bedelin 181.448,00-TL'sini müvekkilinin davalı ... banka hesabına havale suretiyle bakiye kısmını ise elden ödediğini, ancak tarafların gerçek satış bedelinin 100.500,00-TL gösterdiğini, davalı tarafların satılanda bildirdiği niteliklerin satılan araçta bulunmadığını, söz konusu aracın nitelik ve niceliğini etkileyen kullanım amacı bakımından değerini ve alıcı müvekkilinin beklediği faydaları ortadan kaldıran ve önemli ölçüde azaltan maddi, ekonomik ayıpların bulunduğunu, aracın satın alınması sürecinde davalıların alıcı müvekkiline aracın sorunsuz ve muhayyer olduğu bilgisinin verildiğini, lakin aracın satın alınmasından sonra müvekkilinin satış esnasında gözle görülemeyeceğini, dikkat etse dahi görme ihtimali olmayan gizli ayıbın ortaya çıktığını, müvekkilinin mesleğinin tır şoförlüğü olduğunu, aracın arıza vermesinden hemen sonra davalılar ile irtibat haline geçtiğini, araçtaki arızayı gidermediklerini belirterek ayıplı araç için müvekkilinin araçtaki gizli ayıptan kaynaklanan hasarların onarımı için yapmış olduğu 49.097,00-TL masraf tutarının müvekkili tarafından karşılanması sebebiyle satış bedelinden indirim istenmesi ile birlikte müvekkili tarafından gizli ayıbın giderilmesi suretiyle yapılan 49.097,00-TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile araç bedelinden indirim olarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, ayıplı mala ilişkin taraflarına süresinde bildirimde bulunulmadığını, müvekkil firmanın 2017 yılından bu yana araç alım satım işleri ile uğraşmakta olduğunu, dava konusu araçta müvekkil şirketin kusura bağlı bir ayıp bulunmadığını, kanunda yapılan tanıma göre malın ayıplı olarak kabul edilebilmesi için taraflarca kararlaştırılmış örnek ya da modele uygun olmaması veya tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımaması gerektiğini, uyuşmazlık konusu aracın davalı müvekkil şirket yetkilileri tarafından davacı tarafa eksiksiz ve sorunsuz çalışır bir şekilde teslim edildiğini, bu sebeple dava dilekçesinde belirtilmiş olan ddialar nedeniyle bedelden indirim yapılmasına dair talebin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, satış işlemi öncesinde ekspertiz raporu davacıya sunulduğu gibi davacının da istediği ekspertize başvurabileceğinin belirtildiğini, davacı tarafın söz konusu durumu öğrendikten sonra müvekkil firmaya başvuruda bulunduğu ve hiçbir şekilde karşılık alamadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil firmanın, davacı tarafın kendisine durumu izah etmesinden sonra basiretli bir tacir olarak satış bedeli ve araca harcandığı iddia olunan masrafları karşılamak suretiyle taraflarına iade edilmesini teklif ettiğini ancak davacı tarafından bu teklifin kabul edilmediğini, aracın müvekkil tarafından 23/09/2020 tarihinde satıldığını, davacı aracın 02/08/2021 tarihinde ,,,,,, Atölyesi'nde yapılan fiziki muayene sonucunda ... fatura no ile arızalı olarak tespitinin yapıldığını belirttiğini, davacı tarafından araçta olduğu iddia olunan gizli ayıpların motor kısmında olduğu ve aracın uzun yolda yük taşımada kullanıldığı göz önüne alındığında, satış işleminden bu kadar süre sonra ortaya çıkması kabul edilebilir bir olgu olmadığını, iddia edilen arızaların davacının kullanımından kaynaklı olduğunu ancak tamirat masraflarını haksız şekilde müvekkile yükletilmeye çalışıldığı izlenimi oluştuğunu, bu hususta bilirkişiler tarafından, satış sırasında iddia edilen arızaların varlığı halinde aracın kullanılıp kullanılamayacağının tespitinin yapılması hususunu belirterek açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2.-Celp edilen kurum cevabi yazıları,
3.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Nevi İtibari İle Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.
Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 hükmünde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan m.190 hükmünde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Her iki yasa düzenlemenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bir taraf bir vakıayı iddia ettiğinde iddia edilen vakıanın gerçekleşmiş olduğunu ispatla mükelleftir. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 03/04/2023 tarihli raporda özetle;
A) Davacının dava konusu aracı yaklaşık 1.414.714 km'de satın almış olduğunu ve üst kapak çatlağı sebebiyle oluşan hasarın ortaya çıkmasına kadar 107.886 km kullanmış olduğunu, üst kapak çatlakları ve buna bağlı sorunların 107.886 km'lik bir kullanım esnasında oluşmasının beklenen ve olağan bir sonuç olarak değerlendirildiğini, B) Satış esnasında araçta üst kapak çatlaklarının mevcut olduğuna dair dosya kapsamına beyan dışında somut ve yeterli bir kanıt sunulamamış olduğunu, dosyanın mevcut hali ile sorunun satış esnasında var olduğuna ve satış esnasında ayıplı olduğuna ilişkin bir kanaat oluşmadığını, C) Sorunun aracın 107.886 km'lik bir kullanımda bakım onarım yetersizliği ve kullanıcı hatalarına bağlı olarak ortaya çıkmasının da muhtemel olduğunu, Ç) Yukarıdaki maddelerde açıklanan gerekçelerle araçta oluşan hasarın, aracın satış esnasındaki bir ayıbı sebebiyle oluştuğuna/oluşacağına dair herhangi bir kanıt tespit edilemediğinden dosyanın mevcut kapsamı ile yapılan değerlendirmede ARACIN AYIPLI OLMADIĞINI, D) Mahkemenin aksi yönde (satış esnasında üst kapakta çatlakların mevcut olduğu) kanaate varması durumunda:
1.Alıcısı tarafından çıplak gözle tespitinin mümkün olmayacağı, kolayca algılanamayacağı ve hatta basit bir araç ekspertizi ile ortaya çıkarılabilecek niteliklerde olmadığı düşünüldüğünde ayıbın teknik açıdan gizli ayıp niteliğinde olduğunu,
2.Ayıbın giderilmesine ilişkin sunulan faturalarda yer alan iş ve işlemlerin bu soruna bağlı ortaya çıkabilecek hasarlar ile uyumlu olduğunu,
3.Araçta ayıbın varlığının kabülü ve bu ayıbın bilindiği takdirde aracın satım anındaki bedelinin (ayıplı haldeki değeri) 200.000,00 TL olacağını, sözleşmeden bağımsız aracın satım tarihinde bedelinin (ayıpsız haldeki değeri) 230.000,00 TL olarak makul olduğunu,
4.Hukuki takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; bedel indirimi yönünde karara varılması durumunda; Yargıtay'ın ayıplı mal satışı nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde "Nispi Metot" yöntemine göre hesaplama yapılması yönündeki ilamları doğrultusunda hesaplamanın; Araç Sözleşme bedelinin = 225.000,00 TL Aracın satış tarihindeki ayıp haldeki değerinin = 200.000,00 TL Aracın satış tarihindeki ayıpsız haldeki değerinin = 230.000,00 TL İndirim bedelinin; Satış bedeli - [Satış bedeli x (ayıplı haldeki gerçek rayiç değeri / ayıpsız haldeki gerçek rayiç değeri)] = 29.347,83 TL olacağını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara usulünce tebliğ edilmiş davacı vekilince süresi içerisinde rapora arızalı parçalar üzerinde inceleme yapılması ve tamiratı yapan ustanın dinlenmesi ile yeni bir rapor alınması suretiyle itiraz edilmiştir.
Mahkememize ibraz edilen raporda davacı tarafından davacı tarafından iddia edildiği gibi geçici katkı maddelerinin satın alınan aracın 100.000 Km'nin üzerinde kullanıldıktan ortaya çıkmasının mümkün olmadığının bu tür katkı maddelerinin daha kısa süreli çözümler sağlayacağı ve aracın 100.000 km gitmesini sağlamayacağı bildirilmiştir. Bunun yanında bilirkişi raporunda aracın km'sinin 1.535.583 olduğu gözetildiğinde de araçta bu tür sorunların çıkmasının olağan ve normal olduğu bildirilmiştir. Raporda özetle araçta bir ayıbın mevcut olmadığı kullanım esnasında oluşan beklenen ve olağan bir sonuç olduğu, aracın ayıplı olmadığı mahkememize bildirilmiştir.
Hazırlanan raporda mahkememizce aracın ayıplı olduğuna dair kanaat oluşması halinde davacının talep edebileceği miktarın ne kadar olabileceğine dair terditli belirleme yapılmışsa da HMK 266'ncı maddesinde yer alan "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" düzenlemesi dikkate alındığında aracın ayıplı olup olmadığına dair belirlemenin teknik ve uzmanlık gerektiren bir husus olduğu dikkate alınarak mahkememizce bu yönde bir değerlendirme yapılması mümkün görülmemiştir.
Davacı vekilinin rapora karşı itirazlarına ise ayıbın tanıkla ispatlanamayacağı ve bilirkişi raporunda davacının iddialarının kullanım ile ortaya çıkabileceğinin belirlenmiş olması dikkate alınarak itibar edilmemiştir. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Buna göre ayıp iddiasının bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere aracın ayıplı olmadığı belirlenmiş olması dikkate alınarak davacının davasının ispat edemediği kanaati hasıl olmuştur. Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli şekilde aldırılmış bilirkişi raporu, taraf beyanları hep birlikte incelendiğinde davasının reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİ ile;
2.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 838,45 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 568,60 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6.Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 680,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.1 12/07/2023